Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10513 E. 2011/928 K. 27.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10513
KARAR NO : 2011/928
KARAR TARİHİ : 27.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, 09.06.2009 tarihli dilekçesiyle Hazine ve …’ı davalı sıfatıyla gösterip, … Köyü … sayılı parselin Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, Antalya 2. Noterliğinde düzenlenen 08.09.1995 gün ve 31278 yevmiye numaralı senetle, uyuşmazlıklar bitip taşınmaz tapuya … adına tescil edildiğinde, kendisine ferağının vaat edildiği, … tarafından, eski tarihli tapuya dayalı olarak açılan tapu iptal tescil davasının kabulüne ilişkin Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/551-2020 sayılı kararının Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra kesinleştiği, kesinleşen bu mahkeme kararları ve aralarındaki noterde düzenlenen gayrimenkul satım vaadi sözleşmesi gereğince, taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ve adına tapuya tescilini istemiştir. Davacı … Yönetimi ise 28.12.2009 tarihli dilekçesiyle, … Köyü … sayılı parselin yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bırakıldığını, davalı Hazine adına olan apu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece taşınmazın tapuda Hazine adına kayıtlı olduğu, … tarafından satışının vaat edilemeyeceği gerekçesiyle …’ın davasının REDDİNE, Orman Yönetiminin davasının KABULÜNE, çekişmeli … köyü … sayılı parselin davalılar adına olan tapu kaydını iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçelerindeki açıklama ve dosya kapsamına göre davalar, Hazine ile … arasında dava konusu edilen taşınmazın, yargılama sırasında Noterde düzenlene satım vaadi sözleşmesine göre tapu kaydının iptali ve tescili, yine kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözetilmeden Hazine adına tapuya kayıt edilen taşınmazın tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … paşa Vakfının tapulu taşınmazları yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.

-2-
2010/10513-2011/928

1989 yılında yapılıp, 22.05.1991 ila 21.06.1991 tarihinde ilan edilen kadastroda Duralier köyü …Dere mevkii … Parsel sayılı 798 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bahçe niteliğiyle ve ziyetlikle … oğlu … dan geldiğinden söz edilerek … ve … adına tesbit edildiği, davacılar: … ve arkadaşları … ve 1086 sayılı parsellerin C.Ahir 1280 tarih ve D: 41, V.18 nolu tapu kadı kapsamında kaldığı, Vakıflar Yönetiminin taşınmazların vakfılar yönetimine ait Ağustos 1936 tarih 2 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı tesbitinin iptali ve Vakıflar yönetimi adına tescili istemiyle dava açtıkları, Hazinenin taşınmazın öncesi orman sayılan yerlerden olduğu zilyetlikle edinilemeyeceği savıyla davaya katıldığı, vakıflar yöetimini davasının feragat nedeniyle reddine, … ve arkadşalarının tutunduğu tapu kaydının …,… sınırlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı, Hazinenin iddiası yönünden ise taşınmazın 1942 tahditi içinde kaldığı 1976 yılına kadar taşınmazın orman niteliğini devam ettirdiği, 1976 yılına yapılan aplikasyon ve 2/B işleminde orman dışına çıkarılmışsa da, çıkarma tarihi ile kadastro tesbit tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığından söz edilerek, taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin Antalya Kadastro Mahkemesinin 08.02.1994 gün ve 1991/290-148 Sayılı kararının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14.09.1994 gün ve 1994/5131-6654 sayılı kararı ile onandığı, tashihi karar isteminin de aynı dairenin 1995/237 sayılı kararı ile red edilerek 06.02.1995 tarihinde kesinleştiği, … tarafından 21.01.1997 tarihli dilekçeyle, tapu kaydı ve zilyetlikle taşınmazın adına tapuya tescili istemiyle açılan davanın, tapu uygulaması yöntemince yapılmamışsa da, çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1952 yılında makiye ayrıldığı, bu tarihten sonra kadastro tesbit tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin Antalya 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.05.2007 gün ve 2006/551 Esasa ve 2007/202 sayılı kararının Hazine tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15.11.2007 gün ve 2007/328-4209 sayılı kararı onandığı, karar düzeltme isteminin de Dairenin 11.04.2008 gün ve 2008/439-1534 sayılı kararı ile red edildikten sonra kesinleştiği anlaşılmaktadır..
SOMUT OLAYDA mahkemece keşif ve araştırma yapılmamış, Atayla Asliye 6. Hukuk mahkemesinin 2006/551 Esaslı dosyasında yapılan araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuşsa da, Antalya Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin 2006/551 yasasına kayıtlı dava dosyasında Orman Yönetimi taraf olmayıp, o dosyadaki bilirkişi raporlarının Orman Yönetimi açısından bağlayıcılığı yoktur. Hazine yönünden kesin hüküm oluşturan bu kararın, Orman Yönetimi açısından kesin hüküm oluşturmasa da, güçlü delil oluşturabileceği kabul edilse bile, Antalya Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin 30.05.2007 gün ve 2006/551 Esasa ve 2007/202 sayılı kararının dayanağı olan tapu kaydının, Korkuteli (İstanos) ilçesi … köyüne ait olduğu halde, … ve … … gibi, … tarafından temin edilen yerel bilirkişi ve tanıkların yalan beyanları ile çekişmeli … sayılı parsellerin de içinde olduğu bir çok parsele uyduğunun kabul edildiği, … başta olmak üzere oluşturulan çete ile mahkemelerden tescil ilamları alındığı yönünde elde edilen delillere göre, … …ve davacı olan …’nın ’un resmi belgede sahtecilik ve suç örgütü kurma suçundan diğer çete kurucu ve üyeleriyle birlikte cezalandırılmaları yine hükme dayanak yapılan raporları düzenleyen Fen Bilirkişi …ve Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi … … hakkında bilirkişilik görevini kötüye kullanma suçundan cezalandırılmaları için Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2009 gün ve Esas: 2009/4609, İddianame No: 2009/133 sayılı iddianamesiyle açılan davanın henüz derdest olup sonuçlandırılmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, başka bir dosyadaki araştırma inceleme ve keşif ile bilirkişi raporları esas alınanrak hüküm kurulmayacağı gibi, Ağır Ceza Mahkemesinin sözü edilen yargılama sonucu de, somut olayda yargılamayı etkiler niteliktedir.

-3-
2010/10513-2011/928

Bu nedenle, Mahkemece öncelikle …, …, …ve … … hakkında Antalya Ağır Ceza Mahkemesine açılan kamu davasının akibeti araştırmalı ve gerekirse sonucu beklenmeli, bu dava nedeniyle … sayılı parsel diğer parseller ile ilgili olarak, Ağır Ceza Mahkemesine açılan dava nedeniyle, Hazine tarafından Yargılamanın yenilenmesi davası açılıp açılmadığı araştırmalı, açılmış ise bu davanın dahi akibeti beklenmeli, dava … ve diğer gerçek kişilerin tutunduğu İstanos (Korkuteli İlçesi) … köyüne ait tapu kayıtlarının çekişmeli parselin bulunduğu yeri kapsadığı söylenemeyeceğine göre, bu tapu kayıtlarını mahalline uygulamasının protik fayda sağlamayacağı gözetilerek, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapıldığı anlaşılan orman tahditine ilişkin tutanak ve haritalar ile 1952 yılında yapılan makiye ayırma işlemine ilişkin tüm tutanak ve haritalar, 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı ekip tarafından yapılan aplikasyon ve 2/B işlemiyle, 1942 tahditi yok sayılarak yapılan orman kadastrosu, daha sonraki yıllarda yapılan aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B işlemlerine ilişkin tün tutanak ve haritalar getirtilmeli, daha sonra önceki bilirkişiler dışında, Ağır Ceza Mahkemesindeki Kamu davasında sanık olarak yargılanmayan bir orman yüksek mühendisi bilirkişi ve bir Harita mühendisi bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli,
1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … Paşa Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada

-4-
2010/10513-2011/928

1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı Yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parsel yönünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada kısmen orman sınırları dışında bırakıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği, davalı tarafın başvurabileceği her hangi bir yasa yolunun bulunmadığı,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da(3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerin, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenerek orman sınırları içinde bırakılmasının yasaya uygun olduğu,
Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü sürelerin çoktan geçtiği ve orman kadastrosu kesinleştiği, çekişmeli taşınmaz ister 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılsın, her iki halde de dava konusu taşınmazın hukuken orman olduğu, hak düşürücü süreler geçmiş olduğundan davalının orman kadastrosu iptal ettirebilmesi için dayanacağı hiçbir yasa hükmü bulunmadığı
Uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, kısmen hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934. – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan

-5-
2010/10513-2011/928

tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gözetilerek oluşacak sonucu göre karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı oluğu biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … ve davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 27.01.2011 günü oybirliği ile karar verildi.