YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10478
KARAR NO : 2010/14411
KARAR TARİHİ : 23.11.2010
MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 03.11.2008 gün ve 2008/10761-14282 sayılı bozma kararında; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; karara dayanak alınan bilirkişi raporu, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. İncelenen dosya kapsamından ve özellikle keşif sonucu bilirkişi kurulu tarafından resmi belgelere dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporundan, çekişmeli taşınmazın memleket haritasındaki konumu incelendiğinde, doğu bölümünün kısmen yeşil alanda kaldığı, açık alanda kalan batı bölümü üzerinde dahi geniş yapraklı orman ağacı rumuzu bulunduğu görülmekte, orman bilirkişi raporunda geniş yapraklı ağaçların ne olduğu açıklanmamış, yeşil alanda kalan bölümün üzeri dahi boyanarak açık alan gibi gösterilmiştir. Çekişmeli taşınmaza komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtları getirtilip uygulanmamış, davalı taşınmaz yönünün nasıl gösterildiği araştırılmamıştır. Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, komşu parsellerin dayanak kayıtları uygulanarak taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiği araştırılmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddi ile dava konusu 124 ada 1 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.Dava, Kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.Dosyada bulunan 30.10.2009 tarihli orman bilirkişi heyeti raporuna göre; “çekişmeli taşınmazın doğusundaki devlet ormanından, gerek arazi meyili ve gerekse bir tümsek ile ayrıldığı ve diğer bitişik sınırları ve ötesinde orman olmadığı, kuzeyinde bulunan 19 no lu ve güneyinde bulunan 25 nolu tarım parselleri ile gerek toprak yapısı ve gerekse diğer bütün özellikleri ile aynı durumda olduğu, toprak türünün kaba, kumlu ve orta derin iskelet muhtevası az ve içinde humus blunmadığı, üzerinde çok … yıllardan beri tarım yapıldığı için tarla niteliğinde olduğu ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı, 1965 tarihli … fotoğraflarında kapalılık oluşturmayacak şekilde, hatta şu anda da sahada mevcut bir iki yapraklı meşe ağacının bulunduğu, 1958 ve 1978 tarihli memleket haritalarında beyaz renkli alanda kaldığı ve haritaların kenar bilgilerinden … arazisi olarak tanımlanan yerde kaldığı, öncesinde ve halen orman sayılan yerlerden olmadığı”, 28.02.2008 tarihli … bilirkişi raporuna gore de, “taşınmazın killi kumlu toprak yapısında olduğu, … yıllardan beri üzerinde … yapıldığı ve … tarım arazisi niteliğinde olduğu” belirtilmektedir. Bilirkişi raporlarına ekli uydu fotoğraflarından da taşınmazın konum olarak ormanlık arazilerinden ayrıldığı ve … arazileri içinde kaldığı, üzerinde orman örtüsünün bulunmadığı, tarım arazisi niteliğinde olduğu görülmektedir. Keşifte bilgilerine başvurulan yerel bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişileri de davalı taşınmazın davacıya atalarından kaldığını, eskiden beri ekilen bir yer olduğunu belirtmişlerdir. Bütün bu açıklanan hususlar nazara alındığında, davalı taşınmazın eski tarihli belgelerde ve eylemli orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacı yararına 3402 sayılı yasanın 14 ve 17 maddelerinde öngörülün zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davasının kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 23/11/2010 günü oybirliği ile karar verildi.