YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15077
KARAR NO : 2011/899
KARAR TARİHİ : 27.01.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVACILAR : … VE ARK.
DAVALILAR : HAZİNE-…
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24/06/2008 gün ve 2008/5746-9113 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece, Hazinenin tutunduğu mera kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı ve taşınmazların davalıların özel çayırlığı olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuşsa da yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki, yörede kesinleşmeyen mera sınırlandırma ve orman sınırlandırma çalışması bulunmaktadır. Bu durumda, çekişmeli taşınmazların mera ya da orman olup olmadıkları konusunda uzman bilirkişiler tarafından usulünce araştırma yapılması gerekir. Bu açıklamalar karşısında dava konusu taşınmazın 4342 Sayıla Mera Kanununda düzenlenen yaylak niteliğinde yerlerden bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bu tür bir yer ise yaz aylarında belli dönemlerde bu yerden yararlanmanın mülkiyet hakkı sağlamayacağının düşünülmesi gerekir. Anılan yasanın tanımlar başlığını taşıyan 3. maddesinin (e) bendinde yaylak çiftçilerin hayvanlarıyla birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerler olarak tanımlanmıştır. Yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarından dava konusu yerin bu tür bir yer olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece bu husus gereği gibi araştırılıp belirlenmemiştir. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak dava konusu taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Yasanın 16/b ve 4342 sayılı Mera Yasasının kapsamında kalan yaylak yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi, bu tür bir yer ise yılın belli aylarındaki yararlanmanın kazanma sağlamayacağı ve böyle bir yerde oluşturulan tapunun taşınmazın yaylak niteliğini değiştirmeyeceğinin düşünülmesi, çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazların da ayni şekilde Kadastro Mahkemesinde dava konusu olduğu anlaşıldığından bu taşınmazların tümünün birlikte değerlendirilip davanın karara bağlanması gerekir. Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında üç mühendisi, bir harita mühendisi ve ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılması, yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği taktirde; 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/b ve 4342 sayılı Mera Yasasının kapsamında kalan yaylak yerlerden olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu durumda, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişilere taşınmazın niteliği ve ne şekilde kullanıldığı konusunda bilgileri sorulmalı, taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı … tespit tutanağı düzenlenmediğinden ve zilyetlik maddi bir olgu olup, bunun tanık dahil her türlü delille kanıtlanması gerektiğinden, mahkemece, taraflardan tanıkları sorulup, H.Y.U.Y.’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği,
-2-
2010/15077-2011899
bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyedliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı, sırf çayır biçmek ya da hayvan otlatmak şeklinde sürdürülen zilyedliğin kazanma koşullarını sağlamayacağı düşünülerek, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalı ve muris bırakanı yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu … Köyü 121 ada 25, 27, 31, 47, 62 ve 128 ada 2 sayılı parsellerin kadastro tutanağı gibi mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 27/01/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.