Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/11964 E. 2010/16235 K. 20.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11964
KARAR NO : 2010/16235
KARAR TARİHİ : 20.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : HAZİNE – … BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.11.2006 gün ve 6194-6543 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece ziraat, jeolog ve … bilirkişiler ile yeniden yapılacak keşifte, dava tarihinden geriye doğru 20 yıl ve daha öncesine ait çift … fotoğrafları incelenerek, 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi gereğince imar ihya durumu ve zilyetlik süresi belirlenmeli, komşu parsel kayıtları uygulanarak taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiği araştırılmalı, jeolog bilirkişiden erozyona tabi bir arazi olup olmadığı konusunda rapor alınmalı, taşınmazın fotoğrafları da çekilerek dosyaya eklenmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu … Köyünde bulunan 12.06.2008 tarihli krokide (A)=2485.67 m2’lik taşınmazın davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince açılan tapusuz taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 01.03.1977 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu ise 16.08.1966 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece, krokide (A) harfi ile gösterilen temyize konu taşınmazın, orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek, davacı adına tesciline karar verilmiş ise de; delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür. Şöyle ki; hükme esas alınan uzman orman bilirkişi …’ın raporunda, çekişmeli taşınmazın doğal eğiminin % 30 – 35 olduğu, 1961 tarihli memleket haritasında çalılık simgeli yeşile … alanda kaldığı bildirilmiştir.
Yüksek eğimli funda ve makilerle kaplı alanlar orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi kapsamı dışında aynı yasanın 1/1. maddesi gereğince orman sayılan yerdir. 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p maddesinde “üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, … erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün, bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerin orman ve … muhafaza karakteri taşıyacağı.” şeklinde
-2-
2010/11964-16235

tanımlanmış ve yine aynı yönetmeliğin “Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler” başlığını taşıyan 26/j maddesinde “orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağını” aynı maddenin 2. fıkrasında “orman rejimine girmiş olan bu gibi yerlerin komisyonlarca herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı” öngörülmüştür. Ayrıca 02.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların her zaman yapılabilecek orman kadastrosunda da orman sınırı içine alınabileceği öngörülmüştür. Tüm bu bulgular, yasa ve yönetmelik maddelerine göre taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve uzman orman bilirkişinin taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu bildirmesine rağmen, mahkemece yasa ve yönetmelik hükümleri yanlış değerlendirilerek ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek … şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20/12/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.