Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/14059 E. 2011/163 K. 18.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14059
KARAR NO : 2011/163
KARAR TARİHİ : 18.01.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 13 parsel sayılı 5304.73m2 yüz ölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile belgesizden kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiş; Orman Yönetimi, orman olduğu iddiasıyla dava açmış, mahkemece, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (A1) harfi ile gösterilen 613.54 m2 ve (A2) harfi ile gösterilen 170.24 m2’lik bölümünün orman niteliği ile Hazine, (B) harfi ile gösterilen 4520.95 m2’lik bölümünün tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacı … Yönetimi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18 11 2008 gün ve 2008 12881- 15842 sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında “Mahkemece, çekişmeli parselin kısmen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde, kısmen dışında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; bir örneği dosyada yer alan tahdit haritasında çekişmeli parseli ilgilendiren orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan bilirkişiler tarafından düzenlenen krokide, aynı noktaları birleştiren hat arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik yoktur. Bundan ayrı çekişmeli parselin bir bölümünün orman kadastrosu sırasında orman tahdit sınır noktası tesis edilmeksizin oluşturulan P: 37 numaralı ziraat parseli içinde kaldığı, bu yer içinde kalan başka taşınmazların da aynı nedenle Orman Yönetimi tarafından açılan davalara konu oldukları anlaşılmaktadır. P: 37 içinde kalan ve hakkında orman olduğu iddiası ile dava açılmış bulunan tüm parseller tespit edilip, davalar birleştirilmeden sağlıklı bir sonuca ulaşılamayacağı düşünülmediği gibi; bilirkişilerden bu ziraat parselinin tamamını gösterir, orman kadastro haritası ile parsel içinde kalan tüm taşınmazlara ait genel arazi kadastro paftası örneğinin ölçekleri denkleştirilerek birbiri üzerine aplike edilip taşınmazların kesinleşen orman kadastrosuna göre konumunun gösterildiği rapor ve kroki alınmadığından rapor denetlemeye elverişli de değildir. Yörede orman kadastrosu seri usulle ve hava fotoğrafı yöntemiyle yapılmıştır. Kesinleşen orman tahdidinin bulunduğu yerlerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesinleşmiş tahdidin uygulanması ile belirlenir. Kesinleşmiş tahdidin uygulanması ise yapılışındaki tekniğe uygun olmalıdır. Orman bilirkişisi …’in 29/01/2007 tarihli raporunda bu hususa değinilmişse de çekişmeli taşınmazın bulunduğu P: 37 numaralı ziraat parseline ait orman sınır hatlarının üzerinde işlenmiş olduğu hava fotoğrafı üzerinde taşınmazın konumu gösterilmemiştir.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle P: 37 içinde kalan ve hakkında orman olduğu iddiası ile dava açılmış bulunan tüm parseller tespit edilip, davalar dosyaları birleştirilmeli; daha sonra önceki keşifte yer alan bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve
-2-
2010/14059-2011/163

Aynı Yasanın 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, P: 37 numaralı ziraat parselinin tamamını gösterir orman kadastro haritası ile bu parsel içinde kalan tüm taşınmazlara ait genel arazi kadastro paftası örneğinin ölçekleri 1/ 5000, 1/ 10000 ve 1/20000 ölçeklerinde denkleştirilerek birbiri üzerine aplike edilip taşınmazların kesinleşen orman kadastrosuna göre konumunun gösterildiği rapor ve kroki alınmalı, orman kadastro tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerinde çekişmeli taşınmaz ile birlikte P: 37 numaralı ziraat parseli içinde kalan tüm taşınmazların konumu gösterilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.” hükmüne yer verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (A1) harfi ile gösterilen 111.44 m2, (A2) harfi ile gösterilen 265.80m2, (A3) harfi ile gösterilen 164.07 m2 ve (B1) harfi ile gösterilen 1699.46 m2’lik bölümünün orman niteliğinde Hazine, geriye kalan ve (B2) harfi ile gösterilen 3063.96 m2’sinin tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1964 yılında seri usulle orman kadastrosu yapılmış, 25/10/1965 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 18/01/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.