YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11261
KARAR NO : 2010/12608
KARAR TARİHİ : 19.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL – EL ATMANIN ÖNLENMESİ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 08/07/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 22/12/2009 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden … vekili Av…. …, karşı taraftan Orman Yönetimi vekili Av…. … geldiler başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi; Merkez … Mahallesi 131 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içinde kaldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tescili ve davalının el atlmasının önlenmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Fen bilirkişisi krokisinde (B) ile gösterilen 2277,96 m2 yüzölçümündeki bölümünün orman niteliğinde Hazine adına tesciline, bu bölüme davalının el atmasının önlenmesine, (A) ile gösterilen 505,20 m2 yüzölçümündeki bölümünün ve (C) ile gösterilen 13,64 m2 yüzölçümündeki bölümünün davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosuna dayalı tapu iptali ve tescili ile el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 87 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından1988 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu uygulamalarına esas olmak üzere orman kadastro çalışması yapılmış,daha sonra 2001 yılında 82 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca orman kadastro çalışması ve 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması yapılarak 15.08.2002 tarihinde ilan edilmiştir. Orman Bakanlığı tarafından Orman Genel Müdürlüğü hasım gösterilerek I, II, III, IV, V, VI, VII, VIII, IX, X, XI, XII, XIII, XIV poligon numaraları ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan taşınmazların orman niteliğini yitirmediği iddiasıyla 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre 6 aylık süre içinde açılan 2/B madde uygulamasına itiraz davasının yargılaması sonucunda, … Kadastro Mahkemesinin 18.03.2003 gün ve 2003/3-10 sayılı kararıyla dava konusu taşınmazların 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarılma işleminin iptali ile orman sınırı içinde bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2004/834-4768 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamından, çekişmeli taşınmazın öncesinde 1989 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosunda, tespit tutanağı düzenlenmeksizin taşlık olarak tespit harici bırakıldığı, 23/03/1995 tarihinde idari tescil ile, ilk kez 122 ada 2 parsel numarası verilerek, Hazine adına özel mülk olarak tapuya tescil edildikten sonra, imar uygulaması ile davaya konu taşınmazın da içinde yer aldığı parsellerin oluşturulduğunun anlaşıldığına, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastro haritası ile eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, orman kadastro sınırı içinde ve orman sayılan yerlerden olduğunun saptandığına, orman niteliğindeki taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna ve bu nedenle özel mülk olarak herhangi bir kişi adına tescil edilemeyeceğine, bu şekilde oluşturulan tapu kaydının, yolsuz tescil niteliğinde olması nedeniyle sahibine mülkiyet … kazandırmayacağı gibi, başlangıçtan beri geçersiz olan kaydın bir süreye bağlı olmaksızın her zaman açılacak dava ile iptal edilebileceğine (H.G.K. 30.02.2001 gün 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 ve 03.12.2008 gün 2008/7-717-722 S.K.) bu tür tapu kayıtlarını satın alanların Medeni Yasa’nın 1023. maddesinde yazılı özel mülklere uygulanması gereken iyi niyet kurallarından yararlanamayacağına, ancak alım bedelini bu yeri kendisine satan kişilerden sebepsiz zenginleşme kuralları hükümlerine dayanarak isteyebileceğine ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki; çekişmeli taşınmazın tapu sicilinde zaten davalı adına kayıtlı olduğu gözetilmeksizin dava konusu parselin orman olmadığı saptanan teknik bilirkişi raporunda (A) ve (C) ile gösterilen bölümlerinin mükerrer tescile yol açacak biçimde davalı adına tesciline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Ancak, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeple; hüküm fıkrasının yer alan “Fen bilirkişisinin krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen 505,20 metrekarelik kısım ile (C) harfi ile gösterilen 13,64 metrekarelik kısımlarına aynı parsel numarası verilmek suretiyle davalı adına tesciline,” cümlesinin hükümden çıkarılarak; yerine, “Teknik bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 505,20 m2 yüzölçümündeki bölümünün ve (C) ile gösterilen 13,64 m2 yüzölçümündeki bölümünün DAVALI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.- TL vekalet ücretinin duruşmalı temyiz eden davalıdan alınarak davacı … YÖNETİMİNE verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 19/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.