YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13860
KARAR NO : 2010/15194
KARAR TARİHİ : 06.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : …-…
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili ve davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2007 tarihinde yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … köyü 172 ada 19 parsel sayılı 3552,28 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar adına tespit ve tescil edilmiş ve halen aynı şekilde tapuda kayıtlıdır. Davacı Hazine, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan orman sayılan ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğundan tapu kaydının iptali iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 575.00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili tarafından esas, davalılar vekili tarafından da vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali tescil davasına ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1969 yılında 6831 Sayılı Yasa gereğince seri bazda yapılan orman kadastrosu ile 08.04.2008 tarihinde ilan edilen 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritaları, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafı, amenajman planı ve … tarihli memleket haritası, davalı tarafın tutunduğu vergi kaydının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarında da orman olarak nitelendirilmediği, davalı tarafın tutunduğu 25 nolu vergi kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; çekişmeli taşınmaza komşu 172 ada 16,18 ve 19 sayılı parsellerin dosyada mevcut keşif sırasında çekilen fotoğraflarında eylemli orman alanı olarak gözüktüğü, yakın komşu 172 ada 14 parselin mahkemenin 2008/469-668 sayılı kararı ile hükmen orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verildiği, 172 ada 16 parselin kadastro mahkemesinin 2007/56 sayılı dosyasında gerçek kişiler arasında dava konusu olduğu; 172 ada 19- 21 ve 22 sayılı parsellere yönelik olarak kadastro mahkemesinde Hazine tarafından kadastro tespitine itiraz davası açıldığı ancak davaların husumet yokluğundan reddine karar verildiği, ancak bu parsellere yönelik olarak hazine tarafından Asliye hukuk mahkemesinde dava açılıp açılmadığının araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Ayni şekilde komşu 172 ada 18 ve 20 parsel sayılı taşınmazlar tapuda gerçek kişiler adına kayıtlıdır fakat mahkemece bu parsellere yönelik olarak ta Hazine tarafından Asliye hukuk mahkemesinde dava açılıp açılmadığının araştırılmamıştır. Komşu 172 ada 17 sayılı parsel hakkında Hazine tarafından kadastro mahkemesinin 2007/112 sayılı dosyasında açılan davanın halen devam ettiği bu dosyada yapılan keşiften sonra verilen orman bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen kısmın orman sayılmayan, (B) ve (C) ile gösterilen kısımların orman sayılan yerlerden olduğunun bildirildiği görülmektedir. Mahkemece dava konusu parselin davalı tarafın tutunduğu 25 nolu vergi kaydı kapsamında kaldığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dayanılan vergi kaydı 3000 m2
-2- 2010/13860-15194
yüzölçümündedir ve fenni bilirkişi vergi kaydının 172 ada 17, 18, 19, 20, 21, 22 ve 24 sayılı parsellerin tamamını bir bütün olarak kapsadığını bildirilmişse de vergi kayıt miktarının çok üzerinde yerin gerçek kişiler adına tespit edildiği görülmektedir.
Bu nedenle; mahkemece öncelikle Hazine tarafından çekişmeli taşınmaza komşu 15 ve 16 parsellerde bulunan bulgularla ilgili çelişki üzerinde durmamış, vergi kaydı uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi beyanları ve … bilirkişi komşu parsel kayıtları ile denetlenmemişse de; çekişmeli parselin keşifte çekilen fotoğraflarından, komşu 172 ada 16, 18, 19, 20, 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak Hazine tarafından ayni nedenle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılıp açılmadığı araştırılarak, dava açılmış ise bu dava dosyaları getirtildikten sonra bu dava dosyalarından birisi … dosya seçilerek o dava dosya üzerinde evvelce görev almış bilirkişiler dışında yeniden seçilecek bir orman yüksek mühendisi ya da mühendisi ve bir … elemanı huzuruyla yapılacak keşifte, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğrafı çekişmeli taşınmaz ile bu adadaki ve … adalardaki araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; 1969 yılında seri bazda orman kadastrosu yapılmış olduğundan sadece orman kadastrosu haritalarının uygulanmasının bu yerlerin orman olup olmadığını belirlemeye yeterli olmadığı düşünülerek yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulanıp, çekişmeli bu parsellerin tümünün memleket haritasına göre konumu saptanmalı, memleket haritasında bu parsellerin tümünün bulunduğu yer belirlenerek işaret ettirilmeli ve memleket haritası ölçeği büyütülerek aynen bu bölgede bulunan dava konusu parsellerin birleştirilmiş kadastro paftalarına yansıtılıp, memleket haritasında orman olarak gösterilen ve gösterilmeyen yerler kadastro paftası üzerine, yine en az ada ya da birkaç ada bazında kadastro pafta ölçeği memleket haritası ölçeğine eşitlenerek o adadaki tüm parseller memleket haritası üzerine ablike edilerek keşfi ve uygulamayı izlemeye ve denetlemeye elverişli birleşik haritalı rapor alınmalıdır.
Ayrıca, 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesi hükmüne göre: Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiçbir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dünüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır.
-3- 2010/13860-15194
Şöyle ki, [Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 – 830 E., 1997/1034 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli ve yine Hukuk Genel Kurulunun 1997/20 – 808 E., 1997/1039 K. sayılı ve 10.12.1997 tarihli kararları]. Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Açıklanan konular gözönünde bulundurularak taşınmazın çevresindeki taşınmazların niteliğine göre, çekişmeli parselin etrafı ormanla çevrili ise davalılar vergi kaydına dayanmış olduklarından bu tür yerlerin 6831 Sayılı Yasanın 17/1-2 maddesine aykırılık teşkil ettiği düşünülmeli, bütün bu konuları kapsayacak, duruksamaya yer vermeyen ortak imzalı rapor ve kroki alınıp bundan sonra bu rapor ve haritaların onaylı bir örneği aynı yörede bulunan tüm parsel dava dosyaları içine konmalı, böylece taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin biçimde saptanmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine 06/12/2010 günü oybirliği ile karar verildi.