Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/9011 E. 2009/13354 K. 15.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9011
KARAR NO : 2009/13354
KARAR TARİHİ : 15.09.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucu verilen kararın davalı gerçek kişiler tarafından duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle taraflara tebligat giderleri yatırılmadığından duruşma isteğinin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler okunup incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, dava konusu … (…) KÖYÜ, SOĞLA MEVKİİ, 544 parsel sayılı 643815,12 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Mart 1937 tarih 49 ve Ekim 1951 tarih 48 sayılı tapu kayıtları ile 1937 tarih 690 dan 1004 numaraya kadar kişiler adına vergi kayıtları var ise de kayıt maliklerinin taşınmaza zilyet olmadıkları ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/310 sayılı dava dosyasında hazinenin açtığı tescil davası nedeniyle mülkiyeti davalı olduğundan … hanesi açık olarak tespit tutanağı düzenlenerek Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Davacı Hazine, davalılar … Köyü Tüzelkişiliği ile … Emek ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, … Köyü, Doğusu Ada Tepesi, Batısı … Mevkii …ve Güneyi Çayırlık Saha olan, yaklaşık 400 dekar yüzölçümündeki taşınmazın 1955 yılına kadar … Gölünün suları altında iken Kovada Hidroelektrik Kanalının açılması ve doğal olarak bir seddin oluşması sonucu kurumak suretiyle ziraate elverişle arazi haline geldiğini ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına tescili ve davalı kişilerin el atmasının önlenmesini istemiştir.
Mahkemenin 03/10/1984 gün 1967/134-812 sayılı karar ile davacı Hazinenin davası kabul edilerek 512200 m2 yüzölçümündeki taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş, hükmün davalı kişilerce temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 31/03/1986 gün 1986/3015-3701 sayılı kararı ile ve özetle; (Davacı Hazinenin ve bu davada taraf olan bir kısım kişilerin daha önce gerçek kişiler arasında görülen ve mahkemece de hükme dayanak alınan el atmanın önlemesine ilişkin 29/06/1965 gün 235-157 sayılı kararının tarafı olmayan kişileri bağlamayacağı ancak, Hazine yönünden takdiri delil olarak değerlendirilebileceği, davalıların dayandıkları K.Sani 1327 tarih 39, 172 – 193 sayılı tapu kayıtlarının hududundaki göl sınırının tesis tarihi itibarıyla zemindeki yerinin bilimsel verilerden yaralanılıp, jeolojik araştırma ile saptanılması, davalı kişilerin dayandığı tapu kayıtlarının, çekişmeli yere uyup uymadığının kesin olarak belirlenmesi, tapu kaydının uyması halinde miktarıyla geçerli kapsamının belirlenmesi) gereğine değinilerek bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak, mahkemenin 1986/310 sayısına kaydedilen dava sırasında çekişmeli taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinden dava dosyası görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve 1990/367 sayılı esasa kaydedilmiştir.
Diğer yandan; … ’nün, … … aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı el atmanın önlenmesine ilişkin davanın yargılaması sırasında dava konusu yere 544 parsel numarası ile tutanak düzenlendiğinden görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine aktarılan dava ile …’nün tapu ve zilyetlik nedenine dayanarak … Köyü 544 parsel sayılı taşınmaz hakkında Kadastro Mahkemesinin 1990/96 sayılı dosyada açtığı kadastro tespitine itiraz davası ile birleştirilip, daha sonra Kadastro Mahkemesinin 1990/96 sayılı dosyası da temyize konu 1990/367 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz tescile tabi yerlerden olmadığından davacı Hazinenin tescil isteminin REDDİNE, dava konusu … KÖYÜ, SOĞLA MEVKİİ, 544 parsel sayılı taşınmazın …. Gölü kıyı kenar çizgisi içinde bulunup bu hali ile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ve özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olması nedeniyle davalıların bu yere ilişkin tapu kayıtların iptali ile 3402 Sayılı Yasanın 16/c maddesi uyarınca TAPULAMA DIŞI BIRAKILMASINA karar verilmiş, hüküm davalılar … …, … EMEK VE ARKADAŞLARI VEKİLİ, MUALLA ÇEVİKBAŞ VE ARKADAŞLARI ile M…. … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava el atmanın önlenmesi ve kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman kadastrosunda taşınmaz orman alanı dışında bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, bilimsel verilere göre düzenlenen ve karara dayanak alınan 10/02/2000 havale tarihli bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın öncesinde … Gölüne dahil olup halen de dava konusu taşınmazın 3402 Sayılı Yasanın 16/c maddesi kapsamında … Gölü kıyı kenar çizgisi içinde bulunduğu, daima göl seviyesinden daha düşük kotlarda olduğu, batı kenarındaki açıklık nedeniyle gölün buradan beslenmesi ile gölün seddeyi aşarak taşması sonucu zaman zaman gölün etkisi altında kaldığı, 1944 tarihli … fotoğrafında gölün uzantısı ve bataklık olarak gözüktüğü, memleket haritasında da SOĞLA BATAKLIĞI olarak işaretlendiği, somut olayda 2644 Sayılı Tapu Yasasının 15/1. maddesi ile bu yasayı yürürlükten kaldıran Bataklıkların Kurutulması Hakkındaki 5516 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, 09.09.1992 günlü bilirkişi raporunda “dava konusu 544 sayılı parsel üzerinde açılan gözlem kuyuları ve yüzeysel gözlemlere göre, bir kısmının plaj, bir kısmının bataklıklıktan oluştuğu, içinde göle ait organizma kalıntılarının bulunduğu, gölün dalgalanma etkisinde kaldığı, bataklık olan kesimde saz köklerinin yer yer göle ait canlı kalıntılar içerdiğinin bildirildiği, yine jeolog, jeomorfolog, ziraat, inşaat, mimar ve şehir planlaması olan mühendislerden alınan bilirkişi heyetinin taşınmaz üzerinde 23 adet gözlem kuyusu kazarak ve gerçeğin kendisi olan … fotoğrafları ve memleket haritalarını inceleyerek verdikleri 10.02.2000 tarihli raporda “dava konusu parselin gölün etkisi altında geliştiği ve gölün uzantası olan bir koy olduğu, arazide görülen … örtüsü ile kamışların bataklık etkisi altında geliştiğini, 1944 tarihli … fotoğraflarında bataklık olarak ve sularla kaplı olarak göründüğü, topağrafik haritaların da bu durumu doğruladığı, Devlet Su İşleri verilerine göre 1960 yılına kadar görülün etkisi ile batıklık durumunda olduğu ve bu haliyle … Gölü kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı” bildirildiği, Anayasanın 43. maddesi hükmüne göre deniz, göl ve … kayıları ile bunların sahil şeritleri devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, 3402 Sayılı Yasanın 16/C maddesi gereğince bu tür yerlerin tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığı, devletin koruması altında bulunduğu, 1954 yılında KOVADA kanalının yapılmasından sonra göl sularının çekilerek kuruyan kıyı niteliğindeki bir taşınmazın
özel mülk olarak tapuya tescilinin olanaksız olduğu, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/6/1965 gün ve 236-157 sayılı kararında davalı kişilerin bir kısmı ve Hazine taraf olmadığı için maddi anlamda kesin hüküm olarak kabul edilemese de, hükmüne uyulan 1. Hukuk Dairesinin 31.03.1986 gün ve 1986/3015-3701 sayılı kararına göre davalı kişilerin dayandıkları tapu kayıtlarının çekişmeli yeri kapsamadığı yolunda güçlü delil niteliğinde olacağı, kaldı ki; kadastro sırasında, derbent, deniz, … gibi değişir sınırlı olan, davalıların dayandığı tapu kaydına dava dışı taşınmazlarda bu yüzölçümünden çok fazla kapsam belirlenerek bu yerlerin davalılar ve müşterekleri adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmasına göre, dava konusu taşınmazın 3402 Sayılı Yasanın 16/C maddesi gereğince TAPULAMA DIŞI BIRAKILMASINA karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, davanın el atmanın önlenmesi ve kadastro tespitine itiraza ilişkin olduğu, davalıların dayandığı tapu kaydının dava dışı yerlere ait olması ve 3402 Sayılı Yasanın 12/4. maddesi gereğince “kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz” hükmü gözetilerek, sadece çekişmeli taşınmazın Eğirdir Gölü kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı anlaşıldığından 3402 Sayılı Yasanın 16/C maddesi gereğince kadastro dışı bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde “davalıların bu yere ilişkin tapu kayıtlarının iptaline” denilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüş olmakla, hüküm fıkrasının birinci paragrafında yer alan “davalıların bu yere ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile” cümlesi çıkarılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 15/09/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.