YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15011
KARAR NO : 2011/1126
KARAR TARİHİ : 15.02.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki 2/B madde uygulamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, yörede 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında … Köyünde bulunan ve dava dilekçesinin ekindeki haritada PIII – PV- PVI – PXV- PXVI- PXVII – PXVIII – PXIX – PXX ve PXXI numaraları ile gösterilen taşınmazlar orman sınırları içinde olduğu halde, 3302 sayılı yasa hükmüne göre 2009 tarihinde yapılıp 23/11/2009-23/05/2010 tarihleri arasında ilan edilen aplikasyon ve (2/B) uygulaması sonucu hatalı işlemle taşınmazların tamamının(2/B alanında) bırakıldığını, işlemin iptali ile taşınmazların orman sınırları içinde bırakılmasını istemiştir. Mahkemece, dava konusu PIII – PV – PVI – PXV – PXVI – PXVII ve PXVIII sayılı parsellere ilişkin davanın reddi ile bu parsellerin kültür arazisi niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, PXIX – PXX ve PXXI sayılı parseller yönünden davanın kabulü ile bu parsellere ilişkin yapılan 2B işleminin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmşitir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık sure içinde açılan 2/B madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.
Taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastrosu 1948 yılında kesinleşmiştir.
1-Davalı Hazinenin temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli PXIX-PXX ve PXXI poligon numaralı taşınmazların 6831 Sayılı Yasanın 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu taşınmazlara ilişkin hükmün ONANMASI gerekmiştir.
2-Orman Yönetiminin temyiz itirazları yönünden;
Mahkemece, temyize konu PIII-PV-PVI-PXV-PXVI-PXVII ve PXVIII poligon nolu taşınmazların orman niteliğini yitirdiği gerekçesiyle bu taşınmazlara yönelik davanın reddine karar verilmişse de, çekişmeli taşınmazların dört taraftan orman parseli ile sınırlı ve 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro
Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek Orman Yönetiminin davasının kabulü gerekirken, kısmen reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Ayrıca, 1948 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile orman sınırları içinde kalan taşınmazlar orman olarak tapu kütüğüne aktarılmış ise 2/B çalışmasının iptal edilmesi ile çekişmeli taşınmazlar orman sınırları içinde kalmaya devam edeceğinden, mükerrer sicil oluşturacak şekilde tescil kararı verilemeyeceği de düşünülmelidir.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının reddi ile çekişmeli PXIX – PXX ve PXXI poligon numaralı taşınmazlara ilişkin hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
2- 2. Bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli PIII-PV-PVI-PXV-PXVI-PXVII ve PXVIII poligon numaralı taşınmazlara ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 15.02.2011 günü oybirliği ile karar verildi.