YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13069
KARAR NO : 2010/12980
KARAR TARİHİ : 25.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1989 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında … Köyü 101 ada14-15, 16, 23, 24, 32, 33, 34, 35, 38, 39, 41 (41 sayılı parsel 37 parselden ifrazından oluşmuştur) Tarla ve ziytinlik ve hali arazi niteliğiyle 39 sayılı parsel orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 101 ada 39 sayılı parsel hakkında gerçek kişilerin tapu kaydına dayanarak asliye hukuk mahkemesinin 1967/669 ve 670 sayılı dosyalarında açtıkları orman kadastrosuna itiraz davası 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 11/1. maddesi gereğince kadastro mahkemesine aktatıralarak 1989/71 sayısına kaydedilmiş, bozma kararlarından sonra bu dava kadastro mahkemesinin 2001/6 sayısını almıştır. Diğer taraftan orman kadastro davasının konusu olan 101 ada 15, 39 ve 41 sayılı parsellerin 1989 yılında yapılan kadastro tespitleri yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak kesinleştirilmiş ve 27.09.1989 tarihli ise başlama tutanağı ile bu yerdeki sınırları kesinleşmiş ormanlarda 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamalarını yapmak üzere göreve başlayan 39 Nolu Orman kadastro Komisyonu 101 ada 39 sayılı parselin çap sınırı içinde bulunan (VIII), (IX), (X), (XI), (XXII) poligon numarası verdiği yerleri nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartarak ilan edip kesinleştirmiştir. Orman rejimi dışına çıkartılan yerlerle ilgili olarak 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1995 yılında yapılan ek kadastroda 101 ada 39 sayılı parselden 2/B madde uygulamaları ile orman rejimi dışına çıkardığı, (XIII) nolu poligona 101 ada 44 (IX) nolu poligona 101 ada 45, 51, (X) nolu poligona 101 ada 46, 52, 53, (XI) nolu poligona 101 ada 47, 54, 55, (XXII) nolu poligona 101 ada 49, 56, 57, 58 parsel numaraları verilerek Hazine adına tesbit ve tescil edilmiştir. Bu parseller tescil edilirken 2/B madde parsellerinin yüzölçümü 101 ada 39 nolu orman parselinin yüzölçümünden düşünülmüştür. Davacı, dava konusu parsellerin T.Sani 1298 tarih 17 nolu sicilden gelen Eylül 1956 tarih 73 nolu tapu kaydı kapsamında kalıp orman sayılmayan yer olduğunu ve tapu maliklerinin bayinden satın aldığını iddia ederek dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece keşif ve uygulama yapılıp belirkişilerden rapor alındıktan sonra 3402 Sayılı Yasanın 12/3 ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde yazılı hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1966 yılında yapılan ve itirazlı olmayan taşınmazlar yönünden kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1989 yılında yapılan 2/B madde uygulaması vardır.
Davacı vekili, 27.11.2006 günlü dava dilekçesi ile T. Sani 1298 tarih 17 – (56) sıra numaralı sicilden gelen Eylül 1956 tarih 73 nolu tapu kaydı kapsamında kalan ve tarla, hali arazi ve bir kısmı da 2/B madde alanı niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan …. Köyü 101 ada 14, 15, 16, 23, 24, 32, 33, 34, 35, 38, 39, 41, 44, 45, 45, 47, 48, 49, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57 ve 58
sayılı parselleri daha önce … … … ile …’nun tapu maliklerinden satın alıp daha sonrada kendisine sattıklarını, bu parseller hakkında satın aldığı kişilere husumet yönelterek 05.07.2002 tarihinde açtığı davanın, mahkemece hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle red edilmiş ise de Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2006/6018-9530 sayılı kararı ile “iptali istenen tapu kayıtlarının davalı kişiler adına kayıtlı olmadığını, bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hak düşürücü süre yönünden ret edilmesinin usulsüz olduğu, ancak sonuçta dava ret edilmiş olduğundan sonucu itibariyle doğru olan kararın düzeltilmiş haliyle onanmasına” karar verildiğini, bu parsellere ilişkin daha önce açılmış dava olması nedeniyle 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğini, hük düşürücü sürenin kadastro mahkemesinin 10.10.2001 gün 2001/6-48 sayılı kararının 15.02.2002 tarihinde kesinleşmesinden sonra başlayacağını bildirerek dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini istemiştir. Mahkemece dava üç yıl sürdürülmüş, keşifler yapılıp bilirkişi raporları alınıp taraf delilleri toplandıktan sonra 3402 Sayılı Yasanın 12/3 ve 6831 Sayılı Yasanın 11/1 maddesindeki hak düşürücü sürelerin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre;
Dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu bitişik taşınmazların 1966 yılında yapılan orman kadastrosunda, orman sınırları içine alınması işleminin iptali için davacılar…ve arkadaşları T. Sani 1298 tarih 17 nolu sicilden T.Sani 1927 tarih 57 ve daha sonra da Eylül 1956 tarih 73 numarayla gelen tapu kayıtlarına dayanarak 23.10.1967 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/869 ve 1967/870 sayılı dosyalarında orman kadastrosuna itiraz davası açmışlar, tapu kayıt kapsamındaki davaya konu olan taşınmazların orman olmadığını iddia etmişlerdir. Taşınmazları davacılardan satın alan … … … ve … … aynı iddia ile davaya katılmışlardır. 1989 yılında yapılan genel arazi kadastrosu çalışmasında 1967 yılında açılan, orman kadastrosuna itiraz davasına konu olan 105 ada 297 ve 101 ada 15, 37 (41) ve 39 sayılı parseller ile bitişiğindeki diğer parsellerin kadastro tespit tutanakları düzenlenmiş ve bu parsel alanları hakkında 1967 yılında asliye hukuk mahkemesinde açılan 1967/669 ve 670 sayılı orman kadastrosuna itiraz davaları kadastro mahkemesine aktarılmış ve bu davaya konu olan bir kısım parsellere ait tespit tutanakları dava dosyası ile birleştirilerek orman kadastrosuna itiraz davası ile birlikte genel arazi kadastrosuna itiraz niteliğini de kazanan davanın yargılaması yapılarak Dairede bir kaç kez bozulmasından sonra Kadastro Mahkemesinin 10.10.2001 gün ve 2001/6-48 sayılı kararı ile sonuçlandırılmış ve Yargıtay denetiminden geçerek 15.02.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Sözü edilen davada Dairenin bozma kararlarından sonra 23.12.1996 ve 24.04.2001 günlü yapılan keşiflerde 101 ada 15, 39, 41 ve 105 ada 297 sayılı parseller üzerinde tüm inceleme ve araştırmanın yapılmasından sonra o davanın davacıları olan … … … ve … … vekili 101 adada bulunan dava konusu parselleri temyize konu davanın davacısı …’a sattıklarını, bu nedenle 101 adada bulunan parseller hakkında davalarının bulunmadığını bildirmeleri nedeniyle 101 adada bulunan parseller 2001/6 sayılı davanın davacıları tarafından dava edilmediği belirtilerek hüküm kurmuştur. Halbuki; Dairenin 29…..2006 gün ve 6018-9530 sayılı kararında açıklandığı gibi, 23.12.1996 ve 24.04.2001 tarihinde yapılan keşiflerde o davanın davacıları vekili 101 adada bulunan parseller hakkında baştan beri değil, daha sonra bu adadaki parselleri davacı …’a sattıkları gerekçesiyle 101 adadaki parsellerle ilgili şimdi kendi adlarına tescil edilmesi konusunda davalarının bulunmadığını açıklamıştır.
Davacının delil olarak dayandığı kadastro mahkemesinin 10.10.2001 gün 2001/6-48 sayılı dosyası daha önce Dairede tapu uygulaması, orman araştırması ve kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi yönlerinden dört kez bozulmuştur. Dairenin sözü edilen 18.04.1995 gün ve 1995/1411-4761 sayılı ve 17.10.2000 gün 2000/7429-7975 sayılı bozma kararlarında: “orman tahdidine itiraz davası devam ederken arazi kadastrosunun yapıldığı, bu nedenle orman kadastrosuna itiraz davasına konu olan taşınmazlar hakkında düzenlenen tespit tutanaklarına karşı davanın taraflarından yapılmış özel bir itiraza gerek olmadan orman tahdidine itiraz davasına konu olan yerler içerisinde kalan kadastro tespit tutanaklarının itirazlı ve malik hanelerinin boş sayılacağı, tespit tutanakları kesinleştirilerek oluşturulan tapu kayıtlarının hukuken hiçbir değer taşımayacağı, (Davalı Taşınmaz Mal
Tutanaklarının Kadastro Mahkemelerine Devri Hakkındaki Yönetmelik md. 5, 6, 7) mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gözönünde bulundurularak 101 ada 39 sayılı parsel de içinde olmak üzere davaya konu parsellerin maliklerinin resen belirlenmesi ve gerçek hak sahipleri adlarına tescil edilmesine” işaret edildiği ve 101 adada bulunan dava konusu parsellerin bir kısımının da o davanın konusu olduğu ve o davanın davacıları 101 adada bulunan dava konusu parselleri temyize konu davanın davacılarının “…’a satmaları nedeniyle bu taşınmazlar hakkında kendilerinin davalarının bulunmadığını” bildirdikleri halde mahkemece 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gözönünde bulundurularak gerçek hak sahibi adına tescil edilmesini nazara almadan “101 adadaki parsellerin dava konusu olmadığı” gerekçesiyle verdiği 10.10.2001 gün ve 2001/6-48 sayılı karar 15.02.2002 tarihinde kesinleştiğine göre, somit olayda o davanın konusu olan parseller hakkında 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi ile 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürelerin bu kararın kesinleşerek tapuya tescil edildiği tarihten itibaren başlayacağının kabulü gerekir. (Yargıtay H.G.K.’nun 15.03.1990 gün 1990/16-34-72 ve 24.02.1988 gün 1987/7-564-110 sayılı ve 20.10.1993 gün 1993/8-558-545 sayılı ve 29.02.1984 gün 1981/8-717-157 sayılı ve yine 1. H.D.’nin 05.11.1984 gün ve 11369 sayılı kararları)
Kadastro mahkemesinin 2001/6 sayılı dava dosyasında Hazine ve Orman Yönetimi taraftır. Temyize konu davanın davacısı da, dava ettiği parselleri o davanın davacılarından satın almıştır. Bu nedenle; kadastro mahkemesinin 2001/6-48 sayılı dosyasında dayanılan tapu kayıtlarının uygulanması ve dava konusu parsellerin orman sayılan ve sayılmayan bölümlerine ilişkin bilirkişi raporları ile 101 ada 39 sayılı parselin kıyı kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığını belirleyen Jeomarfolog Bilirkişi … … ve Harita Mühendisi … … ve arkadaşları (7 kişilik heyet) tarafından düzenlenen 27.09.2001 günlü rapor ve kroki, halefiyet yoluyla davacı bakımından ve o davada taraf olmaları nedeniyle davalılar Hazine ve Orman Yönetimi bakımından kesin hüküm olmasa da güçlü delil oluşturur.
101 ada 15-39-41 sayılı parseller ile 39 sayılı parselden 2/B madde alanı olarak ifraz edilen parseller 1967 yılında açılan ve daha sonra kadastro mahkemesine aktarılan orman kadastrosuna itiraz davasının ve orman kadastro davasının devamı sırasında yapılan arazi kadastrosunun konusudur. O davanın konusu olan parsel hakkındaki arazi ve orman kadastro davası devam ederken, tespit tutanağının kesinleştirilmesi hukuki sonuç doğurmaz. 101 ada 39 sayılı parselin tespit tutanağı düzenlendikten sonra ve kadastro mahkemesinde davası devam ederken, orman kadastrosu kesinleşmiş olduğu düşüncesiyle 1989 yılında bu parselin 2/B madde uygulamasına tabi tutularak VIII, IX, X, XI, XII, XIII poligon numaraları verilen yerlerin orman rejimi dışına çıkartılıp kesinleştirilmesi de hukuki sonuç doğurmaz.101 ada 39 nolu parselin 2/B madde alanı olarak orman rejimi dışına çıkarılan bölümleriyle ilgili 1995 yılında ek kadastro yapılmış (VIII) nolu 2/B madde poligonunun bulunduğu yere 44 parsel, numarası (IX) nolu 2/B madde poligonunun bulunduğu yere 101 ada 45-51 parsel, (X) nolu 2/B madde poligonun bulunduğu yere 101 ada 46, 52, 53 parsel, (XXII) nolu 2/B madde poligonun bulunduğu yere 101 ada 49, 56, 57 59 parsel, (XII) nolu 2/B madde poligonun bulunduğu yere 48 parsel numaraları verilerek tespit tutanakları düzenlenmiş ve yine bu parsellerin kadastro mahkemesinin 2001/6 (bozma kararından önce sırasıyla 1989/71-1997/52, 1998/71, 2000/4, 2000/63) sayılı dosyası ile dava konusu olduğu düşünülmeden, tespit tutanakları kesinleşmiştir. Kadastro mahkemesinin 2001/6-48 sayılı dosyasında yapılan araştırma ve uygulama sonucu alınan ve hükme dayanak yapılan ve güçlü delil olması nedeniyle tarafları bağlayan uzman orman bilirkişi kurulu Orman Mühendisleri … …, … Yükselmiş, Yakup Dündar ve Teknik Bilirkişi … Varan’ın 25.04.2001 günlü raporları ve ekli haritalarında ve yine temyize konu dosyada yapılan keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi kurulu ile harita mühendislerinin düzenledikleri 02.05.2010 günlü raporda;
1) Dava konusu 101 ada 14 sayılı parselin baştan beri orman kadastrosu sınırları ve dayanılan tapu kaydında kapsamı dışında olduğu, 101 ada 16, 23, 24, 33, 34 ve 35 sayılı parsellerin dayanılan tapu kaydı kapsamı içinde ise de baştan beri orman sınırı dışında kalması ve orman kadastrosuna itiraz davasının konusu olmaması nedeniyle bu parsellerin tespit tutanakları ilan tarihinden sonra kesinleştiği anlaşıldığından bu parseller hakkındaki davanın hak düşürücü süre yönünden davanın red edilmesi doğrudur. Yine 101 ada 32 sayılı parsel orman sınırı içinde ve 2010/13069-12980
orman kadastrosuna itiraz davasının konusu ise de, bilirkişi raporuna göre orman sayılan yer olduğu gibi halen de eylemli ormandır. 101 ada 38 sayılı parsel orman sınırı içindedir. Ancak, dosyadaki raporlarına göre dayanılan tapu kaydı kapsamının dışındadır. Bu nedenlerle; 101 ada 14, 16, 23, 24, 32, 33, 34, 35 ve 38 parseller hakkındaki temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellerle ilgili hükmün de onanması gerekmiştir.
2) Dava konusu 101 ada 44 sayılı parsel, orman sınırı ve 101 ada 39 sayılı parsel içinde iken (VIII) nolu 2/B madde poligonu ile orman sınırı dışına çıkartılmıştır. Bilirkişi raporlarına göre dayanılan tapu kapsamının dışında kaldığından, bu parsel yönünden orman kadastrosu kesinleşmiştir. Mahkemenin hak düşürücü süre yönünden davayı red edilmesi isabetli olduğundan 101 ada 44 sayılı parsel hakkındaki hükmün de onanması gerekmiştir.
3) Dava konusu 101 ada 39 sayılı parsel çap sınırı içinde bulunan 101 ada (45-51) nolu parseller (IX) nolu, 101 ada (47, 54, 55) sayılı parseller (XI) nolu, 101 ada 48 nolu parsel (XII) nolu 101 ada 49, 56, 57 ve 58 sayılı parseller (XXII) nolu, 2/B madde poligonu ile orman rejimi dışına çıkartılmışlardır. Bu parsellerin tümünün orman sınırı içinde olduğu ve orman kadastrosuna itiraz davasının da konusu olduğu, yine bilirkişi raporuna göre dayanılan tapu kayıtlarının da içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Nev var ki; gerek kadastro mahkemesinin 2001/6 sayılı dosyasında ve taraflar yönünden güçlü delil oluşturan raporlarda, gerekse temyize konu davada alınan uzman bilirkişi raporlarında bu parsellerin öncesinin orman olduğu, tapu kaydına 4785 Sayılı Yasa karşısında değer verilemeyeceğinden mahkemece bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü süre yönünden red edilmiş olması isabetsiz ise de bu yanılgının giderilmesi, yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden 101 ada (45, 51) – (47, 54, 55) – ( 48) – (49, 56, 57, 58) sayılı parsellerle ilgili verilen hükmün gerekçesinin bu şekilde düzeltilerek bu parseller hakkında verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan bu parsellerle ilgili hükmün bu gerekçelerle onanması gerekmiştir.
4) Dava konusu 101 ada 15 nolu parsel ile 37 sayılı parsellerden ifraz edilen 41, 39 nolu ve yine 39 nolu parselden (X) nolu 2/B madde poligonu ile orman rejimi dışına çıkartılan 101 ada 46, 52, 53 nolu parseller orman kadastrosuna itiraz davasının ve kadastro mahkemesinin 2001/ 6 sayılı dosyasının konusu olduğu anlaşılmaktadır. Kadastro mahkemesinin 10.10.2001 gün 2001/6-48 sayılı kararı 15.02.2002 tarihinde kesinleştiğine, dava 2006 yılında açıldığına göre bu parseller yönünden hak düşürücü süre geçmemiştir. Bu konu Dairenin 2006/6018-9530 sayılı kararında da açıklanmıştır. H.G.K.’nun 2009/8-405-477 sayılı kararı gereği tespit tarihi ile tespitin kesinleşme tarihi arasında yapılan zilyetliğin devri sözleşmesi geçerli olduğundan, halefiyet yoluyla bu parseller hakkındaki davanın toplanan delillere göre karara bağlanması gerekir.
Yukarıda izah edildiği gibi taraflar yönünden güçlü delil oluşturan kadastro mahkemesinin 2006/6-48 sayılı kararına dayanak yapılan uzman orman ve fen bilirkişilerin müştereken düzenledikleri 25.04.2000 tarihli raporlarında ve ekli haritada ve yine bu raporlarını açıklamak üzere verdikleri 25.04.2001 günlü rapor ve eki haritada 101 ada 39 nolu parsel içindeki 101 ada 46, 52, 53 sayılı parseller ile 37 sayılı parselden ifraz edilen 101 ada 41 sayılı ve 101 ada 15 sayılı parselin tamamı ile 101 ada 39 sayılı parselin aynı raporlarda sarı renge boyanan bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmişler ve yüzölçümünü hesaplamışlardır. Temyize konu davada uzman orman ve fen bilirkişiden alınan 02.05.2010 günlü raporda önceki raporları doğrulamaktadır. 101 ada 15, 41, 46, 52, 53 sayılı parseller ile 101 ada 39 sayılı parselin 25.04.2001 günlü raporunda sarı renge boyalı güney bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacının dayandığı T.Sani 1298 tarih 17 nolu sicilden T.Sani 1927 tarih 56 nolu ve son olarak Eylül 1956 tarih 73 noya intikali yaptırılarak tescil edilen tapu kaydı kapsamında kaldığı ve davacıya satıldığı, yine 101 ada 39 sayılı parselin aynı raporlarda yeşile boyalı kuzey bölümünün [Bu bölüm içinde 101 ada (45, 51) – (47, 54, 55) – (48) – (49, 56, 57, 58) sayılı 2/B parselleri de vardır] ise tapu kaydı kapsamında kalmakla birlikte öncesinin orman sayılan yer olduğu belirlenmiş olduğundan 4785 Sayılı Yasa karşısında tapuya değer verilemez.
Yine 2001/6-48 sayılı dosyasında Dairenin 17.10.2000 tarihli bozma kararına uygun olarak 101 ada 39 sayılı parsel ile 2001/6-48 sayılı dosyada karara bağlanıp kesinleşen 105 ada 297 sayılı parselin kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümleri Kıyı Yasası hükümlerine göre kurulan jeomorfolog, jeoloji, şehir planlama mühendislerinden oluşan 7 kişilik bilirkişi heyetine incelettirilip rapor alınmıştır. Jeomorfolog … … ve arkadaşlarının düzenlediği 27.09.2001
arihli üç sayfalık rapor, altı sayfalık koordinat çizelgesinde 101 ada 39 ve 105 ada 297 sayılı parsellerin kıyı kenar çizgisi içinde kalan ve kalmayan bölümleri belirlenmiş ve 1/5000 ölçekli hali hazır harita üzerinde göstermişlerdir.
Ancak; bilirkişiler 105 ada 297 sayılı parselin kıyılı kenar çizgisi içinde kalan bölümünün yüzölçümünü hesapladıkları halde, 101 ada 39 sayılı parselin orman sayılmayan yer olarak gösterip sarı renge boyadıkları bölümün kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının yüzölçümünü hesaplamamışlardır.
105 ada 297 sayılı parselin kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümü 2001/6-48 sayılı dosyada karara bağlanmış ve kesinleşmiştir.
O halde; dava dosyası ve eki olan kadastro mahkemesinin 2001/6 sayılı dava dosyası 02.05.2010 günlü raporu düzenleyen Harita Mühendisleri … … ile … …’a verilerek 2006/6 sayılı dosyada kıyı kenar çizgisini belirleyen heyetin 27.09.2001 raporları ile bu raporun eki olan harita ve koordinat özet çizelgesi göz önünde bulundurulup, buna göre 101 ada 39 sayılı parselin 25.04.2001 tarihli rapor ve eki haritada sarı renge boyalı bölümün de 1 ila 53 koordinat noktaları arasında kalan yerde 101 ada 39 sayılı parselin kaç metrekarelik bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde, yine 101 ada 39 nolu parselin sarı renge boyalı bölümünün kaç metrekarelik kısmının kıyı kenar çizgisi dışında olduğu konusunda ek rapor alınmalı, bundan sonra tapu kaydı kapsamında kalıp orman sayılmayan 101 ada 15, 41, 46, 52, 53 nolu parsellerin tamamının ve yine 101 ada 39 (bu bölüm sonradan ifraz edilmiş ve başka parsel numarası almışsa o parsellerin) sayılı parselin 23.04.2001 tarihli fen ve orman bilirkişilerin raporlarında sarı renge boyalı olan ve kıyı kenar çizgisi dışında kalan bölümün tamamı hakkında davanın kabulü ile bu parsel ve parsel bölümlerinin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, 101 ada 39 sayılı parselin sarı boyalı bölüm içinde olup, kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümünün ifrazen kıyıya terkine ve kadastro harici bırakılmasına, 101 ada 39 nolu parselin geriye kalan ve orman olduğu belirlenen yeşile boyalı bölüm hakkındaki davanın reddi ile bu bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1 nolu bendde açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin 101 ada 14, 16, 23, 24, 32, 33, 34, 35 ve 38 nolu parseller ile 2 nolu bendde açıklanan nedenlerle; 101 ada 44 sayılı parsele yönelik temyiz itirazlarının reddi ile 101 ada 14, 16, 23, 24, 32, 33, 34, 35, 38 ve 44 sayılı parseller hakkındaki hükmün ONANMASINA,
2) Yukarıda 3 nolu bendde açıklanan nedenlerle 101 ada 45, 51, 47, 54, 55, 48, 49, 56, 57 ve 58 sayılı parsellere yönelik davacının temyiz itirazlarının reddi ile bu parseller hakkındaki hükmün yukarıda yazılı gerekçesi düzeltilerek sonucu itibariyle doğru olan 101 ada 45, 51, 47, 54, 55, 48, 49, 56, 57 ve 58 sayılı parseller hakkındaki hükmün ONANMASINA,
3) Yukarıda 4 nolu bendde açıklanan nedenlerle 101 ada 15, 39, 41, 46, 52 ve 53 sayılı parseller yönünden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 101 ada 39, 41, 46, 52 ve 53 sayılı parseller hakkındaki hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 25.10.2010 günü oybirliği ile karar verildi.