Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10151 E. 2010/13901 K. 09.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10151
KARAR NO : 2010/13901
KARAR TARİHİ : 09.11.2010

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 10.06.2004 tarih ve 2004/4223-4652 sayılı bozma kararında; “Dava konusu taşınmazın çevresinde bulunan yerlere ait kadastro tutanakları ve dayanağı belgeler getirtilip mahallinde uygulanmamış, dava konusu yeri ne şekilde gösterdiği belirlenmemiştir. Ayrıca dava konusu taşınmazla birlikte l9,20,21,24, 25 ve 27 parsellere uygulanan l937 tarih 96 tahrir numaralı vergi kaydı da getirtilip mahallinde bilirkişiler marifetiyle uygulanmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez.Ayrıca dava konusu taşınmazın kuzeyinde l80 ada l parsel numarasıyla gösterilen orman bulunmaktadır. Taşınmazın taşlık, … ve çalılık nitelikte olduğu tutanağında açıklanmaktadır. Bu nedenle ormanla ilişkisinin kesilmesi bakımından varsa orman tahdit haritası ve tutanaklarının getirtilmesi, mahallinde orman yüksek mühendisi bilirkişi marifetiyle uygulanması gerekir. Şayet orman tahdit haritası yoksa memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğrafları getirtilip usulüne uygun bir biçimde orman yüksek mühendisi bilirkişilerden istifade edilerek orman araştırması yapılmalıdır. … bilirkişisi raporunun zemin incelemesi ile ilgili kısmında; taşınmaz üzerinde yer yer “…fazla meyilli ve engebeli kısımlarında ana kayalıkların yüzeye çıkmış bulunduğu…” açıklanmaktadır. Bu yerlerin taşınmazın tamamına oranlanması yapılarak ne miktar alanı kapsadığı belirlenmeli, gerektiği taktirde bu yerlerin … memuru raporunda gösterilerek taşınmazdan ayrılmasının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.Ayrıca taşınmazın niteliğinin belirlenmesi bakımından HUMK.nun 366. maddesi hükmüne uygun bir biçimde fotoğrafları çekilerek hakim ve keşif heyeti tarafından imzalandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir.Dava konusu taşınmazın 3083 sayılı Kanuna göre Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu konuda Devlet Su İşleri ve Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü’ne yazılacak müzekkerelerle gerekli bilgiler alınmalıdır.
3402 sayılı Kanunun l4. maddesi hükümlerine uygun olarak davacının aynı kadastro çalışma alanında zilyetlikle iktisap ettiği başka taşınmazlar bulunup bulunmadığının da Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü’nden sorulup araştırılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulü ile; dava konusu … Köyü 191 ada 20 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1971 yılında seri bazda orman kadastrosu yapılmıştır..Mahkemece, çekişmeli 1971 yılında ilan edilip kesinleşen orman kadastrosunda orman tahdit sınırları dışında kaldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu kabulü toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Şöyle ki; yörede ilk orman kadastrosunun 1971 yılında herhangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan seri bazında yapıldığı ve köyün tamamını kapsamadığı anlaşılmaktadır. 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değiştirilen 12/3 maddesine dayanılarak çıkartılan ve 19 Ağustos 1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Sınırlama Dışı Kalan Ormanlar İçin Yapılacak İşlemler” başlıklı 128. maddesinin (b) fıkrasında “sınırlaması yapılan devlet ormanının dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanları hakkında orman kadastro komisyonunca herhangi bir karar verilmiş olmayacağından ve bu gibi Devlet Ormanlarının orman kadastrosu yapılmış sayılmayacağından ıttıla hasıl oldukta hemen orman kadastrosunun yapılması merkezce sağlanır. Bu gibi ormanlarda orman kadastrosu yapılıncaya kadar ilgili kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda; yörede seri usulde yapılan orman kadastrosunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dışında kalan taşınmazların orman kadastro komisyonlarınca incelemesi yapılamadığı ve niteliği belirlenmediğinden o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, o orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, … yapısı, eğimi ve çevresinin de incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir. Uzman orman ve … bilirkişi raporlarında taşınmazın eğiminin % 15 civarında olup üzerinde deliceden aşılanmış 10-60 yaşlarında 200 adet zeytin ağacının bulunduğu bildirilmiştir. 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesinde “funda ve makilerle örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı” hükmünün karşı kavramından funda ve makiliklerle örtülü orman ve … muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağı, 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Vasıf Tayinine Esas Olacak Tanımlar” başlıklı 23. Maddenin (o) bendinde maki ve funda türü ağaçların isimlerinin sayıldığı, aynı maddenin (p) bendinde “orman ve orman … muhafaza karakteri, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, … erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün, bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerdir.” şeklinde tanımlanmış ve yine aynı yönetmeliğin “Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler” başlığını taşıyan 26/j maddesi “orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağını” aynı maddenin 2. fıkrasında “orman rejimine girmiş olan bu gibi yerlerin komisyonlarca herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı” konularında hükümler bulunmaktadır. Orman Yasasının 1. Maddesinin 2. fıkrasının İ bendi “Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel yasası gereğince Devlet Ormanından tefrik edilmiş ve imar ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 Sayılı Kanunda tasrih edilen yabani ve aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar”ın orman
sayılmayacağı kabul edilmişse de, çekişmeli taşınmazlara ait bu yollarla oluşturulan her hangi bir tapu kaydına dayanılmadığı gibi, 3573 Sayılı Yasa gereği tahsis de bulunmamaktadır. 02.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4999 Sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7/1. Maddesi “… evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, kadastrosu orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü getirilmiş ve bu hükümle daha önce sınırlaması yapılmış olup da her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisini vermiştir. Yine 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin (a) bendinde orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/h Maddesinde “Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar,”ın devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı, aynı maddenin ikinci paragrafında da “4785 Sayılı Kanunla Devletleştirilmiş ormanlar ile yukarıda belirtilen …. (j) bentlerine göre orman rejimine girmiş olan sahaların herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı öngörülmüştür. Ayrıca; davacının dayandığı 1937 tarih 96 sayılı vergi kaydının kadastro sırasında 191 ada 19-24 ve 25 sayılı parsellere revizyon gördüğü, bu üç parselin toplam miktarının 6486 m2 olduğu, yüz ölçümü 25 zeytin olan vergi kaydının miktarından çok fazla revizyon gördüğü ve sınırda da eylemli orman bulunduğundan miktarıyla geçerli olduğu göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 09/11/2010 günü oybirliği ile karar verildi.