YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11311
KARAR NO : 2010/10749
KARAR TARİHİ : 16.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman sınırlamasına itiraz ile tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 106 ada 1 parsel sayılı 1142710,75 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile belgesizden Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir. Davacı …, bu taşınmaz içinde adına tapuda kayıtlı 53 ada 77 parsel sayılı 950 m2’lik taşınmazın kaldığını, bu kısmın tapu kaydının iptali ile adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin krokide (B)=12014,42 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydına dayalı 10 yıllık süre içinde açılan orman sınırlamasına itiraz ve tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Davacının, ada ve parsel numarası yukarıda yazılı, üç sınırı çayır, kuzeyi tarla okuyan 1936 tarihinde intikal yoluyla tescil edilen, 950 m2 yüzölçümlü tapu kaydına dayanarak dava açtığı, sözü edilen tapu kaydının dayanağı haritanın bulunduğu anlaşılmaktadır. Dayanılan tapu kaydı yüzölçümü davacı adına tescil edilen taşınmazdan çok küçüktür. 3402 Sayılı Yasanın 20/a maddesine göre kayıt ve belgeler harita ve krokiye dayanmakta ve bunun yerine uygulanması mümkün bulunmakta ise kapsamlarının sözü edilen kroki ve haritaya dayanılarak belirlenmesi gerekir.
Dosyadaki orman ve ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde yabani erik ve yabani armut ağaçları bulunduğu ve diğer meyve ağaçlarının bulunduğu bildirilmiş, ancak bunların sayısı, arazi üzerindeki dağılımı, yaşları belirlenmemiştir. Ayrıca, dava konusu 106 ada 1 nolu parsel 1142710.75 m2 yüzölçümünde geniş yüzölçümlü orman parseli olduğu ve bu parselin çeşitli bölümlerine kişiler tarafından birçok davalar açıldığı, mahkemenin ayrı ayrı esaslarında görüldüğü anlaşılmaktadır. Tapu kayıtlarının yerine uygulanması, dava konusu olan komşu taşınmazların denetlenmesi ve birbiriyle çelişik kararların verilmemesi bakımından 106 ada 1 nolu orman parseli hakkında açılan davalar birleştirilerek görülmesi gerekir. Diğer tarafta taşınmazın çayırlık olduğu belirtilmişse de, orman bilirkişi raporuna ekli memleket haritasında dava konusu taşınmazın ve etrafının yeşil renkle taralı 0,50 mt. – 2,50 mt. boyunda olduğu, işaretlenen ağaçlarla kaplı olduğu görülmektedir. Yetersiz bilirkişisi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
O halde; öncelikle, 106 ada 1 parsel hakkında açılmış tüm davadan H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi gereğince birleştirilmeli, davacının dayandığı 1936 yılında intikal yoluyla oluşturulan dört sınırı çayır yazılı ada ve parsel numaraları bulunan tapu kaydının ilk tesisinin hangi nedene dayandığı tapu sicil müdürlüğünden sorularak bununla ilgili evraklar ve tesisine ilişkin haritanın bir örneği tapu sicil müdürlüğünden istenmeli, bundan sonra üç orman bilirkişi, bir harita mühendisi veya fen bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak,
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmelidir. Böylesine yapılan bir araştırma sonucu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılması halinde, 13/07/1945 tarihinde yürürlüğü geçen 4785 Sayılı Yasanın l. maddesi gereğince tapu kaydının yasal değerinin olmayacağı, ormanlar tevzii, iskan ve başka bir suretle kişiler adına özel mülk olarak tescil edilemeyeceği düşünülmeli, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna varılırsa, bu tutanaklar davacının dayanağı tapu kaydı yerine uygulanmalı, tapu kaydı kapsamı 3402 Sayılı Yasanın 20/a maddesi gereğince belirlenmesi gerekeceği düşünülerek, sözü edilen tapu kaydı dayanağı haritada komşu parsellerle birlikte kadastro paftası üzerine, dayanak haritada belirtilen yol ve derelerden yararlanarak uygulanmak suretiyle kapsamı dayanak haritaya göre belirlenmeli, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, ağaçların yaşı, cinsi, dağılımı saptanarak bilirkişi raporunda gösterilmeli, ayrıca bilirkişilere dava konusu edilen her taşınmazın tüm yönlerinden renkli fotoğrafları çektirilerek rapora eklenmeli, bundan sonra toplanacak tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 16/09/2010 günü oybirliği ile karar verildi.