Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10602 E. 2010/11236 K. 27.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10602
KARAR NO : 2010/11236
KARAR TARİHİ : 27.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Beldesi, … Mahallesi … mevkiinde bulunan 2 adet taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasının 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile (A) ile gösterilen 29344,22 m2 ve (D) ile gösterilen 9407,64 m2 yüzölçümündeki taşınmazların davacılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1966 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1976 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile 23.01.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucu, hükme dayanak yapılan orman ve fen bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, yörede 1976 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan orman sınırlandırmasında, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerin orman sınırları dışında bırakıldığı, memleket haritasında çalılık rumuzlu yeşil alanda kaldığı, eğiminin yüksek olduğu, 1966 yılında yapılan arazi kadastrosunda devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık, köklü kayalık ve çalılıkların zilyetlikle kazanılması mümkün olmayan yerlerden olması nedeniyle tapulama dışı bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazların keşif sırasında çekilen fotoğraflarının incelenmesinde ise, üzerinde köklü kayalıklar ve maki türleri bulunduğu, genel görünüm itibarıyla taşlık ve kayalık olup zilyetlikle kazanılamayacak yer görünümünde olduğu anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut orman bilirkişi raporunda taşınmazların genel olarak taşlık kayalık ve üzerinde dağınık konumda delice, çaltı dikeni, harnup, kermes meşesi, sakız, azgan dikeni gibi ağaççık ve çalıların bulunduğu; bu dağınık taşlık – kayalık ve dağınık bitki örtüsü arasında lokal topraklı yarlarda tarım yapıldığı bildirilmiş; jeolog ve ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda ise (D) ile gösterilen kısmın taşlık kayalık olduğu, (A) ile gösterilen kısmın üzerinde ise makine güçü ile kayalar parçalanarak iri kayaların blok zeminden söküldüğü, açılan çukurların mevcut toprak yapısı ile doldurularak bu kısımlarda tarım yapıldığı, çekişmeli taşınmazların tarıma elverişsiz taşlık kayalık çalılık arazi olduğu, toprağın kayalıklar arasında cepler halinde bulunduğu, içindeki taşlık ve kayalık alanların temizlenmediği açıklanmıştır. Bu tür yerlerde 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi anlamında imar ve ihyanın tamamlandığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Davacı adına tescile karar verilen ve temyize konu taşınmazların, dava tarihine kadar 20 yıl süreyle ekonomik amacına uygun olarak nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanılmadığı ve taşlık, kayalık ve makilik bölümlerinin taşınmazın büyük bölümü içinde dağınık halde bulunduğu M.Y.’nın 715/2. ve 3402 Sayılı Yasanın 16/C maddeleri gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altında kayalık olup, tescil ve sınırlandırmaya ve hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamayacağı düşünülerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 27/09/2010 günü oybirliği ile karar verildi.