Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/1292 E. 2010/2189 K. 23.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1292
KARAR NO : 2010/2189
KARAR TARİHİ : 23.02.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Kadastro sırasında, … Köyü 111 ada 68 parsel sayılı 4308,03 m2 yüzölçümlü taşınmaz ile 107 ada 19 parsel sayılı 20179,39 m2 yüzölçümlü taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı Hazine vekili tarafından davalılar aleyhine açılmış olan tescil davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 111 ada 68 parsel sayılı taşınmazın davalı … adına, 107 ada 19 parsel sayılı taşınmazın … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1968 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Sultanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/135 Esas ve 1992/24 Karar sayılı dosyasında davacılar Fevzi, Ayşe, Kemal ve Ali Demirtaş tarafından, davalılar Hazine, İbrahim ve … ile … köyü aleyhine açılan el atmanın önlenmesi ve tescil davası, davanın tarafı olan davacı ve davalı gerçek kişilerin anlaşmaları ve davacıların feragati nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, daha sonra aynı yere ilişkin davacı Hazine tescil davası açmıştır. Dava devam ederken yörede kadastro geçmesi nedeniyle dosya kadastro mahkemesine devredilmiş, kadastro mahkemesince davalı 111 ada 68 parsel sayılı taşınmazın davalı …, 107 ada 19 parsel sayılı taşınmazın … adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Ne var ki; mahkemece, yukarıda belirtilen ve davacıların feragati ile sonuçlanan Sultanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/135 Esas ve 1992/24 Karar sayılı dosyası getirtilip uygulanmamış, her iki dosyada dava konusu edilen taşınmazların aynı yer olup olmadığı ve taşınmazlar aynı ise, o davanın 26.01.2007 gün ve 2005/1-2007/1 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince niza sayılıp sayılmayacağı, H.Y.U.Y.’nın 237. Maddesi gereğince kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı konuları üzerinde durulmamıştır. Sözü edilen içtihadı birleştirme kararına göre, olağanüstü zamanaşımı ile taşınmazın mülkiyetinin kazanılması 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinde düzenlenmiştir.
2010/1292 – 2189
Sözü edilen maddenin birinci fıkrası “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmaz davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi …taşınmazın mülkiyet haklarının tapu kütüğüne tescilini isteyebilir.”
Zilyetliğin kazanma sağlayabilmesi için 20 yıllık sürenin “davasız” sürmesi zorunludur. Kanun koyucu zilyetliğin davaya konu olmamasını amaçlamıştır. “Davasız” sözcüğü açık ve emredici bir hükümdür.
Borçlar Kanunu’nun 133/2. maddesine göre alacaklı borçluya karşı mahkemede veya hakim önünde dava açarak yada karşılıklı bir iddia ileri sürerek alacağını dermeyan ettiği takdirde zamanaşımı kesilir. Tescil davalarında zilyedin tescil istemiyle başvuruda bulunması dava, hazinenin veya tapu kayıt maliki mirasçılarının tescil istemine karşı koymaları da def’i niteliğindedir. Zilyet tarafından dava açılması, davalı hazine veya kayıt malikinin mirasçıları tarafından davaya karşı konulması zamanaşımını keser.
Bu nedenle; mahkemece, Sultanhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/135 Esas ve 1992/24 Karar sayılı dosyası getirtilmeli, yeniden yapılacak keşifte her iki dosyada dava konusu edilen taşınmazların aynı olup olmadığı belirlenmeli, aynı ise ilk davanın feragatla sonuçlanması karşısında o davanın tarafları ile dosya içeriğine göre davanın davalı ve davacı gerçek kişi olan taraflarının anlaşması nedeniyle feragatla sonuçlanmış olması nedeniyle H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı, yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince niza sayılıp sayılmayacağı ve niza sayılması halinde davalılar … ve … yararına zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 23/02/2010 günü oybirliği ile karar verildi.