YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1012
KARAR NO : 2010/1987
KARAR TARİHİ : 18.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davalı gerçek kişinin duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 01.01.2001 tarihli dilekçesiyle, tapuda davalı adına kayıtlı olan … Köyü 146 ada 32 sayılı parselin yörede 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman tahditi içindeyken yörede 1981 yılında yapılıp 1982 yılında kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı halde, tapulama ile gerçek kişiler adına yolsuz olarak tapuya kayıt edildiği, yolsuz tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli … Köyü 146 ada 32 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1981 yılında yapılıp, 11.05.1982 tarihinde ilan edilen, Orman Yönetiminin açtığı 2. Madde uygulamasının iptali davasının kısmen kabulüne ilişkin Aydın İdare Mahkemesinin 18.06.1993 gün ve 1991/320-577 sayılı kararı ile birlikte 21.11.1997 tarihinde kesinleşeni, aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1992 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamıyla, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işleminin 1952 yılında yapıldığı ve sonuçlarının 07.09.1952 – 06.10.1952 tarihleri arasında ilan edilip kesinleştiği, … Köyü 225 parsel sayılı 1.204.416.m2 yüzölçümündeki taşınmazın tarla niteliğiyle Nisan 1940 tarih 91, 123, 130, 148, 150, Temmuz 1939 tarih 5, K. Evvel 1307 tarih 35, Ekim 1951 tarih 3, K.Evvel 1307 tarih 32, Haziran 1945 tarih 7 sıra numaralı tapu kayıtları esas alınarak toplam 864 pay kabul edilip, 576 payının Devlet Üretme Çiftliği, 88 payının …, 67 payının …, 85 payının …, 48 payının ise … adlarına tesbit edildiği, …’ün taşınmazdaki Devlet Üretme Çiftliği payını satın aldığı, adına tescili gerektiğine değinerek itiraz ettiği, Davacı sıfatıyla …, davalı sıfatıyla da Hazine ile diğer tesbit malikleri … ve arkadaşları arasında görülen kadastro tesbitine itiraz davası sonunda, Köyceğiz Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 04.01.1956 gün ve 1954/1699-1 sayılı, parseldeki Devlet Üretme Çiftliği payının Bakanlar Kurulu kararıyla
2010/1012 – 1987
Hazineye devredildiği ve 11.01.1946 tarihinde yapılan açık artırma ile … satın aldığı, yine … payını da aynı kişinin satın aldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, parselin toplam 864 pay kabul edilerek, 664 payının …, 67 payının …, 85 payının …, 48 payının ise … adlarına tesciline ilişkin kararının temyiz edilmeden 14.12.1956 tarihinde kesinleşmesiyle tapuya kayıt edildiği, parselin ifarezen 261 ila 290 sayfalara gitmiş, 261. sayfada 266 parsel sayılı 1.012.922 m2 yüzölçümündeki taşınmazın … ve arkadaşları adına paylı olarak kayıt edildiği, bu parselin de satış, intikal ve ifraz ile 366 ila 380 sayfalara gittiği, 290 sayfada 26319 m2 yüzölçümündeki 295 sayılı parselin … ve … adına, satışlar sonunda da 04.11.1987 tarhinde … Anonim Şirketi adına kayıt edildiği, 1.022.922.m2 yüzölçmündeki 266 sayılı parselinde aynı şekilde Kamil Duran ve arkadaşları adına kayıt edilip, ifrazen bir çok parsele, bu arada 380. sayfadaki 375 sayılı 246.200 m2 yüzölçümündeki parsele gittiği, 375 ve 295 sayılı parsellerin birleştirilerek 272.519.m2 yüzölçümündeki 426 sayılı parselin … şirketi adına kayıt edildiği, bu parselinde ifrazen 458 ila 477 sayfalara gittiği, 464. sayfada 433 sayılı 15.426,67 m2 yüzölçümündeki taşınmazın aynı şirket adına kayıtlı iken 02.03.1995 tarihinde İcra Müdürlüğünün 1993/64 Esasına kayıtlı takip dosyasında yapılan satış ile 23.05.1996 tarihinde … adına kayıt edilip, paftaların yenilenmesi işlemiyle de 11499,52 m2 yüzölçümünde arsa niteliği ve 146 ada 32 parsel sayısı ile … adına kayıt edildiği,
Sözü edilen Köyceğiz Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 04.01.1956 gün ve 1954/1699-1 sayılı kararında, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı hususunda nitelik incelemesi yapılmadan, tapudaki payın aidiyeti yönünden inceleme yapılmış olması nedeniyle, dava nedeni ve farklı olduğundan, sözü edilen kararın, somut olayda Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturmayacağı, şöyle ki; Devlet Üretme Çiftliğinin, Bakanlar Kurulu kararı ile Hazineye devredilmesi nedeniyle, Gezici Arazi Kadastro mahkemesi dosyasında Hazine davalı sıfatıyla yer aldığı ve Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğü adına kayıtlı tapuya dayandığı, temyize konu bu davada ise Hazinenin çekişmeli parselin, 1943 yılında kesinleşen orman sınırı içindeyken, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla 1981 yılında Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılması nedeniyle tapu kaydının iptalini istediği, dava konuları ve nedenleri farklı olduğundan ortada kesin hüküm bulunmadığı, H.G.K.nun 23/06/1990 gün 1/220- 319 ve 04/03/1992 gün 14-610-15/ ve 22/04/1992 gün 14/136-263 ve 05/02/1992 gün 6/617-43 sayılı kararı). Devlet Üretme Çiftliğini temsilen davalı sıfatıyla davada taraf olan Hazinenin taşınmazın orman olduğu savunmasında bulunmadığı, ne 1943 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman tahdit hattı ve ormana ait tapu kaydının uygulandığı, ne de 4785 Sayılı Yasaya göre herhangi bir uygulama ve araştırma yapılmadığı, tarafların bu konuda herhangi bir iddia ve savunmada bulunmadığı, iki davada dayanılan hukuki vakıaların farklı olduğu, H.G.K.nun 17/11/1973 gün ve 1971/9-762-901 ve 12/06/1991 gün 1991/4-234-352 ve 03/11/2004 gün ve 2004/18-545-573 sayılı kararlarında da kabul edildiği gibi “önce görülen davada hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeyen istek hakkında, yeni dava açılabileceği, önceki davanın sonradan açılan dava için kesin hüküm olmayacağı,
Uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 15.10.1961 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması
2010/1012 – 1987
nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı taraf taşınmazı satın almışsa, ödediği bedeli haksız iktisap koşullarına göre kendisine devreden kişilerden isteyebileceği,
Çekişmeli taşınmazın 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman tahditinde Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, daha sonra aynı köyde 1979-1981 yıllarında yapılıp 1981 yılında ilan edilen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla P.XLV poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin iptali için Orman Yönetimi tarafından açılan davanın Aydın İdare Mahkemesince çekişmeli taşınmazın da içinde bulunduğu P.XLV poligonun idare mahkemesi karana ekli bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümü içinde kaldığı yönünde taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı, çekişmeli parselin ifraz edildiği 225 sayılı parsele uygulan eski tarihli tapu kayıtlarının, 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalmakla yasal değerini yitirdiği, Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği, çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu, taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yerin orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceği ve o yerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal etmeyeceği, 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzüğün”ün 34. maddesinin “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler hava fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için; taşınmazın öncesi
2010/1012 – 1987
orman olup da bilim ve fen bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olmaması, tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olması halinde, sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkını kazandırmayacağı, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılması, çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olması, dayanılan tapu kaydının, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulması ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsaması, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olması, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmamış olması, orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işleminin 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olması koşullarının birlikte aranacağı, somut olayda, çekişmeli taşınmazın öncesi orman sayılan yer iken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, çekişmeli parselin ifraz edildiği kadastro parsellerinin tesbitine esas alınan tapu kaydının 4785 Sayılı Yasa hükümleri karşısında hukuki değerini yitirdiği, bu nedenle çekişmeli taşınmazın bu bölümünün tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığı kabul edilemeyeceği,
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 Sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı, 2886 Sayılı Devlet İhale Yasasının 74. maddesi ile bu maddeye göre çıkartılan yönetmeliğin 58/e maddesine göre orman alanlarının satışının önlendiğine, bu nedenle orman niteliğiyle tapuda Hazine adına kayıtlı olan taşınmazların, 2886 Sayılı Yasanın 45. maddesi gereğince Hazinenin özel mülkü gibi işlem yapılarak ihale yolu ile satışının hukuken geçerli olmadığı, davalının taşınmazın satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre Hazineden geri alabileceği, kararın infazı sırasında taşınmazın “6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olduğunun” kütüğün beyanlar hanesine yazılacağı hususları belirlenip gözetilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığına göre davacı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 18/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.