YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12217
KARAR NO : 2010/14841
KARAR TARİHİ : 30.11.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 31.01.2008 gün ve 2008/5929-464 sayılı bozma kararında: “Mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı, tarafların yargılama sırasında vergi kayıtlarına dayandıkları dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca somut olayda davalı hazinenin vergi kaydına ve taşınmazlar üzerinde hak kazanma koşullarının gerçekleşmediği olgusuna davacı tarafın ise vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığı anlaşılmaktadır. Somut olaya bu olgular eşliğinde bakıldığında kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafa ait olduğu kuşkusuzdur. Davalı tarafın tutunduğu vergi kaydı Özel İdare Müdürlüğünden getirtilmediği gibi hazinenin tutunduğu vergi kaydının oluşma nedenleri de Özel İdare Müdürlüğünden sorulup saptanmamış, anılan vergi kayıtları da 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi … elemanı eliyle yerine uygulanmamıştır.
Az yukarıda saptanan hukuksal olgular ile Hazinenin tutunduğu vergi kaydında tarif edilen sınır yerlerinin “MEŞE” olarak tarif edildiği göz önüne alındığında orman yönünden yöntemine uygun biçimde orman araştırması yapılması zorunludur. Nevarki, mahkemece orman yönünden yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı gibi zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturmada yetersizdir. Böylesine yetersiz araştırma ve uygulama ile hüküm verilemez.
Bu nedenle, mahkemece; yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi … elemanı ve uzman ormancı bilirkişi tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar ile tutanak bilirkişilerin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişi eliyle bölgede orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklik yapılmış ise bununla ilgili açık bir anlatımla 6831 sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasayla değişik 2 ve aynı yasanın 2896, 3302 ve 3373 sayılı Yasalarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler yerine uygulanmalı, uzman ormancı bilirkişilerden ve uzman … memurundan keşfi izlemeye, yerel bilirkişi, tanık ve tesbit tutanağı bilirkişilerinin sözlerini denetlemeye ve çekişmeli taşınmazları
orman sayılan yerlerden olup olmadığını duraksamasız gösterecek biçimde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı göz önüne alınmalı, daha sonra tutunulan vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi … elemanı eliyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yerine yöntemine uygun biçimde uygulanmalı, davalı tarafın tutunduğu vergi kaydının mülkiyet belgesi olmadığı zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği düşünülerek, taşınmazlar üzerinde davacı tarafın sürdürdüğü zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı, ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları arasında aykırılık varsa adı geçenler taşınmazlar başında ayrı, ayrı dinlenerek çelişki duraksamasız giderilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14, 14/son, 18 ve 6831 sayılı yasanın konuyu düzenleyen özellikle 17. maddesi hükmü eşliğinde sonucuna uygun bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, davanın reddi ile dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı yasa ile değişik 3402 sayılı yasanın 4.maddesi gereğince orman sınırlandırması yapılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 30/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.