Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/8498 E. 2009/10281 K. 18.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8498
KARAR NO : 2009/10281
KARAR TARİHİ : 18.06.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişilerin tümü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 1517, 1519, 1520 ve 1521 parsel sayılı sırasıyla, 8116 m2, 3695 m2, 413 m2 ve 643 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar dava dışı 1518 sayılı parsel ile bir bütün olarak, Zilkade 1282 tarih ve 165 sıra numaralı tapu kaydı ile … … kızı …’nin malı iken, intikal, taksim ve satışlar ile el değiştirdiğinden söz edilerek, 1517 sayılı parsel … , 1519 sayılı parsel …, 1520 sayılı parsel … …, 1521 sayılı parsel … … …; 1532 parsel sayılı 6398 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise öncesinde dava dışı 1522 ila 1531 ve 1533 ila 1537 sayılı parsellerin bir bütün olduğundan söz edilerek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiştir. Davacılar … ve 133 arkadaşı, … köyü 1517, 1519 ve 1532 sayılı parsellerin C.Aher 1280 tarih ve D.41, V.18 sayılı murisleri … oğlu … adına kayıtlı tapu kapsamında kaldığı iddiasıyla, kadastro tesbitlerinin iptali ve adlarına miras payları oranında tescilini, … Yönetimi 1517, 1520 ve 1521 Mazbut … vakfına ait Ağustos 1936 tarih ve 2 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla bu parsellerin … vakfı adına tescili, iddiasıyla dava açmışlar davalar birleştirilmiştir. … Yörük ve 133 arkadaşı aynı sav ile 1520 ve 1521 sayılı parseller için açılan davaya katılmışlar, Hazine sözü edilen çekişmeli parsellerin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan devlet ormanı olduğu gibi, … Belediyesi mücvir alan sınırları ve imar planı sınırları içinde kaldığı, imar ihya ve zilyetlikle kazanılamayacağı, taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tescili, … Uysal 15.05.2003 tarihli dilekçesiyle, çekişmeli … köyü 1517 sayılı parseli davalı … Akandan … 2. Noterliğinin 23.03.1995 gün ve 10665 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığı taşınmazın adına tescili iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece Hazinenin davasının kabulüne, diğer davacı ve katılanın davalarının reddine, çekişmeli … köyü 1517, 1519, 1520, 1521, 1532 sayılı parsellerin davalılar adına olan tesbitlerinin iptaline ve Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişilerin tümü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklama ve dosya kapsamına göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve, eski tarihli memleket haritası … fotoğrafı ve amenajman palanlarının, kesinleşmiş orman kadastrosu ve makiye ayırma tutanak ve haritalarının uygulamasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli parsellerin tamamının eski tarihli memleket haritasında ibreli ağaç sembolü bulunan orman olarak nitelendirildiği, daha sonraki yıllarda açıldığı ve arsa niteliğiyle kullanıldığı ve üzerine evler yapıldığı, … köyü 1519.1520 ve 1521 sayılı parsellerin tümü, 1517 sayılı parselin 27.05.2005 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde mavi renk kalemle ve (B) ile gösterilen 4689 m2 ve 1532 sayılı parselin mavi renkli kalemle ve (B) ile gösterilen 3229 m2 yüzölçümündeki bölümünün 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bırakıldığı, … köyü 1519. 1520 ve 1521 sayılı parsellerin tamamıyla, 1517 sayılı parselin 27.05.2005 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde kırmızı renkli kalemle ve (B) ile gösterilen 3119 m2 bölümünün makiye ayırma işlemine konu edilmediği, 1517 sayılı parselin kırmızı renkli kalemle ve (A) ile gösterilen 5497 m2 bölümü ile 1532 sayılı parselin tamamının 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonunca ilkin 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, daha sora 1942 orman kadastrosunun Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının Hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 taih ve 208 sayılı karar ile iptal edildiği ve taşınmazın makiye ayrılan yerlerden olduğu tartışılarak yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parsellerin tamamının orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenip,
1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonun, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirttikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yaptığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerleri, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırdığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanları 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağını düzenlediği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verdiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verdiği, dava konusu taşınmazların orman rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleşen orman sahası içinde kaldığı, taşınmazın orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, bir başka orman kadastro komisyonunca yasal olmayan nedenlerle yok sayılıp, orman kadastrosu sınırları içindeki taşınmazların orman sınırları dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağının bulunmadığı,

Çekişmeli 1517 sayılı parselin kırmızı renkli kalemle ve (A) ile gösterilen 5497 m2 bölümü ile 1532 sayılı parselin tamamının 1952 yılında makiye ayrıldığı belirlenmişse de, … Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, bu komisyonların yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak, zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlediği,yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde … tevzi işlemlerinin de yapılmadığı, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği”nin kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemeyeceği, somut olayda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmadığı,
H.G.K nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesinin tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağı, O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabileceği, makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosunun kesinleşeceği ve o taşınmazın hukuken orman niteliğini kazanacağı, yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştiremeyeceği,
Kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydının sınırlarının tesbit edilemediği, her ne kadar, Kadastro tesbitine esas alınan Zilkade 1282 tarih ve 183 sıra numaralı tapu kaydında okunan … sınırının, çekişmeli taşınmazlar bir bütün olarak düşünüldüğünde, doğuda bulunan dava dışı 1516 sayılı parselin önceki maliklerinden … oğlu … olduğu bildirilmişse de, 1516 sayılı parselin 1957 doğumlu … oğlu Şeyhali Elçin adına tesbit edildiği, bu nedenle 1957 yılında çocuğu olan …’ın tapu tesis tarihinde doğduğu kabul edilse bile, 1516 sayılı parselin tesbit maliki Şehali’inin doğduğu 1957 yılında 98 yaşında olacağı, 98 yaşında bir insanın çocuk sahibi olmasının doğa kurallarına aykırı olması nedeniyle tapu kaydında sınır okunan …’nın, dava dışı 1516 sayılı parselin tesbit malikinin babası … olduğunun kabul edilemeyeceği, tapudaki diğer … sınırının bilinemediği, tapunun diğer yol ve … sınırlarının ise her yere uyabilecek sınırlardan olduğu, bu nedenlerle, kadastro tesbitinde söz edilen tapu kaydının çekişmeli parselleri kapsadığının söylenemeyeceği, kaldı ki, tapu kaydının yoklama kaydı olduğu ve zilyetlikle birleşmedikçe hukuki değer verilemeyeceği, bir an için bu tapu kaydının çekişmeli parseli kapsadığı kabul edilse bile, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde bırakılmakla hukuki değerini kayıp edeceği,
Devlet ormanlarının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği gibi, devlat ormanlarında zilyetliğin suç teşkil ettiği, … Köyünün 1981 yılında … Büyükşehir Belediyesi sınırları içine alındığı ve bu yerde 1981 yılında imar planının yapılıp kesinleştiği, yürürlükten kaldırılan 766 Sayılı Yasanın 1617 Sayılı Yasa ile değişik 33. maddesi hükmüne göre imar-ihya yoluyla taşınmaz edinme olanağının bulunmadığı, 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi hükmüyle, imar-ihya yoluyla taşınmaz edinme olanağı sağlanmış ise de aynı maddenin 2. fıkrası ile “il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlarda bu hüküm uygulanmaz” hükmü gereğince 1991 yılında tesbit tutanağı düzenlenen taşınmazın imar-ihya yoluyla kazanılma olanağı bulunmadığı gibi, ev yapmak ve arsa suretiyle kullanmak suretiyle zilyetliğin taşınmazın ekonomik amacına uygun olmadığı, taşınmazların teknik bilirkişilerce belirlenen nitelikleri ve dosyasına eklenen fotoğrafları birlikte değerlendirildiğinde imar ihya olgusunun gerçekleştiğinin söylenemeyeceği, bu nedenle çekişmeli 1517 ve 1532 sayılı parsellerin kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalan bölümleri için de, davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşmadığı gözetilerek, diğer davaların reddine ve Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, kararın gerekçe bölümünde … Uysal’ın davasında kadastro mahkemesinin görevli olmadığına değinilip, davasının bu yönden reddine karar verildiği anlatıldığı halde, hüküm kısmında ayırt etmeden diğer tüm davacı ve katılanların davalarının reddine denmesi, yine1519. 1520 ve 1521 sayılı parsellerin tamamıyla, 1517 sayılı parselin 27.05.2005 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde mavi renk kalemle ve (B) ile gösterilen 4689 m2 ve 1532 sayılı parselin mavi renkli kalemle ve (B) ile gösterilen 3229 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanı olduğu belirlendiği halde, bu bölümlerin niteliği belirtilmeden Hazine adına tesciline denmesi doğru değilse de, bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını ve hükmün bozulmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan birinci ve kinci bentin tamamen hükümden çıkartılarak; bunun yerine, birinci bend olarak “1-Katılan Hazinenin davasının KABULÜNE, katılan … ’ın davasının görev nedeniyle REDDİNE, diğer davacı ve katılan gerçek kişilerin davalarının esastan REDDİNE,”, ikinci bent olarak da “Çekişmeli … … köyü … köyü 1519. 1520 ve 1521 sayılı parsellerin tümü, 1517 sayılı parselin 27.05.2005 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde mavi renk kalemle ve (B) ile gösterilen 4689 m2 ve 1532 sayılı parselin mavi renkli kalemle ve (B) ile gösterilen 3229 m2 yüzölçümündeki bölümünün kadastro tesbitlerinin iptaline ve orman niteliğiyle, 1517 parselin (A) ile gösterilen 3927 m2 yüzölçümündeki bölümünün üzerinde evler bulunan tarla ve 1532 parselin (A) ile gösterilen 3169 m2 bölümünün ise tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline,” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 18/06/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.