YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8484
KARAR NO : 2009/12070
KARAR TARİHİ : 17.07.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve … … vekilleri ile davalı Hazine tarafından esastan, davalı Hazine vekil tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Kasabası … Mahallesindeki yaklaşık 49 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın kadastro sırasında çalılık, fundalık olarak tespit harici bırakıldığını ve 1979 yılında imar-ihya edilerek … arazisi haline getirildiğini iddia ederek adına tescili istemiyle mahkemenin 2006/358 esas sayılı dava dosyasında, davacı … ise, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Kasabası … Mahallesindeki yaklaşık 55 dekar yüzölçümündeki taşınmazın kadastro sırasında çalılık, fundalık olarak tespit harici bırakıldığını ve 1979 yılında imar-ihya edilerek … arazisi haline getirildiğini iddia ederek adına tescili istemiyle Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/265 Esas sayılı dava dosyasında dava açmış, görevsizlik kararı ile dosya Asliye hukuk mahkemesine aktarılmış ve mahkemenin 2007/107 Esasına kaydedilmiştir.
Yargılama sırasında … 18/12/2006 tarihli dilekçe ile ,aynı yer hakkında mahkemenin 2003/11 esas sayılı dava dosyasında açtığı tescil davasının yargılaması sonucunda mahkemece adına tescil kararı verildiğini, ancak davalı yönetimlerin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2005/1705-6228 sayılı kararı ile çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilerek kararın bozulduğunu ve bozma sonrası davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek Medeni Yasanın 713. maddesine göre tescil davasına itiraz etmiş,… ise 20/4/2007 tarihli dilekçe ile tescili istenen yerin sınırları içinde bulunan bir kısım yeri 1998 yılında … ağacı dikerek imar ve ihya ettiğini ve zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek Medeni Yasanın 713. maddesine göre tescil davasına itiraz etmiş, davacıların davasının reddi ile tescil kararı verilebilecek ise adlarına tescilini istemişlerdir
Mahkemece, H.Y.U.Y.’nın 45.maddesi uyarınca bağlantı nedeniyle davalar birleştirildikten sonra,çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında zilyetlikle kazanılamayacak yer olduğundan davacıların davasının reddine, karar verilmiş,hüküm,davacı … vekili ile davacı … vekili tarafından esastan, davalı HAZİNE vekili tarafından ise vekalet ücretine yönelik olarak, temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tespit harici bırakılan ve tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1953 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 20.02.1957 tarihinde kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada yüksek eğimli çalılık olduğunun saptandığı,hukuken ve bilimsel olarak ve 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p bendinde belirtildiği ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663-1694 sayılı kararında açıklandığı gibi, eğimi % 12’nin üzerinde olan funda ve makilik alanlar orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle orman sayılan yer olup, 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında bulunduğu,bu hali ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanmaya elverişli taşınmaz niteliğinde olmadığından davacı kişi yararına Medeni yasanın 713. maddesinde yazılı şartların oluşmadığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, davacı kişinin davasının reddedildiği ve davaya konu taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesine göre tescil davasına itiraz eden kişinin adına tesciline karar verilmediği halde, davalı hazine ile birlikte itiraz eden lehine avukatlık ücreti takdir edilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, gerekçeli kararın 9. sayfasında yer alan hüküm fıkrasının üç (3) sayılı bendinde yer alan “…mütesaviyen davalı … ve tescile itiraz eden … ve … …’a verilmesine ” kelimelerinin hükümden çıkartılarak yerine “ davalı Hazineye verilmesine”kelimeleri yazılmak suretiyle; yine gerekçeli kararın 10. sayfasında yer alan hüküm fıkrasının üç (3) numaralı bendinde yer alan “…mütesaviyen davalı … ve tescile itiraz eden …’e verilmesine ” kelimelerinin hükümden çıkartılarak yerine “ davalı Hazineye verilmesine”kelimeleri yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacı … ve … …’a yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 17/07/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.