Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/11715 E. 2010/12782 K. 21.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11715
KARAR NO : 2010/12782
KARAR TARİHİ : 21.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil, el atmanın önlenmesi ve kal davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi …, …, …, …, …, … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … Yönetimi, 14.10.2005 günlü dilekçesiyle, tapuda bir kısım davalılar ve bir kısım davalılarında murisleri adına kayıtlı olan … Köyü 106 ada 51 sayılı parselin kısmen, yörede 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde bırakıldığını, bu bölümün tapu kaydının iptalini ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini, davalıların bu bölüme el atmalarının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin bilirkişiler … … ve … …’in düzenlediği 31.03.2008 günlü rapor ve krokide (A) ve (C) ile gösterilen 4689,46 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalıların bu bölüme el atmalarının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar …, …, …, …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeki parselin tapu kaydının iptal ve tescil, el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1981 yılında yapılıp 1982 yılında kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1989 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
… Köyünde 1952 yılında yapılan kadastroda 35 parsel sayılı 32100 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … mirasçıları adına tesbiti, 07.09.1952 ila 06.10.1952 tarihlerinde yapılan askı ilanı sonunda kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, intikal, taksim ve satışlar sonunda, ½ payı … …, ½ payı ise … adına tescil edilmiş, paftaların yenilenmesi sırasında, 106 ada 51 parsel sayısıyla ve 32000 m2 yüzölçümündeki tarla niteliğiyle aynı kişiler adına aynı payla tescil edilmiş, … 375/2400 payını ……. Taşınmazın 9.71 m2 bölümü ifraz edilip 106 ada 118 parsel sayısıyla Hazine adına kayıt edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konu taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 4687,65 m2 ve (C) ile gösterilen 1,81 m2 olmak üzere toplam 4689,46 m2 yüzölçümündeki bölümünün 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmazın bu bölümlerinin daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi
kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 21.10.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.