Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/14963 E. 2011/1127 K. 15.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14963
KARAR NO : 2011/1127
KARAR TARİHİ : 15.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 12/05/2009 gün ve 2009/4697-7959 sayılı kararında özetle; “Mahkemece, temyize konu taşınmazları davacının malik sıfatıyla tasarruf ettiği ve Medeni Yasanın 713. maddesi uyarınca zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de ,dava tapusuz olan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla tesciline ilişkin olduğundan, öncelikle, çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığının duraksamayla yer vermeyecek biçimde saptanması zorunludur. Oysa, mahkemece yörede arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığı ve kesinleşen orman kadastrosu bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi, keşifte uzmanlığına başvurulan orman bilirkişi raporunda dava konusu yerin öncesinin ne olduğu hususunda yapılan incelemede 1970 tarihli memleket haritasının uygulandığı, daha eski tarihli resmi belgelerin olup olmadığının araştırılmadığı bu nedenle bilirkişi raporunun çekişmeli taşınmazın orman niteliğini ve hukuki durumunu açıklamaktan uzak olduğu gibi, itiraz eden ve davaya katılan …’ın, davacı hakkında, çekişmeli taşınmazlar ile ilgili olarak, 3091 Sayılı Yaya göre kaymakamlığa başvuruda bulunduğunu ve haksız tecavüzünün men edilmesini istediğini ileri sürdüğü halde bu durumun araştırılmadığı ve men kararının çekişmeli yere ait olup olmadığının saptanmadığı ayrıca taşınmazın öncesinde kime ait olduğu,itiraz edenin bu yerde payının bulunup bulunmadığı zilyetliğin ne şekilde devredildiği hususları da duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmamıştır. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu nedenle, belirtilen eksiklikler ikmal edildikten sonra taşınmaz başında yapılacak keşifle usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırması yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra çekişmeli taşınmazların orman olduğu, zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma kararında, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, yeniden yapılacak keşifte üç kişilik orman bilirkişi heyetine inceleme yaptırılıp rapor alınması gereğine değinildiği halde, tek orman bilirkişiden alınan raporla yetinildiği, alınan bu rapor ile bozmadan önceki rapor arasında da çelişki bulunduğu, raporlarda taşınmazın memleket haritasındaki konumunun farklı yerlerde işaretlendiği, yörede orman ve arazi kadastrosu da bulunmadığından raporların denetimine yeterli verinin de dosyada bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, 29/5/2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda harita mühendisi … ’un imzasının bulunmadığı görülmektedir. Birbiriyle çelişen ve yetersiz bilirkişi raporları ile hüküm kurulamaz. O halde;
Mahkemece, öncelikle yörede arazi ve orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığı sorularak yapılmış ise görev konusu değerlendirilmeli, yapılmamışsa eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 21/02/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.