YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10214
KARAR NO : 2010/13277
KARAR TARİHİ : 28.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … İlçesi … Köyü 195 ada 16 parsel sayılı 1173.16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çayırlık niteliği ve Şubat 1976 tarih 6 sıra nolu tapu nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, davalı yararına imar-ihya ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın REDDİNE, çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığına ve taşınmazın sınırında orman parseli bulunduğuna göre, dava konusu taşınmazın sınırında ya da yakın komşusu bulunan ormanın kadastrosunun 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre mi, yoksa 3402 Sayılı Yasanın 4. Maddesine göre mi yapıldığı belirlenerek usulen orman araştırılması yapılması ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılması gerekir. Mahkemece orman araştırması yapılmadığı gibi çekişmeli parsele revizyon gören Şubat 1976 tarih 6 nolu tapu kaydı usulüne uygun olarak mahaline uygulanmamıştır. Diğer taraftan, aynı gün temyiz incelemesi yapılan dava konusu parsele bitişik ya da yakın komşu veya aynı adada bulunan küçük yüzöçümlü birçok parselin “çayırlık” cinsiyle tespit tutanaklarının düzenlendiği ve bunların tümünün Hazine tarafından aynı nedenle dava konusu edildiği ve dinlenen yerel bilirkişilerin taşınmazların otlak olarak kullanıldığını bildirdiği halde, ziraat bilirkişisi bunun aksine … arazisi olarak kullanıldığını bildirdiği ve bu parsellerin düz çizgilerle birbirinden ayrıldığı görülmektedir. Bu durum geniş bir çayırlık ve mera alanının köylüler tarafından paylaşıldığı izlenimini vermektedir. Mahkemece mera araştırılması yapılmadığı gibi hüküm vermeye yeterli araştırma da yapılmamıştır.
O halde, taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun hangi yasa hükümlerine göre ne zaman yapıldığı sorulmalı, 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa, bununla ilgili harita ve tutanaklar ilgili yerlerden getirtilerek uygulanmalı ve taşınmazın niteliği belirlenmelidir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılması ilk olarak 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılan yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, revizyon gördüğü 195 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 17, 18 parsel tutanakları, bu parselleri dıştan çevreleyen komşu parsel tutanak ve dayanakları ve bu parsellerin tamamını gösterir kadastro paftası, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01…..1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13…..1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli;keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dayanak tapu kaydı değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 Sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda eylemli ormandan bulunmukta ise ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman olmadığı belirlendiği takdirde miktar fazlası yönünden, dava konusu taşınmaz ile komşu parsellerin tümünün “çayırlık” niteliği ile tespiti yapıldığından varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, çayırlık olan yerlerde salt hayvan otlatmanın ekonomik amaca uygun zilyetlik olamayacağı düşünülmeli, gerektiğinde komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişiler ve zilyet tanıkları dinlenerek, taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı, köylüler tarafından meranın paylaşılıp paylaşılmadığı, bitişik parselleri birbirinden ayıran doğal ya da yapay sınırların ne olduğu ve hangi amaçla ne zamandan beri nasıl kullanıldığı konularında teknik bilirkişilerden rapor alınmalı, bu köye ait mera vergi kayıtları olup olmadığı Özel
İdareden ve yine bu köye mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ilgili idari birimlerden sorularak varsa kayıt ve haritalar getirtilip yerine uygulanmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri tutanak içeriği ile çeliştiği taktirde 3402 Sayılı Yasanın 30/1. maddesi gereğince tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 28/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.