YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10628
KARAR NO : 2010/16895
KARAR TARİHİ : 28.12.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … KÖYÜ, 205 ada 112 parsel sayılı taşınmaz 9132,33 m2 yüzölçümü ile, zeytinlik niteliğinde belgesiz zilyetlik nedeniyle … adına tespit edilmiştir.
Davacı, … mevkiindeki, 205 ada 112 parsel sayılı taşınmaz ile bitişiğindeki bir bütün halindeki zeytinlik ve tarlanın bir kısmını harici satım sözleşmesi ile … ve …’den satın aldığını,bir kısmının ise babasından miras yolu ile intikal ettiğini,… arazisi ve zeytinlik olarak kullandığını, kadastro sırasında orman olmadığı halde orman olarak tespitinin hatalı olduğu ileri sürerek, orman parseli içinde kalan dava konusu yaklaşık 10868 m2 yüzölçümündeki taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır
Mahkemece DAVANIN REDDİNE, 205 ada 112 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi 9132,33 m2 yüzölçümü ile davacı … adına tesciline karar verilmiş hüküm, davacı … vekili ile davalı HAZİNE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosunun yanlış aplikasyonu nedenine dayalı kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1968 yılında kesinleşen orman kadastrosu vardır.Daha sonra 1977 yılında yapılarak kesinleşen ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ile 6831 sayılı yasanın 1744 sayılı yasa ile değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece mahkemece keşif gün ve saati ile keşif giderlerinin 20 günlük kesin süre içerisinde yatırılması hususunun 3402 Sayılı Kadastro Kanunu 36/1 maddesi gereğince davacı tarafa tebliğ edildiği ve kesin süre içerisinde keşif giderlerinin yatırılmadığı , bu nedenle davacının 3402 Sayılı Yasanın 36/1 maddesi ve HUMK.nun 414 ve 415.maddeleri gereğince keşif yapılmasına ilişkin delilden vazgeçmiş sayılacağı ve dosyadaki delil durumuna göre davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, keşif ara kararında keşif giderleri açıklanmış,ancak belirlenen günde keşif yapılamamıştır. Daha sonra verilen ara kararında ise önceki ara kararına atıfta bulunularak yapılacak keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılması hususunda 20 gün kesin süre verilmiş, bu konuda davacı adına meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiş, verilen süre içinde keşif gideri yatırılmamıştır.Ne var ki ilk keşif ara kararında orman, …, zirai ve yerel bilirkişi isimleri açıkça belirtilmediği için keşif ara kararı usulüne uygun değildir.
Yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y.m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda keşif giderlerinin, keşif giderini yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel ve/veya kesin önelin avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi; bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (492 Sayılı Harçlar Yasası m. 34); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, araç için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi yanında; yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğünün gözönünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.Y.U.Y. m.414, 163 açısından bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E. 1975/258 K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. 1983/141 K. H.G.K. 30.12.1992 t. 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20.H.D. 14.12.1992 t, 1992/16198-7040).
Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz … olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.
Kadastro mahkemelerinde belirtilen genel hükümler, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 29’ncı maddesi kıyas yoluyla, aynı yasanın 36’ncı maddesine göre işlem yapılması hallerinde de aynen uygulanır.
Yukarıda açıklanan yasa ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına aykırı olarak kurulan ara kararları sonucu verilen önel ve kesin önele dayanılarak, keşif giderlerinin yasal sürede yatırılmadığından söz edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir.
Kabule göre ise, dava edilen yerin orman olarak tespit edilen yer olduğunun iddia edildiği ve bu nitelikteki taşınmazın maliki hazine olduğundan yasal hasım sıfatıyla davaya dahil edildiğine göre ,mahkemece davalı … Yönetimi ile Hazineye birlikte tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken sadece Orman Yönetimi lehine vekalet ücreti takdir edilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine 28/12/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.