YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10692
KARAR NO : 2010/16523
KARAR TARİHİ : 23.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ile davalılar …, … … ile ihbar edilenler … Büyükşehir Belediyesi ve … Belediyesi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 17.04.2006 tarihli dava dilekçesiyle … Köyü (Mahallesi) 25721 ada 3 ve 25719 ada 6 sayılı parsellerin, 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1989 yılında kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, tapu kaydının iptalini ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davalılar … …, …, … , … , … … hakkında açılan davaların, adı geçenlerin dava tarihinde ölü olmaları nedeniyle husumetten Reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli 25719 ada 6 sayılı parselin tamamının ve 25721 ada 3 sayılı parselin fan bilirkişi … … tarafından düzenlenen 02.01.2009 günlü krokide (A) ile gösterilen 308 m2 ve (B) ile gösterilen 661m2 ve C ile gösterilen 4 m2 yüzölçümündeki bölümlerin tapu kayıtlarının iptaline ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğu belirtilerek, Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … ile davalılar …, Kılıçarslan Moralı ile ihbar edilenler … Büyükşehir Belediyesi, ve … Belediyesi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 15.12.1989 tarihinde kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Arsa niteliğinde ve 620 m2 yüzölçümündeki 25719 ada 6 sayılı parseli ile 1711 m2 yüzölmündeki 25722 ada 3 sayılı parseller, tapuda … ve paydaşları adına kayıtlı olup, genel kadastroda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … kır adına tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilen 11700 m2 yüzölçümündeki 190 sayılı parsel, 272383 m2 yüzölçümündeki taşlık ve çalılık niteliğiyle … 1958 tarih ve 48 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak … vakfı adına tesbiti itirazsız kesinleşen … Beldesi 708 ada 2 sayılı parselden müfrez 708 ada 6 sayılı parsel ile 1947 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı için tapulama dışı bırakılan ve ihdasen Hazine adına tapuya tescil edilen 364 ve 1985 yılında ihdasen … Belediyesi adına kayıt edilen, tashihen … Belediyesine geçen 325 sayılı parselin, 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre tevhit ve ifrazıyla oluşmuş, 708 ada 7 sayılı parseldeki payı nedeniyle davalı gerçek kişiler adına kayıt edilmiştir.
Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu 21519 ada 6 sayılı parselin tamamının ve 25721 ada taşınmazın, … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 308 m2 ve (B) ile gösterilen 661 m2 bölümlerinin , 3116 Sayılı Yasaya hükümlerine göre 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı 25722 ada 3 parselin (C) ilie gösterilen 4 m2 ve (D) ile gösterilen 738 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin ise orman tahditi dışında bırakıldığı, 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan çalışma yapan maki tefrik komisyonunca, Akdeniz makisi olarak tesbit edilmişse de, 1978 yılında Orman Yönetimi tarafından, makiye ayırma işlemine değer verilmeyip, orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek, orman sınırları içinde kalan bölümlerin 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ancak, Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda, bu işlemin … İdare Mahkemesinin 15.01.1987 gün ve 1985/711-17 sayılı kararıyla, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve bu niteliğinin yitirmediği belirlenerek, (makiye ayırma işlemine değer verilmeden) orman rejimi dışına çıkarma işleminin iptal edildiği, kararın Danıştay tarafından onandıktan sonra kesinleştiği, daha sonra, 1989 yılında 3373 Sayılı Yasa döneminde yapılan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sırasında, yine makiye ayırma işlemine değer verilmeden, 21519 ada 6 sayılı parselin tamamının ve 25721 ada taşınmazın, … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 308 m2 ve (B) ile gösterilen 661 m2 bölümlerinin 1947 yılında kesinleşen orman sınırları içinde aplike edildikten sonra 3302 sayılı yasayla değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması soncu, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin dahi itirazsız kesinleştiği belirlenip,
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği,
Çekişmeli 25719 ada 6 sayılı parselin tamamı, 25722 ada 3 parselin ise (B) ile gösterilen bölümünün, 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, 1963 yılında arazi kadastro ekiplerince bu durum göz önünde bulundurulmadan ikinci kez kadastrosunu yaparak o tarihinde kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden bu bölümler hakkında sicil oluşturduğu 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayalı Yasanın 22/1. maddesi hükümlerine göre “Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Kanununun 934’üncü maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edileceği”, bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle TMY’nın 1026 (EMY. 934, İsviçre MY. 976) maddesi hükmüne göre iptal edilmesi gerektiği, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı,
6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. Maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. Maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olduğu, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)”,
364 sayılı parselin Hazine, 325 sayılı parsel de … Belediyesi adına idari yoldan tapu kayıt edilmişlerse de, orman tahditi içinde kalıp devlet ormanı olan taşınmazın bu niteliğini koruduğu sürece her hangi bir kurum yada kişi tarafından tapu kaydı oluşturulamayacağı, bu nedenle hiçbir yasal ve hukuki dayanağı bulunmayan, bu tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanın Hakem sıfatıyla verdiği 09.04.1973 gün ve 1947/40-48 sayılı kararıyla, Orman Yönetiminin, Ağustos 1936 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan ve … Elemanı Bilirkişi … Çekli tarafından düzenlenen 28.05.1970 tarihli krokide gösterilen taşınmaza, orman kadastrosuna dayanarak el atmasının önlenmesine karar verildiği, Ancak, Hakem kararına ilişkin dava dosyası yada kesinleştirme şerhli onaylı karar örneği ve eki olan … elemanı bilirkişi krokisi bulunamadığı ve getirtilemediği, bu nedenle Hakem kararının kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamadığı, Hakem tarafından tapuya tescil anlamına gelecek karar verilemeyeceği, verilse dahi hukuken değer taşımayacağı gibi, mahallinde yapılan keşif sonucu orman bilirkişisi ile … elemanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarla çekişmeli imar parselinin, sınırları itibariyle dayanak vakıf tapusu kapsamında kalsa da, hakem kararı kapsamı dışında olduğunun belirlendiği gözetilerek, bu taşınmazlara ilişkin davanın kabulüne karar verilmesinde yasaya aykırı bir yön yoktur.
Kaldı ki, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez, yasa hükmü “orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütülmüştür.
Karar tarihinden sonra çıkan 30.04.2010 gün ve 2004/1- 2010/1 sayılı İçihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen orman kadastro (tahdit) sınırları içinde bulunan ve 1996/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile kabul edilen konunun bu içtihadı birleştirmenin kapsamı dışında olduğu, aynı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen, ancak tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığı, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı, 27/01/2009 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile 6831 Sayılı Orman Yasasına eklenen ek 10. madde hükmünün maki tespit komisyonlarınca 5653 Sayılı Yasa uyarınca maki olarak tespit edilen yerlere de uygulanması gerektiği ve bunun sonucu olarak bu yerlerin tespit tarihinden itibaren imar, ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılmasına olanak bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenlerle Hazinenin tüm temyiz itirazlarının reddiyle çekişmeli 25719 ada 6 parsel ile 25722 ada 3 sayılı paselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
2) Davalı gerçek kişiler ile ihbar edilen … Belediyesi ve … Büyük Şehir belediyesinin çekişmeli 25722 ada 3 sayılı parselin … bilirkişi krokisinde (A), ( C ) ve (D) ile gösterilen bölümlerine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Orman kadastrosuna ilişkin orman tahdit tutanakları, maki tutanakları ve 2/B tutunakları iile haritalarının uygulanmasına dayalı keşif sonucu orman bilirkişi ve … bilirkişi raporlarında çekişmeli 25722 ada 3 sayılı parselin (D) ile gösterilen 738 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, aynı krokide (C) ile gösterilen 4 m2 bölüm tecviz daihilinde olduğu, orman sınırları dışında bırakıldığı belirlendiği gibi, (C) ile gösterilen 4 m2 ve (A) ile gösterilen bölümlerin 190 sayılı kadastro parseli çap krokisi sınırları içinde yer aldığı, bu parselin ise genel arazi kadastrosunda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … Kır adına tesbit edildiği, kadastro tesbitinin itirazsız kesinleşerek bu kişi adına tescil edildiği, intikal ve satışlar sonucu payları oranında ……, … … ve … … adlarına tescilli iken 2981 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan imar uygulaması ve parselasyonda çekişmeli parselin … … adına kayıt edildiği, Hazine tarafından … Köyü 190 sayılı parselin, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı savı ile açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin, … Asliye 4. Hukuk Mahkemesinin 08.07.1997 gün ve 1997/413-662 sayılı kararının Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, … Asliye 4. Hukuk Mahkemesinin sözü edilen kararının, H.Y.U.Y nın 237. maddesi gereğince 190 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kalan bölümün orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin, Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturduğu, ve (C) ile gösterilen bölümlere ilişkin davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu bölümlere ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, davalı gerçek kişilerin, ihbar edilen … Belediyesi ve … Büyükşehir Belediyesinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan … Köyü 25719 ada 6 sayılı parselin tamamı ve 25722 ada 3 sayılı parselin … bilirkiş … … tarfından düzenlenen 02.01.2009 günlü krokide (B) ile gösterilen bölüme ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının reddiyle çekişmeli 25722 ada 3 sayılı parselin … bilirkişi … aypar tarfından düzenlenen 02.01.2009 günlü krokide (D) ile gösterilen 738 m2 yüzölçümündeki bölüme ilişkin hükmün ONANMASINA,
3) Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişiler ile ihbar edilen … Belediyesi ve … Büyükşehir belediyesinin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli 25722 ada 3 sayılı parselin, … bilirkişi … … tarafından düzenlenen 02.01.2009 günlü krokide (A) ile gösterilen 308 m2 ve (C) ile gösterilen 4 m2 yüzölçümündeki bölümlere ilişkin hükmün BOZULMASINA 23/12/2010 günü oybirliği ile karar verildi.