YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11589
KARAR NO : 2010/13310
KARAR TARİHİ : 28.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 23.09.2008 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 26.10.2010 günü için yapılan tebligat üzerine, Davalı … vekili Avukat … Hazine vekili Avukat … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi. gereği Düşünüldü.
K A R A R
Davacı Hazine 20.09.2006 tarihli dilekçeyle, tapuda davalı adına kayıtlı … … Köyü 997 ada 2 ve 997 ada 3 parsel sayılı taşınmazların yörede 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken yine yörede 1979 yılında yapılan ve 14.09.1979 tarihinde ilan edilen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli Kilyos Köyü 997 ada 2 sayılı parselin 03.07.2008 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 31,48 m2 yüzölçmündeki bölümünün ve 997 ada 3 sayılı parselin aynı bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 31.86 m2 yüzölçmündeki bölümünün tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içendeyken, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmaz bölümlerinin tapu kaydının iptaline ve Hazine dına tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp, 04.01.1938 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve daha sonra1744 Sayılı Yasaya gore 1 Numaralı Orman kadastro Komisyonuna bağlı 5 numaralı ekip tarafından yapılıp 14.09.1979 tarihinde ilan edilmiş, ancak itirazlar üzerni çalışmalar 6 Numaralı ekip tarafından tamamlanmıştır. Daha sonra 1984 yılında aplikasyon, 2896 sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B uygulaması çalışmaları yapılıp kesinleşmiş, aynı yerde 1988 yılında 94 Numaralı Orman kadastro Komisyounnca yapılan aplikasyon ve 3302 Sayıl yasa ile değişik 2/B uygulaması 1988 yılında yapılıp kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritaları ile eski tarihli hava fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan orman tahdidinde 143 ila 146 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile çekişmeli 997 ada 2 nolu parselin 173,52 m2 bölümü ve 3 nolu parselin 109,14 m2 bölümü tahdit dışında bırakıldığı, 2 sayılı parselin 31.48 m2 ve 3 sayılı parselin 31.86 m2 bölümlerinin ise
orman sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra bu bölümlerin 1744 sayılı yasa ile deişik 2. madde uygulaması ile 1 Numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 5 numaralı ekip taraından, nitelik kaybı nedeniyle P.II olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin itiraz üzerine inceleme yapan 1 Numaralı Orman Kadastro Komisyonununca iptal edildiği, çekişmeli parsellerin ifraz edildiği Kilyos köyü 35 sayılı parselde yapılan 2/B işleminin iptali işleminin iptali için açılan
davanın kabulüne ilişkin Danıştayın 1981/2280-1983/2762 sayılı kararının kesinleştiği, ve çekişmeli 2 sayılı parselin 31.48 m2 ve 3 paselin 31.86 m2 bölümlerinin nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği belirlenip,
Her ne kada çekişmeli parsellerin ifraz edildiği kilyos köyü 35 sayılı parselin tesbitine esas alınan tapu kayıtları yöntemince uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, orman kadastdor tutanaklarında sözü edilen, P.II nolu 2. madde poligonun, nitelik kaybı nedeniyle ekipçe Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali yönündeki 1 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işleminin iptali yönündeki Danıştay kararı getirtilmemişse de, P.II nolu poligonun nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı,
1938 orman sınrıları içendeki bölümler içinde kaldığı için yasal yasal değerini yitiren tapu kayıtları dayanak gösterilerek ve taşınmazların bu bölümleri orman sınırları içinde iken, 1962 yılında genel kadastro yoluyla tapuya tescil edilip, geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın korumasından faydalanamayacağı, 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği, çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu, taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yerin orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceği ve o yerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal etmeyeceği, 1744 Sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzüğün”ün 34. maddesinin “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler hava fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle; 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için; taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve fen bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olmaması (Bu tür yerlerin ister itiraz sonucu, isterse itiraz edilmeden kesinleşen orman sınırı içinde kalması halinde, o yer tapulu olsa dahi mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği.), tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olması halinde, sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkını kazandırmayacağı, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılması, çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olması, dayanılan tapu kaydının, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulması ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsaması, 13.07.1945 tarihinde
yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olması, 3116 Sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmamış olması, orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işleminin 1744 Sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olması koşullarının birlikte aranacağı, somut olayda, çekişmeli taşınmazın öncesi orman sayılan yer iken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, çekişmeli parselin ifraz edildiği kadastro parsellerinin tesbitine esas alınan tapu kaydının 4785 Sayılı Yasa hükümleri karşısında hukuki değerini yitirdiği, bu nedenle çekişmeli taşınmazın bu bölümünün tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığının kabul edilemeyeceği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gözetilerek, çekişmeli Kilyos köyü 997 ada 2 sayılı parselin 31.48 m2 ve 3 paselin 31.86 m2 bölümlerine ilişkin davanın kabulü, parsellerin diğer bölümlerine ilişkin davanın ise reddi yolunda hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığından davalı gerçek kişinin tüm, Hazinenin ise diğer temyiz itirazları yerinde değildir ancak, 6831 Sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” Hükmü gözetilerek, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen bölümlerin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında birinci bendde yer alan “…davacı hazine adına TAPUYA TESCİLİNE” cümlesinden sonra gelmek üzere “bu bölümlerin tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 Sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 750,00TL avukatlık ücretinin davalı gerçek kişiden alınarak, duruşmada kendini Avukat ile temsil ettiren Hazineye verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 26/10/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.