Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/11919 E. 2011/1132 K. 15.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11919
KARAR NO : 2011/1132
KARAR TARİHİ : 15.02.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ile davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında davaya konu … Köyü 109 ada 142 parsel sayılı taşınmaz 9836,53m2 yüzölçümünde TARLA niteliğinde, komşu 109 ada 84 parsele uygulanan vergi kaydının kuzey hududunun orman okuması nedeniyle kayıt miktar fazlası olarak HAZİNE adına tespit edilmiştir. Davacı …’ın, çekişmeli taşınmaza komşu 109 ada 84 parsele uygulanan vergi kaydının hiçbir hududunun orman okumadığını tespitin hatalı yapıldığını, vergi kaydı kapsamında 109 ada 84 parselle bir bütün olarak zamanaşımı zilyetliği ile malik ileri sürerek adına tescili istemiyle açtığı davaya ORMAN YÖNETİMİ çekişmeli taşınmazın orman olduğu iddiası ve orman niteliğinde hazine adına tescili istemiyle katılmıştır. Mahkemece Orman Yönetimi yönünden davanın kabulüne, gerçek kişi yönünden ise davanın reddine ve dava konusu parselin orman niteliğiyle davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmü Hazine vekalet ücreti, Orman Yönetimi yargılama giderleri, davacı vekili de esas yönünden temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk dairesinin 17/09/2001 gün ve 2001/5765 -6187 sayılı bozma kararı ile “Hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, yeniden bir uzman bilirkişi ve bir fen elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, kadastro paftası ile orman kadastro haritası uygulanarak, çekişmeli taşınmazın orman sınır hattına göre konumunun belirlenmesi, taşınmazın kadastro hattı ile irtibatlı krokisinin düzenlettirilmesi, davacı gerçek kişinin tutunduğu vergi kaydının yeniden ilgili yönetimden getirtilerek uygulanması, zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüşü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı hususunda somut olaylara dayalı yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının alınması, davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra Davacı …’ın davasının kabulüne, Orman Yönetiminin davasının reddine, dava konusu Köst Köyü 109 ada 142 parselin … adına tesciline karar verilmiş, hüküm katılan … Yönetimi ve Davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk dairesinin22/04/2004 gün ve 2004/739 – 4470 sayılı bozma kararı ile(uzman bilirkişi çekişmeli taşınmazın çevresi ile birlikte orman sınır hattına irtibatlı krokisini çizmediği için raporun denetlenemediği, ayrıca, 1993 yılında yapılan orman kadastro işlemine ilişkin işe başlama ve sonuçlandırma tutanakları ile görevlendirme belgeleri dosyada mevcut olmadığından, bu işlemde 4785 Sayılı Yasa gereği devletleşen orman alanlarının sınırlanıp sınırlanmadığı anlaşılamadığı, ayrıca; dosya içeriğinden, ilk tahdidin 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmaya göre kesinleştiği, aplikasyon ve 2/B uygulaması şeklindeki ikinci işlemin 26.10.1993 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından, taşınmazın 13.07.1945 tarihinden önce orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş kadastro haritası ve aplikasyon haritasının uygulanmasıyla çözümlenemeyeceği, zira; 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup, bu yasaya göre 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen kadastro haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz olduğu nedeniyle mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava
fotoğrafları ve varsa amenajman planı 1993 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tüm işe başlama, çalışma ve sonuçlandırma tutanaklarıyla askı tutanağı ve aplikasyon haritası ve ilgili yerlerden getirtilip, 1993 yılında 4785 Sayılı Yasa gözetilerek devletleştirilen ormanların sınırlanıp sınırlanmadığı, bu işlemin sadece ilk işlemin aplikasyonu olup olmadığı kesin olarak saptanması, bilahare önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planlarında ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi bu uygulama sonunda; çekişmeli taşınmazın 1941 orman kadastrosu içinde kalması ya da 1941 orman kadastrosu dışında kalmakla birlikte, 4785 Sayılı Yasa gereği devletleşen orman olup 1993 yılında yapılan işlemin de sadece aplikasyon olması halinde 1941 kadastrosu dışında olsa bile yine Devlet ormanı kabul edilmesi gerektiği, 1993 yılında yapılan işlem ile orman olarak sınırlandırılmış olması halinde davacı gerçek kişi tapu kaydına dayanmadığından orman kadastro işlemi kesinleştiğinden, taşınmazın öncesi ne olursa olsun gerçek kişinin davasının reddine, Orman Yönetiminin davasının kabulüne ve çekişmeli parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi; çekişmeli taşınmazın 1941 kadastrosunun dışında bırakılmış olmakla birlikte 4785 Sayılı Yasa gereği devletleşen orman alanı olduğu ve 1993 yılında yapılan işlemde 4785 Sayılı Yasa gözetilerek sınırlama yapıldığı ve taşınmazın orman sınırlarının dışında bırakıldığının belirlenmesi halinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin 1993 yılından sonra başlayıp, tesbit gününe kadar 20 yıllık süre geçmediğinden, gerçek kişinin ve Orman Yönetiminin davasının reddine parselin tesbit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi,çekişmeli parselin 1941 ve 1993 orman kadastro sınırları dışında bulunduğu ve 4785 Sayılı Yasa ile devletleşen orman alanlarından da olmadığı belirlendiği taktirde bu kez; zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin yöntemince araştırılması gereğine” değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve katılan … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk dairesinin 06/05/2009 gün ve 2009/5712 – 7612 sayılı bozma kararı ile “Bozma kararından sonra getirtilen belgelerden ve yapılan uygulamada 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosu yapılmadığı belirlendiği, keza çekişmeli parselin güneyinde bulunan parsellerle birlikte taşınmazın dört tarafının devlet ormanı ile çevrili olduğu, komşu 83 nolu parsele revizyon gören 377 nolu vergi kaydının doğusunun orman okuduğu, yine 86 parsele uygulanan 389 nolu vergi kaydının doğu yönünü orman okuduğu, davacının dayandığı 388 nolu vergi kaydının dava dışı 84 parsele yüzölçümü nazara alınarak uygulanıp kesinleştiği, bu durumda çekişmeli parselin zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı anlaşıldığı gibi kesinleşen orman kadastrosuna ilişkin uygulamanın da yetersiz olduğu,orman İşletmesi de davaya katılıp parselin orman olmasını istediğine göre, 1941 kadastro ve 1993 yılı aplikasyon haritası uygulanarak taşınmazın konumunu bu haritalara göre kesin olarak saptanması gerektiğinden yeniden yapılacak keşifte orman kadastrosunun yöntemince zemine uygulanması aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınması) gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak davanın KABULÜNE, dava konusu taşınmazın ORMAN NİTELİĞİNDE HAZİNE adına TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davalı HAZİNE vekili ile davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1993 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 15/02/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.