YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14742
KARAR NO : 2011/1575
KARAR TARİHİ : 23.02.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereğidüşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03.03.2010 gün 19723-2616 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli … 137 ada 1 parsel (9501 m2) hakkında açılan davanın reddine karar verilmişse de, çekişmeli taşınmazın (C) işaretli bölümünün 2/B madde sahasında; diğer bölümlerinin orman kadastro sınırları dışında kaldığı ve 2/B uygulamasının yapıldığı 1975 yılı ile davanın açıldığı 2007 yılı arasında davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın tümüyle reddine karar verildiği, oysa, taşınmazın (C) bölümünün 1948 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı ve 1975 yılında da orman niteliğini yitirmesi nedeniyle hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, öncesi orman olan ve bu niteliğini kaybetmesi nedeniyle orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek 10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının 20.06.1973 tarih ve 1744 Sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamalarına göre, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği, bu yön gözetilerek (c) bölümünün hazine adına tesciline karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kısmen kabulüne, 30/07/2009 günlü krokide (C) ile işaretli 9053 m2 taşınmaz bölümünün Hazine adına tapuya tesciline, kalan kısmın davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 Sayılı Yasaya göre 1944 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile 1975 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece bozma kararına uyularak çekişmeli taşınmazın ziraat uzmanı raporunda (c); … bilirkişi ve orman bilirkişinin ortak imzaladığı raporda (b) (yüzölçümü yanlış yazılmıştır) işaretli olan ve kesinleşen 2/B madde sahasında kalan bölümünün Hazine adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak hüküm yerinde taşınmazın hangi nitelikle hazine adına tescil edildiği belirtilmediği gibi, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen 36/A. maddesinde
“Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve aynı yasının 17. maddesi ile 3402 Sayılı Yasaya eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değil ise de; bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 2. paragrafından sonra gelmek üzere ” Hazine adına tesciline karar verilen, orman- … bilirkişi raporunda (b), ziraat bilirkişi raporunda (c) işaretli (9053 m2) bölümün 2/B niteliğiyle tescil edildiğinin tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilmesine” sözlerinin; 4. ve 5. paragraflarının hükümden çıkarılarak,bunun yerine “6099 Sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” sözlerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 23.02.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.