YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13714
KARAR NO : 2011/323
KARAR TARİHİ : 19.01.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVALILAR : … VD.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi katılan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …; … Köyü 106 ada …,… ve 78 parsel sayılı taşınmazların mera oldukları iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, temyiz üzerine bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.10.2002 gün 2002/3464-5055 sayılı bozma kararında özetle “ 3402 sayılı yasanın 16/B maddesi hükmünde genel nitelikteki harman yerleri ile kamu mallarından sayılan mera niteliğindeki taşınmazlar hakkında köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı ve Hazine dava açabileceği gibi kişilerinde dava açmasında yasal olanak bulunduğundan davanın esasına girilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazine, çekişmeli taşınmazların Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm katılan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece yapılan inceleme araştırma ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Hazine davaya katıldığı ve çekişmeli taşınmazların sınırında orman parselleri bulunduğu halde mahkemece taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadıkları yönünde araştırma yapılmamıştır.Bundan ayrı komşu köyden tanık dinlenmemiş, yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamıştır.
Bu sebeple mahkemece; öncelikle çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçlarının askı ilan tutanakları ve çekişmeli taşınmazları orman sınır noktalarıyla birlikte gösterir orijinalinden renklendirilmiş tahdit haritası örneği orman yönetiminden getirtilmeli, yöreye ait tahsisli mera kayıtları, mera tahsis haritası ve mera norm kararları ile eklerinin bulunup bulunmadığı İl Tarım Müdürlüğü, Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü ve Özel İdare Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup istenmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, yörede orman kadastrosu kesinleşmiş ise tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 10 ya da 12 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazların orman kadastrosu hattına göre konumları duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, taşınmazların kesinleşen orman tahdit haritası içinde kalıp kalmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların kesinleşen tahdit haritası dışında kalması veya yörede kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunmaması halinde eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve
-2-
2010/13714-2011/323
amenajman planı bulundukları yerlerden getirtilerek çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumları saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüleri ve çevreleri incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında ve orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yerlerden olması halinde Hazinenin davasının kabulüne karar verilmelidir.
Çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında ve ayrıca devletin hüküm ve tasarrufu altında öncesi ve halen orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, bu kez davalı gerçek kişilerin bu yeri Hazineye karşı 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanıldığını kanıtlaması gerekeceğinden, bu kez dava konusu taşınmazların bulunduğu yöreye ait 1980-1985 yıllarına ilişkin 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogonometri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman mühendisi ile birlikte hava fotoğrafları; topoğrafik harita, mera tahsis haritası ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, fen, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmazlar üzerinde neler bulunduğu , tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı, taşınmazların var ise mera tahsis haritası içinde kalıp kalmadıkları belirlenmeli, mera niteliğinde bulunup bulunmadıkları üzerinde durulmalı, komşu köyden seçilecek yerel bilirkişi tarafların bildirecekleri komşu köyden zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, taşınmazların öncesinde ve halen mera niteliğinde olup olmadıkları sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmalı, çekişmeli taşınmazların mera olmadıklarının tespiti halinde tespit tarihine kadar davalı kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalı ile eklemeli zilyet/ler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 19.01.2011 günü oybirliği ile karar verildi.