YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13885
KARAR NO : 2010/16509
KARAR TARİHİ : 22.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, Dağlar Köyü 155 parsel sayılı 1340,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını ve çıkartılma işlemin kesinleştiğini belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, ölü kişiler hakkında açılan dava usulden, diğer kişiler yönünden açılan davanın da 3402 sayılı yasanın 12/3. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2005 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca 2/B madde uygulaması yapılmıştır. Ancak, yapılan 2/B madde uygulama çalışmasının ne zaman kesinleştiği ve yine 2/B uygulama çalışmasından önce 14 numaralı orman tahdit komisyonunca yapılmış orman kadastrosunun ise ne zaman yapılıp kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılamamıştır.
Davaya konu taşınmaza, … Köyü 1119 sayılı parsel olarak tespit tutanağının düzenlendiği, ancak Dağlar Köyü 155 parsel numarası ile tapu kaydının gönderildiği anlaşılmaktadır. Köy ve parsel numarasındaki bu değişikliğin neden kaynaklandığı kadastro müdürlüğünden sorulmadığı gibi, 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre 2/B madde çalışması yapan 103 nolu Orman Kadastro Komisyonun 06/04/2005 tarihli işe başlama tutanağında bu yerin 6831 sayılı yasa hükümlerine göre 14 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından orman kadastrosunun yapıldığı ve bu işlemin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ancak, çekişmeli taşınmazı orman sınırları içine alan ilk orman kadastrosunun hangi tarihte yapıldığı araştırılmamış ve bununla ilgili harita ve tutanaklar getirtilmemiştir.
Yine, çekişmeli parselin 1978 yılında düzenlenen tespit tutanağına itiraz edilmiş ve kadastro mahkemesinde dava açılmış olduğundan, … Köyü 1119 (Dağlar Köyü 155 sayılı parsel) sayılı parsele ilişkin dava dosyası getirtilip bu dosyanın hangi tarihte kesinleştiği ve hangi tarihte tapuya tescil edildiği tapu idaresinden sorulmamıştır.
Aşağıda izah edileceği gibi, yörede orman kadastrosu arazi kadastrosundan daha önce yapılıp kesinleşmiş ise, 1978 yılında yapılan arazi kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 22/1. madde hükmüne göre ikinci kadastro olacağından bütün sonuçları ile hükümsüz olması nedeniyle 3402
Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükmüne göre anılan 10 yıllık hak düşürücü süre somut olayda uygulanamayacaktır. Şayet, çekişmeli taşınmazı içine alan orman kadastrosu genel arazi kadastrosundan sonra yapılıp kesinleşmiş ise, 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükmüne göre, “her çeşit” taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırını tayin ve tespit işi orman kadastro komisyonlarına verilmiş olduğundan ve “her çeşit taşınmaz mallar” kavramına, daha önce arazi kadastrosu yapılmış olsun olmasın tüm taşınmazlar girdiğinden, bu halde de davacı Hazine kadastrodan önceki nedenlere göre değil arazi kadastrosundan sonra kesinleşen orman kadastro nedenine dayalı olarak dava açmış olacağından yine 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanamayacaktır. Çünkü yasalarımızda kadastrodan sonraki nedenlere dayanılarak açılacak iptal davalarında herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.
O halde, yapılacak araştırmada Orman kadastrosu arazi kadastrosundan daha önce yapılıp kesinleşmiş ise, çekişmeli taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıt ve mülkiyet … Hazineye ait kamu malı orman olacağından, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturdukları, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, bu durumda olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmayacağı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı göz önünde bulundurularak yukarıda değinilen şekilde deliller toplanıp gerekli belgeler getirildikten sonra davanın esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik ve yetersiz inceleme ile davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 22.12.2010 günü oybirliği ile karar verildi.