YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14891
KARAR NO : 2011/1150
KARAR TARİHİ : 15.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 12/02/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı HAZİNE vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29/09/2009 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davalı HAZİNE vekili avukat … geldi, karşı taraftan gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, davaya konu … 3173 (tashihen 3332) ve 3174 parsel sayılı taşınmazı 1980 yılında önceki zilyedi olan … isimli şahıstan satın aldığını ve eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle malik olduğunu ileri sürerek hazine adına olan tapu kaydının iptal edilerek adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece DAVANIN KABULÜNE, davaya konu … 3173 ve 3174 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı HAZİNE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1990 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Kural olarak, bir yerin orman olup olmadığının, kesinleşmiş orman kadastro harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenirse de, ancak, bu sınırlandırmada 4785 Sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaşılacağı; çünkü, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu yapılıp kesinleşen tahdit haritalarının, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerektiği, 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan ayrıcalıklar dışında bütün ormanların hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirildiği, devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitirdikleri, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce 1943 yılında yapıldığından, kesinleşen orman kadastrosu dışında kalan taşınmazın orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, bilirkişi raporuna göre çekişmeli taşınmazların 1957 tarihli memleket haritasında açık ise de her iki parselin ortasında yer alan 129 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1943 yılında yapılan orman kadastro sınırları içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yer olduğundan 1997 yılında yapılan kullanım kadastrosunda Hazine adına tespit edildiği, açılan dava sonunda da hükmen orman olarak
Hazine adına tescil edildiği, kuzeyi ve batısının Devlet Ormanı ile çevrili bulunduğu; 1972 yılında yapılan ilk arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin kadastro paftası üzerinde “Devlet Ormanı” belirtmesi yapılarak kadastro dışı bırakıldığı, ilk orman kadastrosunun 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce yapılmış oluşu ve 1972 yılında yapılan ilk genel arazi kadastrosu sırasında taşınmazın pafta üzerine “devlet ormanı” belirtmesi yazılarak kadastro dışı bırakılması nedeniyle 1943 yılı orman kadastro sınırları dışında kalsa dahi Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12.03.2008 gün 2008/20-214-241 ve 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararlarında da kabul edildiği gibi, çekişmeli taşınmazın Devlet Ormanı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, 3402 Sayılı Yasanın 18/2 ve Anayasanın 169. maddeleri gereğince ormanlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi nereye kadar ulaşırsa ulaşsın hukuken değer taşımayacağı, kamu malı niteliğindeki ormanlarda özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edildiği ve kalan fıkralarının da 03.03.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, ormanın bitişiğinde ve konumu ve miktarı itibarıyla orman bütünlüğünde bulunan çekişmeli taşınmazların, Hazine tarafından orman olarak Orman İdaresine tahsis edilebileceği gibi 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman olması nedeniyle orman kadastro sınırları içine de alınabileceği gözetilerek gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı HAZİNE vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğine göre belirlenen 625.00.-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı HAZİNE’ye verilmesine 15/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.