YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13163
KARAR NO : 2011/939
KARAR TARİHİ : 27.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACI- KARŞI DAVALI : … – …
DAVALI- KARŞI DAVACI : HAZİNE
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk dairesinin 23.10.2008 gün ve 2008/9296-13719 sayılı bozma kararında özetle; “Hazine tarafından sadece davalı gerçek kişiler adına tapuda kayıtlı 835 ve 836 sayılı parsellerin, orman niteliğiyle Hazine adına tapuda kayıtlı 570 sayılı parselin çap sınırları içinde kalan bölümlerinin tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açıldığı ve 835 sayılı parselin A1 ile gösterilen 617 m2 bölümü ve 836 sayılı parselin A2 ile gösterilen 322 m2 bölümlerinin 570 sayılı parselin çap sınırları içinde kaldığı belirlendiği halde, 835 ve 836 sayılı parsellerin tamamının tapu kayıtlarının iptali ve nitelik belirtmeden Hazine adına tesciline karar verilerek, davanın aşıldığı, diğer taraftan; … köyü 570 sayılı parsel Kadastro Mahkemesinin 14.06.1990 gün ve 1989/641-335 sayılı kararının kesinleşmesi sonucu, kararın dayanağı bilirkişi krokisi esas alınarak, bu krokide gösterilen ve genel kadastroda tapulama dışı bırakılan 4600 m2 yüzölçümündeki bölüm orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edildi, orman niteliğiyle zaten tapuda kayıtlı olduğu gözetilmeden, daha sonra 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda 835 ve 836 parsel sayısı ile 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle kadastro tesbit tutanağı düzenlendiği, kadastro tesbiti itirazsız kesinleşmekle, 835 sayılı parselin (A1) ve 836 sayılı parselin (A2) bölümleri için mükerrer tapu kaydı oluşturulduğu, Kadastro Mahkemesinin 14.06.1990 gün ve 1989/641-335 sayılı kararı, 3402 Sayılı Yasanın 34. maddesi ve H.Y.U.Y. nın 237. maddesi gereğince 570 sayılı parselin çap sınırları içinde kalan taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğuna ilişkin, taraf olan … yönünden kesin hüküm, taraf olmayan … ve … yönünden de güçlü delil oluşturduğu, güçlü delilin aksinin kesin deliller ile ispatlanması gerektiği, ayrıca, 835 ve 836 sayılı parsellerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bir kısmının orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin kesinleşmiş kadastro mahkemesi kararı bulunduğu, 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadastroda çap krokileri hazırlanarak kadastro tesbit tutanağının düzenlendiği, 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre hak sahibi olarak belirlenenlere satıldığı, bu şekilde tapuya kayıt edildiği, gerek 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan kadasro tesbitine, gerekse Hak Sahipleri Tesbit Komisyonu, Rayiç Bedel Belirleme Komisyonu ve Satış Komisyonu kararlarının itirazsız kesinleştiği ve bu şekilde 835 parselin … ve …, 836 sayılı parselin ise … adına kayıt edildiği, bu nedenle parsellerin oluşumuna ve gerçek kişilerin hak sahibi olarak belirlenmesine, daha sonra da onlara satışına ilişkin komisyon kararlarının hatalı olduğu yönünde itirazda bulunulmadığı ve bu komisyon kararları aleyhine dava açılmadığı, bu
-2-
2010/13163-2011/939
komisyonlar İdarenin birer organı olduğu, bu nedenle satışa ilişkin kararları aleyhine yönetsel yargı yolunun kullanılması gerektiği gözetilmeden, aynı yolla oluşan 836 sayılı parselin bir bölümünün kendilerine ait olduğu yönündeki davanın dinlenme olanağı yoksa da; orman sayılan yerlerden olduğu yönünde kesin hüküm bulunan ve orman niteliğiyle tapuda kayıtlı olan taşınmaz bölümleri için, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, kısmen hata ile 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934. – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)…” gereğine değinilmiştir. Mahkemece Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez Davacılar … ve … ın birleşen 2005/88 Esas ve 2005/278 Karar sayııl dosyasında açtığı davanın REDDİNE, Davalı … Karşı davacı Hazinenin Mahkemiinn 2007/95 esas ve 2007/55 Karar sayılı birleşen dosyasında açtığı davanın KISMEN KABULÜNE, 10.05.2006 tarihli bilirkişi krokisinde (A1) ile gösterilen ve çekişmeli …,… Köyü 835 sayılı parselin, 570 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kaldığı belirlenen bölümüyle, aynı krokide (A2) ile gösterilen çekişmeli 836 sayılı parselin 570 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kalan 322 m2 bölümünün tapu kayıtlarının ikinci kadastro olması nedeniyle iptaline, 835 v 836 sayılı parsellerin diğer kısıları yönünden Hazinenin açtığı davanın REDDİNE, karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre karşılıklı davalar, kesinleşmiş mahkeme kararı gereğince orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazın, ve 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre oluşan tapu kayıtlarının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1979 yılında yapılan aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına ilişkin ekip çalışmaları 17.06.1980 tarihinde ilan edilmiş, 1984 yılında itirazların incelenmesi, orman kadastrosunun aplikasyonu, 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B Madde uygulaması yapılıp 11.10.1985 tarihinde ilan edilmiş, 1988 yılında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre aplikasyon, her hangi bir nedenle orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmış ormanların kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması 13.06.1988 tarihinde ilan edilmiştir.
Genel arazi kadastrosu 1963 yılında yapılmış, sonuçları 08.03.1966 ila 06.04.1966 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiş, çekişmeli taşınmazlar bu işlemde tapulama dışı bırakılmıştır.
Mahkemece kesinleşen Yargıtay bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna, her ne kadar karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 36. Maddesinden sonra gelek üzere eklenen 36/A Maddesinin “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz.”, 3099 Sayılı Yasanın 17 Maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen geçici 11. Maddesinin gereğince “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince,
-3-
2010/13163-2011/939
yapılan kadastro ile Hazine adına tesbit edilip, davacı gerçek kişilere satılan çekişmeli parsellerin bir bölümünün tapu kaydının iptali nedeniyle davalı gerçek kişiler yararına yargılama giderleri ve avukatlık ücretine hükmedilemez ise de, kararı davalı gerçek kişiler temyiz etmediğine, Yargıtay Bozma kararında Hazinenin birleşen davasının esas numarasının sehven 2005/88 olarak bildirilmesi, sonucu etkili olmadığına göre, davalı … karşı davacı Hazinenin sari temyiz itirazların yerinde değildir, Ancak; Hazine birleşen davasında, Aşağı … Köyü 835 ve 836 sayılı parsellerin, 570 sayılı parselin çap sınırları içnide kalan bölümü için dava açıp miktar bildirmediği ve çekişmeli parsellerin 570 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kalan bölümleri için davanın kabulüne karar verildiği halde, Hazine tarafından bu parsellerin tamamı için dava açılmış gibi, 570 sayılı parselin çap krokisi sınırları dışında kalan bölümü için davasının reddine karar verilmesi gereğine değinen bozma kararına uyularak, davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne şeklinde hüküm kurulması doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının iki numaralı bendinin hükümden tamamen çıkartılarak, bunun yerine iki numaralı bent olarak, “2) Davalı … karşı davacı Hazinenin Mahkemenin birleşen 2007/95 Esas ve 2007/55 Karar sayılı dosyasındaki davasının KABULÜNE, çekişmeli …,… Köyü 835 sayılı parselin aynı köy 570 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kalan ve Fen Bilirkişi … tarafından düzenlenen 10.05.2006 günlü krokide (A1) ile gösterilen 617 m2 yüzölçmündeki bölümün ve 836 sayılı parselin aynı bilirkişi krokisinde (A2) ile gösterilen 322 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kayıtlarının, ikinci kadastro olması nedeniyle iptaline,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve H.Y.U.Y sının 438/7 Maddesi gereğince hükmün bu düzeltilmiş haliyle ONANMASINA, Hazine harçtan bağışık olduğundan harca hükmetmeye yer olmadığına 27/01/2011 günü oybirliği ile karar verildi.