YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10282
KARAR NO : 2010/11830
KARAR TARİHİ : 05.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 29/04/2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … İNŞAAT EMLAK DANIŞMANLIK TURİZM SANAYİ TİC.LTD.ŞTİ. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 21/9/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davalı … İNŞAAT EMLAK DANIŞMANLIK TURİZM SANAYİ TİC. LTD.ŞTİ. vekili Avukat … … ile karşı taraftan davacı HAZİNE vekili Avukat…geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı HAZİNE, …Köyü 315 numaralı kadastro parselinden ifrazen gelen ve halen davalı şirket adına kayıtlı 189 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 ve 12 sayılı parsellerin 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmaz orman sınırı içinde iken şahıslar adına oluşturulan tapu kaydının yolsuz ve yok hükmünde olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın KABULÜNE, davaya konu … Köyü 189 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 sayılı parsellerin tapu kaydının İPTALİ ile Hazine adına TESCİLİNE, tapu kaydının beyanlar hanesine “3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerdir” şerhi verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … İNŞAAT EMLAK DANIŞMANLIK TURİZM SANAYİ TİC. LTD.ŞTİ. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 1980 yılında yapılıp 02.04.1981 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1985 yılında yapılıp, 23.05.1986 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2896 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp 23.12.1988 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
1961 Anayasasının 131. maddesindeki orman sınırlarında hiç bir türlü daraltma yapılamaz hükmü 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve “orman niteliğini yitiren yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz” şeklini almıştır. Yine 37. maddenin son fıkrasında “toprak dağıtımı, ormanların küçülmesi ve diğer toprak servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz.” hükümleri mevcuttur. 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra 3573 Sayılı Yasada orman sınırları içinde deliceliklerin imar ve ihya suretiyle kişilere verileceğine ilişkin hükümler zımnen yürürlükten kalkmıştır. Yine 1981 Anayasasının 44. Maddesi “toprak dağıtılması, ormanların küçültülmesi sonucunu doğurmaz” 169. maddesinde ise 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitiren yerler dışında orman sınırlarında daraltma yapılamaz”.
İncelenen dosya kapsamından ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 1980 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sırasında halen orman olması nedeniyle yine o sınırı içinde bırakıldığı, davalının tutunduğu tapu kaydının davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgede 1981 yılında yapılan kadastro çalışmalarında “taşınmazın devlete ait yabani zeytinliklerden iken … oğlu…’ya imar-ihya etmek üzere verildiği, ancak henüz imar-ihya etmediği için tapusunu alamadığı” belirtilerek beyanlar hanesinde…’nın kullanımında olduğu yazılmak suretiyle Hazine adına tespiti ve tescilinin yapıldığı ve 315 sayılı parselin 26.12.1983 tarihinde ise…’ya 3573 Sayılı Yasa uyarınca tahsis edildiği, daha sonra 315 parselin ifrazı ile dava konusu parsellerin oluşturulduğu anlaşılmıştır.
Anayasanın yürürlüğe girdiği 15 Ekim 1961 gününden sonra 3573 Sayılı Yasanın uygulama olanağı kalmamıştır.11.06.1958 gün ve 1958/8-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “deliceliklerin (yabani zeytinliklerin) para ve emek harcanarak zeytinlik durumuna getirilmesinin imar-ihya sayılacağı kabul edilmişse de, sözü edilen içtihadı birleştirme kararının öncesi orman olmayan başka bir anlatımla orman sınırları dışındaki taşınmazlar hakkında uygulanma olanağı vardır.
Medeni Yasanın sistemine göre tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Aksi halde, yolsuz tescil söz konusu olup bu tür tapuların iptali her zaman mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 gün 2001/1-464 Esas ve 2001/470 sayılı kararı ve 19.2.2003 gün 2003/20-102 esas -2003/90 sayılı kararı vb). Orman içindeki deliceliklerin 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsis ve temlik edileceğine ilişkin hükümler 1961 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra zımmen yürürlükten kalkmış ve uygulanma olanağı kalmamış olduğu gibi, 1981 Anayasası ile de aynı hükümler yürürlüğe konulmuştur. Çekişmeli taşınmazın imar-ihya işlemleri 1961 Anayasasının yürürlüğünden önce tamamlanmadan 1983 yılında hatalı işlem sonucu yolsuz tescil olarak oluşturulduğundan Medeni Yasanın 1025 (E.M.Y. 933, İsviçre M.Y. 975) maddesi gereğince tapu kaydına değer verme olanağı bulunmamaktadır. Yolsuz tescile dayalı olarak ayni hak kazanılmış olmaz .(Prof. …, Prof. … Seliçi Eşya Hukuku 5. bası 1998 sayfa 141)
Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümleri uygulanamaz. Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan yada başka bir yolla edinen kişi, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, tapu kaydı geçerli hukuki sebepten yoksun olduğundan, yasanın koruyuculuğu altında bir kayıt olarak değerlendirilmesi de olanaksızdır.
Dava konusu taşınmaz 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken 1981 yılında yapılan arazi kadastrosunda kadastro ekipleri bu durumu gözönünde bulundurmadan hata sonucu ikince kere kadastrosunu yaparak Hazine adına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil etmişler ve Hazine de aslında orman olan taşınmazın imar-ihya edilmediği ve 3573 Sayılı Yasa hükümlerinin Anayasa hükümleri karşısında uygulanma olanağı bulunmadığı halde 3573 Sayılı Yasa hükümlerine göre tahsisini yapmıştır. 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1 maddeleri gereğince ikinci kadastro yolsuz (T.M.Y. Madde 1025) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmaz. … Medeni Yasasının 1026 maddesi gereğince tapu kaydı hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edilebilir. 1981 yılında yapılan kadastro ikinci kadastro olması nedeniyle somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. madde hükümlerinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır.
Başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) başka bir anlatımla; mülkiyet hakkının baştan beri doğmadığını belirleşen bir hüküm olacaktır. Bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y. İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralı da uygulanamaz. Çekişmeli yerin fiilen ve eylemli orman niteliğinde olduğundan davacı iyi niyetli olarak da kabul edilemez. Davalı bu yeri satın alırken ödediği bedeli bu yeri kendisine satan kişilerden sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabilir. Mahkemece bu ilkeler gözetilerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.- TL vekalet ücretinin temyiz eden davalı’dan alınarak davacı HAZİNEYE verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 05/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.