YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8840
KARAR NO : 2009/14390
KARAR TARİHİ : 08.10.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.02.2004 … ve 2004/972-1175 sayılı bozma kararında özetle: “Yürürlükten kaldırılan 766 Sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince, Tapulama Müdürünün tapulaması biten birliklerde mevcut gayrimenkullerin tespit durumunu ve maliklerini ve var ise itiraz edenlerini gösteren bir cetvel hazırlayarak, birliklerde 30 … süreyle ilan edeceği, 27. madde gereğince itirazsız tutanakların kesinleştirilip, itirazlı tutanakların Yasanın 28. maddesi gereği Tapulama Müdürü Başkanlığında kurulan Tapulama Komisyonunca incelenip karara bağlanacağı, komisyon kararlarının itiraz edene ve lehine tespit yapılana tebliğ edileceği, alakadarların komisyon kararlarına karşı 30 günlük sürede dava açtıkları taktirde tapulama tutanağı ve ilişiklerinin tapulama hâkimi tarafından celp olunarak uyuşmazlığın 6. bölümde yazılı hükümler dAiresinde çözümleneceği, Tapulama tespitine 30 günlük askı süresi içinde itiraz etmeyenlerin, komisyon kararlarına karşı dava açma hakları bulunmadığının, süreklilik kazanan Yargıtay kararlarıyla da kabul edildiği, ancak, aynı yasanın 31. maddesi gereğince, askı süresi içinde itiraz etmeyenler ve itiraz etmekle birlikte komisyon kararlarına karşı süresinde dava açmayan ilgililerin, 10 yıllık hak düşürücü sürede tapulama tespitinden önceki nedenlere dayanarak genel mahkemelerde dava açabilme olanağı bulunduğu, Somut olayda, … İbat ve … Talihin tapulama tespitine itiraz ettikleri halde, komisyon incelemesi sırasında itirazlarından feragat ettikleri, feragatin uyuşmazlığı bitiren tek taraflı bir irade beyanı olup, karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı, nitekim komisyon da itirazı feragat nedeniyle red ettiğine göre, … İbat ve … Talih itirazlarının reddine ilişkin komisyon kararına karşı dava açamayacakları gibi, tapulama tespitine itiraz etmeyen … …’un da komisyon kararına karşı yasadaki 30 günlük süreyi geçirmiş olması nedeniyle kadastro mahkemesinde dava açma olanağının bulunmadığı, ancak, 31. madde gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürede dava açma olanakları varsa da, açtıkları davada tapulama mahkemesi görevli olmayıp genel mahkemelerin görevli olduğu, bu nedenle mahkemece davalarının görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, itiraz etmemiş sayılmalarına karar verilmesinin doğru olmadığı, ne var ki; kararın adı geçenler tarafından temyiz edilmediği, yine 766 Sayılı yasanın 48/c maddesi gereğince Tapulama Mahkemesinde görülmekte olan dava konusu gayrimenkuller hakkındaki, davanın derdest bulunduğu süre içinde yapılacak diğer itirazları inceleme görevinin de Tapulama Mahkemesine ait olduğu, … İbat, … Talih ve … …’un davasında Tapulama Mahkemesi görevli olmadığına göre, bu davaya müdahale niteliğindeki Orman Yönetimi ve diğer gerçek kişilerin tapulama tesbitine itiraza ve taşınmazın mülkiyetine ilişkin davalarında da Tapulama Mahkemesinin görevli olmadığı, diğer taraftan, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun, tapulama tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1941 yılında yapıldığı, bu işlem ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırıldığı, 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile istisnalar dışında tüm ormanların devletleştirildiği, 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre yasada sayılan şartları taşıyan bazıları iade edildiği, buna göre çekişmeli parselin orman sayılan yerlerden olup olmadığının, 1941 yılında yapılan orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritaların uygulanması suretiyle değil, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılacak araştırmayla belirleneceği, Orman Yönetimi 27.09.1972 tarihinde, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya usulünce katıldığı,Yönetimin dilekçe tarihinden sonra, 1974 yılında yapılıp 17.11.1975 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması da dava nedeniyle kesinleşmediği, Orman Yönetiminin davasının aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü, 3373 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince orman kadastrosuna itiraz davalarında Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu, Orman Yönetiminin orman kadastrosuna itiraz davası elde tutularak, Orman Yönetimi ve diğer gerçek kişilerin, çekişmeli parselin kadastro tespitine itiraza ilişkin davalarında görevsizliğe karar verilmesi gerekirken, ayrıma gidilmeden Orman Yönetiminin davasında tümden görevsizliğe karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna” değinilmiştir. Bozma kararına uyulup, Orman Yönetiminin katılmak suretiyle açmış olduğu orman kadastrosuna itiraz davası ayrılmış, bu kez Mahkemece, Orman Yönetiminin davasının REDDİNE ve 108 sayılı parselin tespit gibi … Kaviş mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1974 yılında yapılıp 17.11.1975 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece bozmaya uyulmasın rağmen gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi kurulu ve harita mühendisi bilirkişiden oluşan kurul tarafından düzenlenen raporda, taşınmazın eski tarihli memleket haritasında orman olarak nitelendirilmediği ve … alanı olarak görüldüğü belirtilmişse de, eklenen memleket haritasında, en yakınında ibreli orman ağacı sembolü bulunan yeşil alanda işaretlenmiş, bu çelişki açıklanmamış, taşınmazın … fotoğraflarındaki görünümü gösteren fotoğraflar rapora eklenmemiş, komşu parsel kayıtları getirtilmemiş, çekişmeli taşınmazın orman içi açıklığı olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Dosya içeriğinden, yörede 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1941 yılında yapılan orman kadastrosunun 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılıp kesinleştiği, daha sonraki yıllarda 2896 ve 3302 sayılı yasa hükümlerine göre sınırlama dışında kalmış ormanların kadastrosu yapılmışsa da, mevcut dava nedeniyle, davanın tarafları ve çekişmeli parsel yönünden bu işlemlerin kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, orman sınırı dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş tahdit harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenemez. Çünkü, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle, 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen tahdit harita ve tutanakları sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazların orman olup olmadığının 4785, 5658 Sayılı Yasalar ile 05.11.2003 … 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iade koşulları yasada gösterilmiştir.
O halde; mahkemece, öncelikle çekişmeli parselin komşuları olan taşınmazların kadastro tesbit tutanakları ve dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ile kadastro yoluyla oluşan tapu kayıtları getirtilip, bu parseller için Orman Yönetimi tarafından orman kadastrosuna itiraz yada tapu iptal tescil davası açılıp açılmadığı sorulmalı ve açılmış ise ilgili dava dosyaları, çekişmeli parselin bulunduğu yerde yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ilişkin tüm tutanak ve haritaları, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki ilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 … ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 … ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, olanak var ise, yüzey ve büyüklük karşılaştırmada kullanılmak üzere taşınmaza yerleştirilecek cisimlerin ve insanların yer aldığı hareketli görüntüleri çekilerek CD’ye aktarılmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve oran içi açıklığı olup olmadığı konusunda bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 08/10/2009 günü oybirliği ile karar verildi.