YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13230
KARAR NO : 2010/13159
KARAR TARİHİ : 27.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Köyü 105 ada 594 parselin … Kadastro Mahkemesinin 1996/7-1997/2 sayılı dosyasında kendi adına tesciline karar verildiği halde, halen Hazine adına 2/B niteliğiyle tapuda kayıtlı olduğunu bildirerek tapunun iptalini ve kendi adına tescilini istemiş, mahkemece “… Kadastro Mahkemesinin 1996/7 sayılı dosyasında davacı tarafından Hazine ve Orman Yönetimi aleyhine açılan orman kadastrosuna itiraz ve tescil davasının yargılaması sonunda 20.07.1995 tarihli krokide 25.950 m2 ve 6930 m2 yüzölçümlü Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılması işleminin iptaline, kalan bölümün orman bütünlüğü içinde kalması nedeniyle davanın reddine, tescil istemi yönünden görevsizliğe karar verildiği ve kararın kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde davacı tarafça görevli mahkemeye başvurulmadığı gibi, kesinleşme tarihi itibari ile 10 yıllık süre içinde dava açılmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yörede 17…..1994 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 30.01.2007 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki, davacının 1994 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sırasında bir kısım taşınmazının orman sınırı içine alınması işlemine karşı Alanya Kadastro Mahkemesinde 14.02.1995 günü açtığı 1996/7-1997/2 sayılı orman sınırlamasına itiraz ve tescil davasının yargılaması sonunda mahkemece 30.01.1997 günlü kararla davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi …’in düzenlediği 20.07.1995 günlü krokide 25950 m2 ve 6930 m2 olarak işaretlenen iki parça taşınmaz hakkında yapılan orman sınırlamasının iptaline, tescil talebi yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verildiği ve hükmün dairenin 03.11.1997 gün ve 8922-10517 sayılı kararıyla onanarak 28.11.1998 günü kesinleştiği (kararda kesinleşme tarihi 02.11.1997 olarak gösterilmişse de tebligat süreleri hesaplandığında bu tarih doğru değildir.), daha sonra 2007 yılında yapılan arazi kadastro çalışmalarında, kadastro ekiplerince kesinleşmiş mahkeme kararına konu olan bu yerin gerçek hak sahibi adına tespiti gerekirken,105 ada 594 parsel numarası verilerek 30106 m2 yüzölçümüyle Hazine adına 2/B niteliğinde tapu kaydı oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 594 parsele kadastro tutanağı düzenlenip düzenlenmediği araştırılmamış, yine kesinleşen dosyada… tarafından düzenlenen 20.07.1995 tarihli kroki uygulanmamış, 1996/7 sayılı dosyada verilen kararın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle; davacının Tutunduğu, Kadastro Mahkemesinin 1996/7-1997/2 sayılı kararı orman kadastrosuna itiraza ilişkin olup, kesinleşen mahkeme kararı ile orman olmadığı belirlenen yerin arazi kadastro ekiplerince gerçek haksahibi adına tespit ve tescili gerekirken,
594 parsel numarası verilerek hazine adına tescil edilmiş olması yolsuz tescil niteliğinde olup, malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve hiç bir süreye bağlı olmadan tapunun her zaman iptal edilebileceği gibi, tapu kaydı arazi kadastrosu sonucu oluşmadığından, 17.11.1998 günü ihdasen tescil edilmiş olduğundan 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hakdüşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı açıktır. Yine aynı şekilde, Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, tescil istemi yönünden görevsizliğe karar verildiği halde, H.Y.U.Y.’nın 193. maddede yazılı 10 günlük süre içinde görevli mahkemeye başvurulmamış olması, aynı yer hakkında daha sonra tescil davası açılmasına engel değildir.
O halde; mahkemece işin esasına girilerek öncelikle 594 parsele kadastro sırasında tespit tutanağı düzenleşmişse, kadastro tespit tutanağı ve tüm çevreyi gösteren pafta fotokopi örneği Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, tutanak düzenlenmediyse, davanın Medeni Yasa’nın 713. maddesine göre açılan tescil davası olacağı düşünülmeli ve köy tüzelkişiliği davaya dahil edilmeli, Kadastro Mahkemesinin 1996/7 sayılı dosyasına ait 20.07.1995 tarihli kroki bir fen elemanı, bir orman ve bir ziraat mühendisi aracılığıyla uygulanmalı, uygulama sırasında kadastro paftası ile orman kadastro haritası ve yöreye ait en eski tarihli Memleket Haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 20 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının ölçekleri biribirine eşitlenerek, biribiri üzerine aplike edilmeli, çekişmeli taşınmazların konumu bu belgeler üzerinde gösterilmeli, kesinleşen dosyaya ait kroki kapsamı belirlenmeli, bir yerin orman sınırı dışına çıkarılması ile zilyedlik koşullarının oluşup oluşmaması farklı değerlendirmelere tabi olduğuna göre, kesinleşmiş mahkeme kararına konu olan yerlerde aynı zamanda zilyedlik koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, bunun için komşu parsel tutanakları ile varsa dayanakları kayıt ve belgelerden yararlanılmalı, bu belgelerde çekişmeli taşınmaz yönünün ne olarak gösterildiği araştırılmalı, yerel bilirkişilerle tarafların göstereceği tanıklardan zilyedliğin ne zaman başladığı, kimden kime geçtiği, ekonomik amaca uygun olup olmadığı somut olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, yine ziraat uzmanından bu konularda bilimsel verilere dayalı rapor alınmalı, bundan sonra elde edilecek delillerin tümü birarada değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 27/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.