YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12768
KARAR NO : 2010/13208
KARAR TARİHİ : 27.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 123 ada 230 parsel sayılı 2495,02 m² yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olması nedeniyle ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, çekişmeli taşınmazı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece; davanın kabulüne ve 123 ada 230 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Davacı 10.07.2008 tarihli dilekçesiyle askı süresi içinde hasımsız olarak açtığı davada dava konusu taşınmazın adına tescilini istemiş, yargılama sırasında 15.04.2009 günlü oturumda tespit maliki Hazineyi davaya katmışsa da, bu tarihte kadastro tespit tutanağı kesinleşmiştir. 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesi gereğince kesinleşen tespitlere karşı 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılan davalara bakma görevi genel mahkemelere aittir ve mahkemece taşınmazın davacı … adına tesciline karar verilmiş ise de, Kadastro mahkemesinin zaman bakımından görev ve yetkisini düzenleyen 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 26/B maddesi hükmüne göre kadastro mahkemeleri aynı yasanın 11. Maddesinde belirtilen askı ilanı içinde usulen açılan davaları görüp sonuçlandıracaktır.
Görev, kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmesi zorunludur. Hal böyle olunca; mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine, tutanak asıl ve eklerinin de kesinleşen tespit uyarınca işlem yapılmak üzere Tapu Sicil Müdürlüğüne, tespit tutanağının onaylı bir örneği ile dava dosyasının görevli ve yetkili Şirvan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekirken, yazılı olduğu üzere işin esası hakkında karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 27/10/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.