YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1269
KARAR NO : 2010/3287
KARAR TARİHİ : 16.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL-EL ATMANIN ÖNLENMESİ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 06/10/2009 günlü hükmün,Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi DAVALI vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 16/03/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, DAVALI vekili avukat … geldi, karşı taraftan ORMAN YÖNETİMİ vekili avukat … … geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … YÖNETİMİ, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan … Mahallesi 3032 ada 11 parsel sayılı taşınmazın, kesinleşen orman kadastro sınırı içindeki yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapusunun iptali ile orman olarak Hazine adına tescili ve elatmanın önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline, davalının elatmasının önlenmesine, karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali tescil ve el atmasının önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 9 numaralı orman kadastro komisyonunca yapılıp, 20/03/1980 tarihinde itirazlı yerlerde ise 15/12/1980 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve daha sonra 36 numaralı orman kadastro komisyonunca 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince 08.10.1986 tarihinde işe başlanarak yapılan ve 09.10.1986 tarihinde tamamlanıp bitirilen ve 28/10/1987 tarihinde ilan edilerek kesinleşen, ilk orman kadastrosunun aplikasyonu ile herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalan ormanların. kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu alanın l980 yılında 9 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesine göre ilk defa yapılan orman kadastrosu ile orman sınırları içine alınmışsa da, itiraz üzerine orman sınır noktaları iptal edilerek orman sınırları dışında bırakıldığı, ancak itiraz üzerine dava konusu taşınmazı orman sınırı dışında bırakılmasına karar verilen 9 numaralı orman kadastro komisyonun başkan ve üyeleri hakkında yaptıkları işlemin kasıtlı ve yasaya aykırı olması nedeniyle, … Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığı ve bu mahkemenin 1987/531 sayılı dosyasında işin esası incelenmeden zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, daha sonra l7.06.1986 gününde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasa ile değişik 7/1 maddesinde “Devlet Ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir şekilde Orman Sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavram, önceki yıllarda arazi kadastrosu yapılmış yerleri de kapsar, taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayin ve tespiti Orman Kadastro Komisyonları tarafından yapılır” hükmü uyarınca ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların sınırlandırılmasını yapmak üzere görevlendirilen “36 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından dava konusu taşınmazın “her hangi bir şekilde orman sınırları dışında kalmış Orman” olması nedeniyle orman sınırları içine alındığı ve kadastro işlemlerinin tümünün 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesinin yürürlüğü sırasında yapılıp 09.10.1986 tarihinde tamamlandığı, ancak; yapılan işlemlerin sonucunun kamuya duyurulması olan askı ilanının 6831 Sayılı Yasanın 7.maddesini değiştiren 3373 Sayılı Yasanın 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra, 28.10.1987 tarihinde yapıldığı, ilanın sadece yapılan işlemlerin sonucunun duyurulmasından ibaret olması nedeniyle, 3302 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılıp tamamlanan 36 numaralı orman kadastro komisyonun çalışmalarına başladığı ve çalışmaları yapıp tamamladığı tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre komisyona verilen hak ve yetkiye uygun olarak yaptığı komisyon çalışmaları tamamlamasından sonra yasanın değişmiş olmasının sonucu etkilemeyeceği, işlemin yapıldığı tarihte var olan yasal dayanağın, işleme geçerlilik kazandırdığı, bu nedenle; 36 numaralı orman kadastro komisyonun yaptığı orman kadastro işleminde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, çekişmeli taşınmaza komşu ve çekişmeli parselle hukuki durumu aynı olan 101 ada 14 sayılı parsele ilişkin direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.03.1992 gün 1991/14-253-170 sayılı kararı ile ve özetle; “3302 Sayılı Yasa ile değiştirilen 6831 Sayılı Yasanın 7/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak 36 nolu komisyonun yaptığı sınırlama işleminde yasaya aykırı bir durumun olmadığı, askı ilanının 3302 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra yapılmış olmasının 3302 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılıp tamamlanan 36 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman kadastro işlemine etkisinin olamayacağı ve 36 numaralı komisyonun yaptığı orman kadastro işlemlerinin yasal ve geçerli olduğuna” değinilerek bozulduğu, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörülen tüm hak düşürücü süreler geçerek işlemin kesinleştiği, davacı … Yönetimi, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene (arazi kadastrosundan sonra kesinleşen orman kadastrosuna) dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931-İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, çekişmeli taşınmazın … fotoğrafları ve memleket haritasının uygulanması sonucu öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği gibi mahkemece 2008-2009 yıllarında yapılan keşifler sırasında alınan bilirkişi raporlarında dahi çevresiyle birlikte orman bütünlüğü içende yer yer orman örtüsüyle kapalı olduğunun anlaşıldığı, davalının dava konusu taşınmazın eylemli orman olduğunu görmeden satın almasının yaşam kurallarına ve hayatın olağan akışına uygun olmadığından, iyi niyetli de sayılamayacağı, davalının taşınmazı satın alırken ödediği bedeli koşulları varsa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceği, yine çekişmeli taşınmazla hukuki durumu aynı olan … Mahallesi 83 ada 12 ve 13 sayılı parsellerin birleştirilmesi sonucu oluşturulan 83 ada 40 sayılı parsel hakkında Orman Yönetiminin aynı istekle açtığı davanın kabulüne ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.05.2003 gün 2000/130-131 sayılı kararının 20. Hukuk Dairesinin 28.09.2004 gün 4985/9335 sayılı kararı ile onanıp kesinleştiği göz önünde bulundurularak Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 750.00.-TL vekalet ücretinin davalı … … …’ den alınarak, ORMAN YÖNETİMİNE verilmesine, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 16/03/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.