YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13708
KARAR NO : 2011/3547
KARAR TARİHİ : 30.03.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 163 ada 26 parsel sayılı 27017.64 m2; 178 ada 15 parsel sayılı 4033.38 m2; 164 ada 73 parsel sayılı 36337.71; 107 ada 331 parsel sayılı 30501.63m2 yüzölçümündeki taşınmazlar çamlık ve … niteliğinde Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … taşınmazların tamamının, … 107 ada 331, 164 ada 73 ve 163 ada 26 parsellerin kendilerine ait tarım alanı oldukları, Köy Tüzel Kişiliği 107 ada 331 parselin köye ait yer olduğu iddiası ile davalar açmışlar, dava dosyaları birleştirilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı …’in davasının feragat nedeniyle reddine, Köy Tüzel Kişiliğinin davasının esastan reddine, davacı … …’ün davasının kısmen kabulü ile 164 ada 73 ve 107 ada 331 parsellerin tamamı ile 163 ada 26 parselin bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 8432.91 m2’lik bölümünün davacı … adına; 178 ada 15 parselin tamamı ile 163 ada 26 parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 18584.73 m2’lik bölümünün tespit gibi Hazine adına tescillerine karar verilmiş, bu karar Hazine tarafından 164 ada 73 ve 107 ada 331 parseller ve 163 ada 26 parselin (A) harfli bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 28.10.1966 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve davacı yararına zilyetlik yoluyla toprak edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Dosya arasında bulunan tarım bilirkişi rapordan ve bilirkişi raporlarına ekli fotoğraflarından çekişmeli yerlerin yüksek eğimli, toprağının taşlılık oranı yüksek yerler oldukları anlaşılmaktadır. Kişi tarafından herhangi bir tasarruf belgesine dayanılmamaktadır.
Çam, Ladin, Gürgen, Meşe, Kayın gibi ağaçlar asıl orman ağacı olmakla birlikte, meyveli-meyvesiz fıstık çamı, palamut meşesi, aşısız kestane, …, …, …, akasya, okaliptüs ağaçları ile aşılı ve aşısız zeytinliklerle, yabani veya aşılanmış fıstık, sakız ve sakız nevileri olan menengiç, buttun, yabani sakız, (mezdeki sakızı) adi sakız, Filistin Sakızı ve harnup ağaçları da orman örtüsüdür. Bu gibi yerler 6831 sayılı Yasanın 1/I. maddesi gereğince toprağıyla birlikte orman sayılır. 4785 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince sahipli yani tapulu olmak koşuluyla fıstık çamları ve palamut meşelikleri ve yine 6831 sayılı Yasanın 1/H maddesindeki ayrıcalık nedeniyle “sahipli arazide ve muhitin özelliklerine göre yetişmiş veya
yetiştirilecek olan fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her çeşit meyveli ağaç ve ağaççıklar” ve aynı yasanın 1/I maddesi gereğince sahipli arazide aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel yasası gereğince Devlet ormanlarından ayrılmış ve imar, ıslah ve temlik koşulları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 gün ve 6777 sayılı Yasada sayılan yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar 6831 sayılı Yasanın 1/I. maddesi kapsamı dışında olup orman sayılmazlar. Ne var ki; bu ayrıcalığın ana koşulu (…sahipli arazi…) kavramı olup, bunun da cinsi yasada yazılı ağaç nitelikli tapuda kayıtlı taşınmazı ifade eder. Katılan her hangi bir kayda dayanmamaktadır. 09.07.1956 gün ve 6777 sayılı Yasayla, Antep fıstığı ve Harnupluk tesisi için Sakız ve Nevileri olan menengiç, Buttun, Yabani Sakız, Adi Sakız, Filistin Sakızı ağaçlarını aşılamak suretiyle istifade etmek isteyenler hakkında Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılmasına dair 26.01.1939 gün 3573 Sayılı Yasa ve bu yasaya göre çıkarılan yönetmeliklerin aynen uygulanacağı kabul edilmekte ise de çekişmeli taşınmazlar yönünden bu koşulların oluşmadığı da anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, dosya arasında bulunan orman kadastro tutanak ve haritalarının incelenmesinden yörede ilk orman kadastrosunun 1966 yılında seri usulle ve yöreye ait … fotoğraflarından yararlanılmak suretiyle yapıldığı, herhangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan sadece Çomakdağ serisi ormanlarının çalışma konusu edildiği ve köyün tamamını kapsamadığı anlaşılmaktadır. 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değiştirilen 12/3 maddesine dayanılarak çıkartılan ve 19 Ağustos 1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Sınırlama Dışı Kalan Ormanlar İçin Yapılacak İşlemler” başlıklı 128. maddesinin (b) fıkrasında “sınırlaması yapılan devlet ormanının dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanları hakkında orman kadastro komisyonunca herhangi bir karar verilmiş olmayacağından ve bu gibi Devlet Ormanlarının orman kadastrosu yapılmış sayılmayacağından ıttıla hasıl oldukta hemen orman kadastrosunun yapılması merkezce sağlanır. Bu gibi ormanlarda orman kadastrosu yapılıncaya kadar ilgili kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda; yörede seri usulde yapılan orman kadastrosunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dışında kalan taşınmazların orman kadastro komisyonlarınca incelemesi yapılamadığı ve niteliği belirlenmediğinden o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, o orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin de incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir. Taşınmazların yöreye ait 1959 basım tarihli memleket haritasında dahi içinde büyük ibreli ağaçlar bulunan orman alanında kaldığı belirlenmiştir. Bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre ise; davanın reddi yoluna gidilen taşınmaz ve taşınmaz bölümlerinin Hazine adına tesciline karar verilmekle birlikte hüküm yerinde niteliklerinin belirtilmemiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30/03/2011 günü oybirliği ile karar verildi.