YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12412
KARAR NO : 2010/13479
KARAR TARİHİ : 02.11.2010
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … VE ARKADAŞLARI vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 02/11/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davacı … VE ARKADAŞLARI vekili Avukat NESLİHAN … ile karşı taraftan davalı HAZİNE vekili avukat . geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, davaya konu .köyü 169 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, 10796,10m2 yüzölçümünde tarla niteliği ile . Köyü Tüzelkişiliği, 169 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 179708,66 m2 yüzölçümünde orman niteliği ile Hazine adına tespit edilip itirazsız kesinleşmekle 23/3/2000 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
.Davacılar, davaya konu taşınmazın 169 ada 1 parsel ile 169 ada 1 parselin bir bölümü olduğunu, köy tüzel kişiliği ve hazine ile ilgisinin bulunmadığını ve tarım arazisi olduğunu miras bırakanları. nin bu taşınmazı, Hazineden satın almak suretiyle 21/10/1943 tarihli ve 21392m2 yüzölçümündeki tapu ile malik olduğunu, ölünce kendilerine kaldığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır..Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;.Yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y. m. 363 vd.)Somut olayda uyuşmazlığın tapulu taşınmaza ilişkin olduğu ve taşınmazın zemindeki konumunun saptanarak diğer delillerin taşınmaz başında toplanıp birlikte değerlendirilmesinin keşif ile mümkün olacağı, ayrıca her uyuşmazlığın ,o tarihte yürürlükteki yasalara göre çözümleneceği gözetilmeden, davacıların miras bırakanın davaya konu yeri hazineden satın aldığı tarihteki yasal düzenlemeye göre satışın hukuken geçerli olup olmadığı araştırılıp tartışılmaksızın, 3402 Sayılı Yasanın 18/2. maddesi uyarınca kanunları gereğince Hazineye kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağı, dava konusu yerin kaçak rumlardan hazineye kalan yer olduğu gerekçesi ile keşif yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun değildir.Bu nedenle; davacıların dayandığı 21392 m2 yüzölçümü ve arsa niteliğindeki 21/10/1943 tarih 20 numaralı tapu kaydı ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ve varsa krokisi ile birlikte tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli,tapunun davacıların miras bırakanını satışı yoluyla oluşturulduğu tarihte hazine mallarının satışına ilişkin bulunan yürürlükteki yasa araştırılıp incelenerek, tapunun edinme nedeninde yazılı satış sözleşmesinin geçerli olup olmadığı araştırılmalı, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.Dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, bu hususta araştırma yapılmamıştır. Bir yerde orman kadastrosu yapılmışsa; kural olarak, o yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de, köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan ve 4785 Sayılı Yasa hükümleri uygulanarak orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Çünkü, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen tahdit harita ve tutanakları sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazların orman olup olmadığının 4785, 5658 Sayılı Yasalar ile 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iade koşulları yasada gösterilmiştir.Yapılan araştırmada yörede kesinleşen orman kadastrosu olduğu anlaşılırsa, orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman kadastro haritası örneği getirtilerek,önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir.
Araştırma sonucu kesinleşen orman kadastrosu bulunmadığı anlaşılırsa, komşu parsel ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, uzman yüksek orman mühendisi ve fen elemanı aracılığıyla keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli,keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönünden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.Dayanak tapu kaydının hududunda gösterilen yerlerin kadastro sırasında ne olarak tespit edildiği ve paftada ne şekilde gösterildiği,kişi taşınmazlarının hangi çap ve hangi parsel numarası aldığı saptanarak, yerel bilirkişiler ve fen ehli aracılığı ile çevre parsellerin dayanakları ile denetlenerek, krokisi var ve uygulanabilir ise, 3402 Sayılı Yasanın 20/A maddesi gereğince krokiye itibar edilerek,sabit sınırdan başlamak suretiyle kroki yöntemince zemine uygulatılmalı,dayanak tapu kaydının krokisi yok ise,değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 Sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli, dayanak tapudan revizyon görüp de hakkında dava açılmadan kesinleşen parseller varsa bu taşınmazlar da gösterilerek kroki çizdirilmeli, asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmeli; tüm deliller birlikte değerlendirip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.- TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 02/11/2010 günü oybirliği ile karar verildi.