Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10999 E. 2010/13309 K. 28.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10999
KARAR NO : 2010/13309
KARAR TARİHİ : 28.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 05.11.2008 günlü hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … Dağları … Yapı Kooperatif Başkanlığı tarafından istenilmekle, tayin olunan 26.10.2010 günü için yapılan tebligat üzerine, Davalı S.S. … … Yapı Kooperatifi vekili Avukat … … ile Hazine verili Avukat … … geldi başka gelen yok, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı Hazine 23.01.2001 tarihli dava dilekçesiyle, … Köyü (Mahallesi) 7429 ada 2 (27434 ada 1) sayılı parselin 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1988 yılında yapılan ve kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan dava konusu parselin davalılar adına tapuya kayıt edildiğini, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki davalı adına olan bu tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin 13.02.2002 gün ve 2001/62-96 sayılı kararı, davacının temyizi üzerine Dairenin 16.02.2006 gün ve 2005/13067-1705 sayılı kararıyla “HYUY nın 73. maddesinin “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde hakim her iki tarafı iştima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez” hükmü gereğince, dava dilekçesinin ve duruşma gününün, usulünce davalı kooperatife tebliğ edilmesi, delillerini sunması için olanak tanınması varsa delillerinin toplanması ve yargılamaya bu şekilde devam edilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş, Davacı Hazine davasını Islah ederek 7429 ada 1 ve 2 sayılı parsellerin tevhidi ile oluşan 27434 ada 1 sayılı parselin tamamının tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tapuya tescilini, taşınmaz üzerindeki muhdesatın kal’ini istemiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez yine davanın KABULÜNE, çekişmeli … köyü 27434 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki davalı Kooperatife ait 6489/21476 payın tapu kaydının iptaline ve davacı Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazda bulunan (A), (B), (C), (D), (E), (F), (G), (H), (L) ve (K) ile gösterilen muhdesatın kal’ine karar verilmiş, hüküm davacı Kooperatif tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescili ve üzerindeki inşaatların kal’ine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazların incelenmesiyle sonuçları 7 numaralı
komisyonca ….04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması (bu uygulama idare mahkemesince iptal edilmiştir.) ve 1988 yılında yapılıp, 15…..1989 tarihinde ilan edilen ve dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Arsa niteliğindeki ve 21476 m2 yüzölçümünde tapuda 14987/21476 payı Hazine, 6489/21476 payı S.S. … … Konut Yapı Kooperatifi adına kayıtlı olan çekişmeli … Mahallesi 27434 ada 1 sayılı parsel 08…..2001 tarihli parselasyon ile 7429 ada 1 ve 2 sayılı parsellerin tevhidi ile oluşmuş, 7429 ada 1 sayılı 2287 m2 ve 7929 ada 2 sayılı 19189 m2 yüzölçmündeki parseller, … köyünde yapılan genel kadastroda, 1947 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı için tapulama dışı bırakılan ve daha sonra ihdasen … Belediyesi adına tescil edilen 331 sayılı parselin ifrazından oluşmuş, 7429 ada 1 sayılı parsel trampa ile 17.12.1993 tarihinde S.S. … … Kent Yapı Kooperatifi adına kayıt edilmiş, 7429 ada 2 sayılı parselin, 4202/19189 payı … Belediyesi, 14987/19189 payı ise Hazine adına kayıt edilmiştir. … Belediyesinin payı trampa ile davalı Kooperatife geçmiş tapunun, beyanlar hanesine 07.02.1995 tarihinde “taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına” ilişkin şerh yazılmıştır.
Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazın, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı; 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan çalışma yapan maki tefrik komisyonunca, kısmen muhafaza makisi olarak tesbit edildiği, kısmen … makisi olarak ayrıldığı, 1978 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda, bu işlemin … İdare Mahkemesinin 15.01.1987 gün ve 1985/711-17 sayılı kararıyla, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve bu orman niteliğini yitirmediği belirlenerek, orman rejimi dışına çıkarma işleminin iptal edildiği, kararın Danıştay tarafından onandıktan sonra kesinleştiği, daha sonra, 1989 yılında 3373 Sayılı Yasa döneminde yapılan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sırasında, 3302 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması soncu, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin dahi itirazsız kesinleştiği belirlenip,
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği gibi, Daire kararı ile uyumlu ve Daire kararını desteklediği Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulun 30.04.2010 günlü kararında “1) 3116 Sayılı Yasa Hükümlerine Göre Yapılıp Kesinleşen Ve Tapuya Tescil edilen orman kadastro (tahdit) sınırları içinde bulunan ve 1996/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile kabul edilen konunun bu içtihadı birleştirmenin kapsamı dışında olduğuna, aynı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen, ancak tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığının, 27/01/2009 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile 6831 Sayılı Orman Yasasına eklenen ek 10. madde hükmünün maki tespit komisyonlarınca 5653 Sayılı Yasa uyarınca maki olarak tespit edilen yerlere de uygulanması gerektiğine ve bunun sonucu olarak bu yerlerin tespit tarihinden itibaren imar, ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılmasına olanak bulunmadığına” karar verildiği,
Çekişmeli parselin fiili olarak kısmen içinde bulunduğu taşınmazın, 1988 yılında Belediye tarafından idari yoldan 331 parsel sayısı ile tapu kaydı oluşturulmuşsa da, orman tahdidi içinde kalıp hukuken devlet ormanı olan taşınmazın bu niteliğini koruduğu sürece her hangi bir kurum yada kişi tarafından tapu kaydı oluşturulamayacağından, hiçbir yasal ve hukuki dayanağı bulunmayan, Belediye adına 331 parsel sayısı ile oluşturulan tapu kaydına değer verilemeyeceği, hakem sıfatıyla görülen davalarda hakimin 3533 Sayalı Yasanın verdiği yetkiler dışına çıkarak, tapu iptal tescil anlamına gelecek malikiyeti belirleyici nitelikte karar verme olanağı bulunmadığı gibi, 21.9.1988 tarihinde taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde olduğu, 15…..1989 tarihinde ilan edilen, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması daha kesinleşmediğinden, Hazinenin yanında orman Yönetiminin de davalı sıfatıyla davada yer alması gerekirken sadece Hazine ve Belediye arasında davanın görüldüğü, gibi dava nedeni ve tarafların farklılığı nedeniyle bu karar Hazineyi bağlamayacağı, bu nedenle … Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1991 gün ve 1988/904-1991/997 sayılı kararının temyize konu davanın niteliğine göre sonuca etkili olamayacağı ,
Kepez Belediye Meclisinin Masadağı etekleri … ve … bölgesinde 1/5000 ölçekli 23J, 22J, 21J, 22K, 21K, paftalarında yapılan revizyon plan çalışmalarına ilişkin 20.5.1996 tarih ve 31 sayılı kararının, … 2. İdare Mahkemesinin 1998/74-1999/1274 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle çekişmeli taşınmazın ifraz geldisi olan çekişmeli parsellerin bulunduğu yer imarsız duruma düşmüşse de, bu parsellerin ifraz edildiği parsellerin, 2981 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan imar uygulaması ve parselasyonda ifraz edilerek tapudaki sayfaları kapatıldığı, iptal kararı infaz edilerek çekişmeli parselin tapudaki kaydının henüz silinmediği, bu nedenle imar ve parselasyonun iptaline ilişkin kararın sonuca etkili olmadığı, sayfaları kapatılan kadastro parsellerinin yeniden ihya edilmesi halinde, dava konusu parsel hangi kadastro parselinden ifraz edilmişse, mahkemenin bu kararı ifraz parselinin geldisi olan kadastro parseli için de geçerli olacağından, kadastro parselindeki davalılar payının iptalen Hazine adına tescil edilerek, Mahkemenin kesinleşen kararının infazının yapılacağı,
Uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, kısmen hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp 126 parsel sayısı ile yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, genel kadastroda tapulama dışı bırakılıp, ihdasen … Belediyesi adına tescil edilen 331 sayılı parsel için kadastro tesbiti yapılmadığından, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931-İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı,
6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. Maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri
bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği, karar tarihinden sonra , 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20…..1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05…..1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği, yasa hükmü “orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğü gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, davanın tapu iptal tescil ve kal istemi ile açıldığı, davalı kooperatifin payına göre dava değerinin, davalının tapudaki payına göre arz değeri ile asgari emlak değerinden oluşacağı ve bunun da bilirkişi raporlarına göre 2.288.790.00.-TL. olması nedeniyle nisbi harç miktarının 124.674,66.-YTL. olacağı gözetilmeden harcın miktarının 176.938,02.-TL. olarak hükümde yer alması, çekişmeli parsellerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığından, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” hükmü nazara alınarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilen çekişmeli parsellerin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında birinci bendde dördüncü satırda yer alan “…davacı adına TAPUYA TESCİLİNE” cümlesinden sonra gelmek üzere [tapu kaydının beyanlar hanesine, ” bu parsel 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerdir” şeklinde şerh verilmesine], 2 numaralı bendin hükümden çıkartılarak bunun yerine iki numaralı bent olarak “2-124.674,66.-YTL. nisbi harcın davalıdan alınmasına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgeri ücret tarifesine göre taktir edilen 750,00.-TL. avukatlık ücretinin davalı Kooperatiften alınarak davacı Hazineye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden kooperatife yükletilmesine 28/10/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.