YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9057
KARAR NO : 2010/2280
KARAR TARİHİ : 24.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1977 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü 318 ve 319 parsel sayılı sırasıyla 4.560 m2 – 14.200 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, 180 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalıların miras bırakanı Süleyman Taşkın adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine yönelik verilen kararın Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.12.2003 gün 2003/13478-13982 sayılı bozma kararında özetle “Çekişmeli taşınmazların 1948 yılında yapılan orman tahdidi içinde kaldıkları, yörede 1977 yılında nitelik kaybı sebebiyle 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasının yapıldığı, davalılara ait kadastro yoluyla oluşan tapu kaydının bulunduğu, çekişmeli taşınmazlar orman tahdit haritası içinde iken kadastro yoluyla oluşan tapu kaydına değer verilemeyeceği, Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile açtığı davalarda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin de uygulanmayacağı” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak 319 parselin tamamı ve 318 parselin bilirkişiler tarafından düzenlenen krokili raporda (A) ile işaretlenen 4.075,96 m2 yüzölçümlü bölümünün tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 24.10.1948 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 27.11.1978 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 18.10.1990 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi … ve fen bilirkişi … tarafından ortak düzenlenen rapor ekindeki hat uygulamasında 2118-2119-2120-9051-9052 OTS’ler bir örneği dosyada bulunan tahdit haritası ile gidiş yönü, açı ve mesafe değerleri itibariyle uyumsuzdur. Mahkemece bu yön üzerinde durularak uyumsuz ve çelişki giderilmemiştir. Tahdit haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu haliyle uzman bilirkişilerin orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığı net olarak anlaşılamamaktadır.
2009/9057 – 2010/2280
Bu sebeple yörede 3116, 1744 ve 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, aplikasyon, 2. ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarını askı ilan tutanakları ile orijinalinden renkli ilk tahdit haritası, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma haritaları Orman Yönetiminden sorulup istendikten sonra mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 5-6 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek ve çekişmeli taşınmazın X ve Y değerlerini gösterir şekilde koordinatlı müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, aleyhteki kararı davalı kişiler temyiz etmediklerinden davacı Hazine yararına oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün BOZULMASINA 24.02.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.