Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/8610 E. 2009/10585 K. 23.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8610
KARAR NO : 2009/10585
KARAR TARİHİ : 23.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : HAZİNE-ORMAN YÖNETİMİ- …. KÖYÜ TÜZEL KİŞİLİĞİ

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … İlçesi,… Köyünde bulunan tahmini 2000 m2 taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, 20 yılı aşkın eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre davacı adına tescilini istemiştir. Davalı Hazine de 05.02.2009 tarihli celsede taşınmazın Hazine adına tescilini istemiş, mahkemece davanın reddine, Hazine tarafından usulünce açılan bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil talebine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden sonra 03.12.1991 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Taşınmaz bu çalışmada P.26 numaralı iç parsel olarak orman sınırı dışında bırakılmıştır. 1988 yılında yapılıp kesinleşen kısmi arazi kadastrosu işlemi vardır. Taşınmaz bu çalışmada orman olarak tespit harici bırakılmıştır.
1) Davacı … …’nun temyiz itirazları bakımından;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, çekişmeli taşınmazın zilyedlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gibi, davacının tarımsal amaçlı kullanımının da olmadığı belirlenerek davanın reddi yolunda hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığına göre davacınınyerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Tescil talep edilen taşınmazın yörede 1988 yılında yapılan arazi kadastrosunda orman olarak tapulama harici bırakıldığı, daha sonra 1991 yılında kesinleşen orman kadastrosu sırasında orman kadastro sınırları dışında bırakılmışsa da orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten dava tarihi olan 21.05.2008 tarihine kadar da 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi de geçmediğinden, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; davalı Hazine vekili 05.02.2009 tarihli oturumda taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Medeni Yasanın 713. Maddesinin 6. fıkrasında tescil davasında “davalılar ve itiraz edenler aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler” denilmiştir. Davalı Hazine bu hükme dayanarak dava konusu taşınmazların Hazine adına tescilini yazılı olarak isteyebileceği gibi yargılama tutanaklarına geçmek üzere sözlü olarak da ileri sürebilir. Bu nedenle; taşınmazın keşifte belirlenen niteliği de gözönünde tutularak davalı Hazine vekilinin tescil istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 23/06/2009 günü oybirliği ile karar verildi.