YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14124
KARAR NO : 2011/1015
KARAR TARİHİ : 14.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.06.2009 tarih 2009/ 7548 – 9559 sayılı kararında; “Mahkemece 1 numaralı parselin üzerinde orman ağaçları bulunması nedeniyle orman bütünlüğü içinde yeraldığı, 3 numaralı parselin ise üzerinde ahlat ağaçları bulunması, otlakiye olarak kullanılması nedeniyle ve toplu tarım arazileri ile bütünlük oluşturduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da yörede orman kadastrosunun 1973 yılında herhangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan seri bazında yapıldığı ve köyün tamamını kapsamadığı anlaşılmaktadır. Orman kadastrosunun ilanının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değiştirilen 12/3. maddesine dayanılarak çıkartılan ve 19 Ağustos 1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Sınırlama Dışı Kalan Ormanlar İçin Yapılacak İşlemler” başlıklı 128. maddesinin (b) fıkrasında “sınırlaması yapılan devlet ormanının dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanları hakkında orman kadastro komisyonunca herhangi bir karar verilmiş olmayacağından ve bu gibi Devlet Ormanlarının orman kadastrosu yapılmış sayılmayacağından ıttıla hasıl oldukta hemen orman kadastrosunun yapılması merkezce sağlanır. Bu gibi ormanlarda orman kadastrosu yapılıncaya kadar ilgili kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda; yörede seri usulde yapılan orman kadastrosunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanlarının orman kadastro komisyonlarınca incelemesi yapılamadığı ve niteliği belirlenmediğinden o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, o orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikte taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası, hava fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir. Mahkemece bu belgeler incelenmeden karar verilmiştir. Bundan ayrı çekişmeli taşınmazların içinde bulunduğu 117 numaralı iç parselde yeralan ve Hazine tarafından aynı nedenle davaya konu edilen komşu 233 ada 3 ve 4 parsellerin, mahkemenin 2007/165, dairenin 2009/6485 sayılı dosyasında inceleme konusu yapılarak, dairenin 02.06.2009 sayılı kararıyla; yine 233 ada 5 parselin ifrazından oluşan 13 ve 14 parsellerin de dairenin 05.11.2008 gün ve 2008/10265 sayılı kararıyla eksik araştırma nedeniyle bozulduğu eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamayacağı ”gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabul nedeni ile kabulüne 228 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, yargılama giderlerinin davacı kurum üzerinde bırakılmasına, davacı kurumun vekille temsil edilmesi nedeni ile vekalet ücretinin davacı kurum üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu seri bazda yapılarak 1969 yılında kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve kararın dayandığı gerekçeye ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 36. maddesine eklenen (a) fıkrası ile Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemiş doğru oluğundan davacı hazinenin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 14/02/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.