YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12668
KARAR NO : 2010/12762
KARAR TARİHİ : 21.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Belediye Başkanlığı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği, … İli, Merkez … Kasabası, Köy içi mevkide bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini talep etmiş ise de, yargılama devam ederken Belediye Başkanlığınca yapılan imar uygulaması sonucunda davalı taşınmazın 1024 ada 2 parsel numarası verilerek Hazine adına tapuya tescil edildiği, davacının davasını ıslah ederek 1024 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ve adına tescilini istemiştir.Mahkemece, Davanın kabulü ile, … ili Merkez öyünde bulunan ve tapuda davalı … Hazinesi adına kayıtlı olan 1024 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın … oğlu 1968 doğumlu davacı … adına tapu siciline kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve … Belediyesi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkin olarak açılan dava, daha sonra tapu iptal ve tescil davasına dönüşmüştür.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce yapılan orman kadastrosu 20/10/1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş, yörede yapılan genel arazi kadastro işlemi ise 17/09/1961 tarihinde kesinleşmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1961 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı (kadastro harici) bırakılmıştır. Böyle bir taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 17. Maddesine göre imar-ihyası tamamlandıktan sonra zilyetlikle iktisabı mümkündür.Ancak 3402 Sayılı Yasanın 17/2 maddesinde belirtildiği gibi, ihya edilen taşınmaz, il ya da ilçe kasabaların imar alanının kapsadığı alan içinde ise, o tür bir taşınmaz imar-ihya ile kazanılamaz. İmar kapsamı içine alınma tarihi de anılan madde de önem arz eder. İmar-ihya olgusunun tespit veya dava tarihine göre nazara alınması gerekir. İhya olgusunun tamamlandığı tarihten itibaren, TMK’nun 713/1 ve 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki koşullar altında zilyet edilmiş olması halinde o yerin mülkiyetinin iktisabı mümkün olabilecektir. Dava Konusu edilen taşınmazın imar planı 03/12/1982 tarihinde İller Bankası tarafından onaylanmış ve kesinleşmiştir. Yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, davacının zilyetliğinin taşınmazın imar
planı içine alındığı tarihten sonra, 1985-1986 yıllarında başladığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın imar planı içine alınmasından sonra sürdürülen zilyetlik hukuken değer taşımaz. İmar-ihya ve zilyetlikle iktisap koşulları taşınmazın imar planı içine alındığı, 03.12.1982 tarihinden önce davacı yararına gerçekleşmemiştir. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve … Belediyesi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Belediyeye iadesine 21/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.