Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/9638 E. 2009/13887 K. 30.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9638
KARAR NO : 2009/13887
KARAR TARİHİ : 30.09.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 10/22008 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29/9/2009 günü için yapılan tebligat üzerine,duruşmalı temyiz eden davalı … vekili avukat … geldi,karşı taraftan davacı HAZİNE vekili avukat … geldi,başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 108 ada 474 parsel sayılı 6966,47 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 04/04/1973 tarih, 5 sayılı tapu kaydı ile zilyetlik nedeniyle davalı … adına, 108 ada 475 parsel sayılı 10040,57 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 18/08/1992 tarih, 19 sayılı tapu kaydı ile zilyetlik nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir.
Davacı HAZİNE, Kadastro Kanunun 20/c maddesi uyarınca tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yerin tayininde kayıt, harita, plan ve krokiye dayanmadığı takdirde kayıt ve belgelerdeki sınırlar değişebilir ve genişlemeye elverişli nitelikte ise kayıt ve belgelerdeki miktara itibar edilerek tespit yapılması gerektiği halde dava konusu taşınmazların kadastro tespiti sırasında, tapu kayıt miktarından fazla yer tespit edildiğini, taşınmazın sınırlarının gayri sabit hudutlu olup, zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığı, ayrıca dava konusu taşınmazın bulunduğu beldenin öncesinde Rumların yaşamış olduğu bölge olduğu için, mübadeleye tabi Türklere iskanen tapu verilmek kaydı ile bu beldeye yerleştirildiğini, iskanen verilen tapu kayıtları hariç tüm bölgenin metruk arazi olduğunu, bu tür yerlerin zilyetlikle iktisap edilemeyeceği gibi dava konusu taşınmazın fiili olarak ormana komşu olduğunu, her ne kadar orman kadastrosu kesinleşmiş ise de dava konusu taşınmazın öncesinde orman niteliğinde olduğunu ve orman kadastrosunun kesinleşme tarihinden itibaren 20 yıllık kazandırıcı zaman aşımı süresi geçmediğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tescili istemiyle mahkemenin ayrı esas sayılı dosyalarında dava açmış, davalar arasındaki bağlantı nedeniyle birleştirilmiştir
Mahkemece davanın kabulüne, 108 ada 474 parsel sayılı taşınmazın, 19/01/2009 havale tarihli teknik bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 3378,47 m2 yüzölçümündeki bölümün aynı vasıf ile Hazine adına TESCİLİNE, bu kısım üzerinde bulunan kadastro öncesinde dikilmiş 75-80 yaş civarında 111 adet … ağacının davalı tarafa ait olduğunun 3402 Sayılı Yasanın 19/2. maddesi gereğince tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine, (A) ile gösterilen 3588,00 m2 yüzölçümündeki bölümün aynı vasıf ile davalı … ADINA TESCİLİNE,
108 ada 475 parsel sayılı taşınmazın, 26/06/2008 havale tarihli teknik bilirkişilerin krokisinde (B) ile gösterilen 5447,57 m2 yüz ölçümündeki bölümün aynı vasıf ile hazine adına TESCİLİNE, bu kısım üzerinde bulunan kadastro öncesinde dikilmiş 100-150 yaş civarında 180 adet … ağacının davalı tarafa ait olduğunun 3402 Sayılı Yasanın 19/2. maddesi gereğince tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine, (A) ile gösterilen 4593,00 M2 yüz ölçümündeki bölümün aynı vasıf ile DAVALI … ADINA TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce16/03/1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazların, dayanak tapu kayıtlarının güney sınırı çalılık ve kördere okuduğu, güney yönden komşu 476 parsel sayılı taşınmazın tespit dayanağı 14/6/1950 tarih 36 sayılı tapu kaydının da dava konusu taşınmazların bulunduğu kuzey yönü orman okuduğu, bu hudutların değişir ve genişletilebilir nitelikte ve zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığı nedeniyle 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca tapu kapsamının yüz ölçümü ile belirlenmesi zorunlu olup, dava konusu parselin dayanak tapu miktar fazlasının öncesinin orman olduğu,ayrıca tapu kayıt miktar fazlası olan bölümlerin büyük bölümünün orman bilirkişi tarafından eski tarihli resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada öncesi itibarıyla yüksek eğimli çalılık olduğunun saptandığı,hukuken ve bilimsel olarak ve 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p bendinde belirtildiği ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663-1694 sayılı kararında açıklandığı gibi, eğimi % 12’nin üzerinde olan funda ve makilik alanlar orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle orman sayılan yer olup, 6831 Sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında bulunduğu,bu hali ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanmaya elverişli taşınmaz niteliğinde olmadığı, Orman sınırlandırılmasının yapılıp kesinleştiği 16/09/1993 tarihine kadar dava konusu bölümün orman sayılan yerlerden olduğunun kabul edilmesi gerektiği sınırlandırmanın 16/09/1993 tarihinde kesinleştiği, orman sınırlandırılmasının kesinleştiği bu tarih ile arazi kadastro tespitinin yapıldığı 21/11/2006 tarihleri arasında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi ile Türk Kanunun Medenisinin 639 (Türk Medeni Kanunu 713) maddesinde öngörülen 20 yıllık kazandırıcı zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 625.00.-YTL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacı HAZİNE’ye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 30/9/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.