Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/14240 E. 2011/102 K. 17.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14240
KARAR NO : 2011/102
KARAR TARİHİ : 17.01.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesqpitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … ada 21, 27 ve 29 parsel sayılı sırasıyla 521,21 m², 2982,42 m², 2767,99 m², 1413,10 m², 4487,27 m² ve 1739,61 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edilmişlerdir. Davacı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetlik iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, 107 ada 21 parsele yönelik davanın feragat nedeniyle, 106 ada 7 parsele yönelik davanın ispat edilemediğinden reddine ve tespit gibi tapuya tescillerine, 106 ada 8, 21, 107 ada 27 ve 29 parsellere yönelik açılan davaların kabulüne ve dava konusu 8 ve 27 parsellerin tarla niteliği ile 21 ve 29 parsellerin ise çayır niteliği ile davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından 106 ada 8, 21, 107 ada 27 ve 29 parsele yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Her ne kadar mahkemece, 106 ada 8, 21, 107 ada 27 ve 29 sayılı parseller hakkında davanın kabulüne ve gerçek kişi adına tapuya tesciline şeklinde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece komşu taşınmaz olan 107 ada 28 sayılı parselin tespitine dayanak alınan tapu kayıtları ile davalı tarafından dayanılan vergi kaydının revizyon gördüğü tüm parsellerin tutanak suretleri ile davalı iseler dava dosyaları dosya arasına getirtilmemiştir. Ayrıca çekişmeli 106 ada 8 parselin üzerinde eylemli olarak meşe ağaçlarının bulunduğu saptandığına göre, orman ağaç türlerinden olan meşelerin ağır tohumlu ağaç grubunda olması nedeniyle rüzgar ya da diğer bir doğa olayı ile tohumlarının başka yerlere taşınmasının mümkün olmaması nedeniyle daha önce hiç yetişmemiş bir taşınmazda tozlaşma usulüyle yetişemeyeceği, önceden şu yada bu nedenle tahrip edilen meşe sürgünlerinin varlığını sürdürmesi nedeniyle baskının ortadan kalkması ile yeniden orman haline dönüşeceği gözönüne alınmamıştır. Böylesine eksik araştırma ve inceleme sonucu karar verilemez.
O halde; mahkemece, 106 ada 8 parsele yönelik olarak dayanılan 1936 tarih 118 tahrir nolu vergi kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, davalı iseler dava dosyaları, 106 ada 21, 107 ada 27, 29 nolu parsellere komşu 107 ada 28 nolu parselin dayanağı tapu kaydı, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilmeli, vergi kayıtlarının revizyon gördüğü parsellerden davalı olanların dosyaları birleştirilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli yer ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı;

-2-
2010/14240-2011/102

tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan; bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dayanak vergi kaydı genişletilebilir sınırları da içerdiğinden, komşu kayıtlardan yararlanmak ve sabit sınırdan başlamak üzere yöntemince zemine uygulanıp, 3402 Sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; asıl taşınmazın kapsamı orman veya ormandan açma değil ise, miktar fazlasının, sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapmak suretiyle oluştuğu kabul edilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle; yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar (gerçek kişi) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, (murisler) yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 17/01/2011 günü oybirliği ile karar verildi.