Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/13726 E. 2011/350 K. 20.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13726
KARAR NO : 2011/350
KARAR TARİHİ : 20.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Kepez Belediye Başkanlığı ve gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine 18.02.2008 tarihli dava dilekçesiyle Göçerler Köyü 7579 ada 7 parsel sayılı taşınmazın, kısmen 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1976 yılında yapılıp 24.03.1976 tarihinde ilan edilerek 24.03.1977 tarihinde kesinleşen, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazın orman sınırları içinde olduğu göz önünde bulundurulmadan tapuya tescil edilip daha sonra ifraz edilerek dava konusu parselin davalılar adına tapu kayıt edildiğini, hukuki dayanaktan yoksun ve yolsuz tescil niteliğindeki bu bölümün davalılar adına olan tapu kaydının, iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, Göçerler Köyü 7579 ada 7 sayılı parselin fen bilirkişi … tarafından düzenlenen krokide (B) ile gösterilen 195 m2 bölümünün davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ve davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Kepez Belediyesi ve gerçek kişiler tarafından çekişmeli parselin (B) ile gösterilen 195 m2 bölümü için temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine 1978 yılında kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan parselin tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Arsa niteliğinde ve 8447 m2 yüzölçümünde, tapuda davalı gerçek kişi adına kayıtlı olan çekişmeli parsel, Göçerler Köyü 139 ve 140 sayılı parsel ile Vakıflar Yönetimi adına tesciline karar verilen 396 sayılı parselin 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre ifrazıyla oluşmuş, Göçerler Köyü 396 ve 139 sayılı parseldeki payı nedeniyle Kepez Belediyesi adına tescil edilmiş, bir kısım payları davalı gerçek kişilere satılmıştır.
1) Kesinleşmiş orman kadastrosunun uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin yörede 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman tahditi içinde bıraıldığı, 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan
-2-
2010/13726-2011/350

çalışma yapan maki tefrik komisyonunca makiye ayrıldığı, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Göçerler Köyünde P.I poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenerek,
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği, çekişmeli parselin 1947 yılında Göçerler Köyünde yapılıp kesinleşen orman tahditinde Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, daha sonra aynı köyde 1976 yılında yapılıp 17.03.1977 tarihinde ilan edilen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Göçerler Köyü P.I poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin iptali için Yönetimler tarafından her hangi bir dava açılmadığı, sonraki işlemlerde durumunun değişmediği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu taşınmazın ifraz edildiği kadastro parseline uygulanan Vakıflar Yönetimine tapu kaydı mahkeme tarafından yöntemince uygulanmamış ve kapsamı belirlenmemişse de, bir an için sınırları itibariyle çekişmeli parseli kapsadığı kabul edilse dahi, bu kaydın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalmakla yasal değerini yitirdiği, Kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişilerin, 4721 Sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, 1947 yılında orman kadastrosu kesinleşmesi nedeniyle yasal değerini yitiren tapu kaydı dayanak gösterilerek ve taşınmazın bu bölümü orman sınırları içinde iken, 1971 yılında genel kadastro yoluyla tapuya tescil edilip, geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın korumasından faydalanamayacağı, 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler, şartları var ise ancak orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olan yerlerin söz konusu olması halinde tapu sahiplerin iadesinin söz konusu olacağı, çekişmeli taşınmazın, 1947 orman tahditinden önce tapuda kayıtlı olmadığı, kaldı ki, olsa dahi, mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği, çünkü, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu, taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 Sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yerin orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceği,
Uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi
-3-
2010/13726-2011/350

gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı,
Kepez Belediye meclisinin Masadağı etekleri Kütükçü ve Göçerler bölgesinde 1/5000 ölçekli 23J, 22J, 21J, 22K, 21K, paftalarında yapılan revizyon plan çalışmalarına ilişkin 20.5.1996 tarih ve 31 sayılı kararının, Antalya 2. İdare Mahkemesinin 1998/74-1999/1274 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve bu iptal kararı ile çekişmeli taşınmazın ifraz edildiği, çekişmeli parselin bulunduğu yer imarsız duruma düşmüşse de, bu parsellerin ifraz edildiği parsellerin, 2981 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan imar uygulaması ve parselasyonda ifraz edilerek tapudaki sayfaları kapatıldığı gibi, çekişmeli parselin tapudaki kaydının da henüz silinmediği, bu nedenle imar ve parselasyonun iptaline ilişkin kararın sonuca etkili olmadığı, sayfaları kapatılan parsellerin ihya edilmesi halinde, dava konusu parsel hangi kadastro parselinden ifraz edilmişse, mahkemenin bu kararı ifraz parselinin geldisi olan kadastro parseli için de geçerli olacağından, kadastro parselindeki davalılar payının iptalen Hazine adına tescil edilerek, Mahkemenin kesinleşen kararının infazının yapılacağı,
6831 sayılı yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı aksine, 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. Maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ile 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. Maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri olmadığı, başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararların yok hükmünde, buna dayanan tescilinde, M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu, Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin özel yasalarına tabii olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olup, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımızın, nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği(M.Y.- Md. 1025.(933)”, davalı taraf taşınmazı satın almışsa ödediği bedeli Haksız iktisap kurallarına geri isteyebileceği,
27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği, yasa hükmünün “orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğü gözetilerek, çekişmeli parselin fen bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 195 m2 bölümünün, 140 sayılı parselden müfrez 368 sayılı parselin çap krokisi
-4-
2010/13726-2011/350

sınırları dışında kalan, başka bir ifadeyle 376 sayılı parselden müfrez 396 ve 139 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kalan bölümüne ilişkin davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
2) Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin yörede 1947 ılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içendeyken, yörede 1744 Sayılı Yasa döneminde yapılıp kesinleşen 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı saptanmışsa da, genel kadastroda 140 sayılı parselin … adına tesbitine, Vakıflar Yönetiminin itiraz ettiği, Vakıflar Yönetiminin itirazının reddine ilişkin komisyon kararına karşı Vakıflar Yönetiminin Orman yönetimi ve … aleyhine açtığı davanın kısmen kabulüne, 140 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı bildirilen 900 m2 yüzölçmündeki bölümünün … adına tesciline, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde olduğu belirlenen 2000 m2 bölümünün ise orman olarak tapulama dışı bırakılmasına ilişkin Tapulama Mahkemesinin 27.12.1982 gün ve 1980/697-352 sayılı kararının Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.01.1984 gün ve 1983/12596-714 sayılı kararı ile onandıktan sonra süresinde karar düzeltme yolu kullanılmadığından kesinleştiği, orman sınırları dışında olduğu belirlenen 900 m2 yüzölçümündeki bölümün ifrazen 368 parsel sayısıyla … adına tescil edildiği, sözü edilen Tapulama Mahkemesi kararının çekişmeli parselin 140 sayılı parselden müfrez 368 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kalan bölümünün orman sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin Orman Yönetimi aleyhine kesin hüküm oluşturduğu, bu yerin daha sora 2. madde uygulamasına konu edilmesinin yasal bir dayanağı bulunmadığı gözetilerek, dava dosyasının son keşif raporunu düzenleyen fen bilirkişisine verilerek dava konusu parselin kaç metrekarelik bölümünün kesin hükmün konusu olan 140 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 368 sayılı parsel sınırları içinde kaldığı konusunda ek rapor alınarak 368 sayılı parselin çap sınırları içinde kalan bölüm yönünden Hazine davasının reddine, diğer bölümler yönünden de şimdi olduğu gibi kabulüne karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm gözetilmeden 368 sayılı parsel sınırları içinde kalan bölüm yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1-Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle; davalılar Kepez Belediyesi ve davalı gerçek kişilerin çekişmeli Göçerler Köyü 7579 ada 7 sayılı parselin 140 sayılı parselden ifraz edilen 368 sayılı parselin çap krokisi sınırları dışında kalan, başka bir ifadeyle 376 sayılı parselden müfrez 396 ve 139 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kalan bölümüne ilişkin tüm temyiz itirazların REDDİNE,
2- Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişiler ile Kepez Belediyesinin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli Göçerler Köyü 7579 ada 7 sayılı parselin 140 sayılı parselden müfrez 368 sayılı parselin çap krokisi sınırları içinde kalan bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde yatıranlara iadesine 20.01.2011 günü oybirliği ile karar verildi.