YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15236
KARAR NO : 2011/3785
KARAR TARİHİ : 04.04.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay … Hukuk Dairesinin 26.12.2008 tarih 2008/15711-18710 sayılı kararında; “Aynı gün Dairede temyiz incelemesi yapılan, birbirine bitişik ya da yakın komşu olan ve tümü 1995 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman arazisi olarak sınırlandırılan taşınmaza komşu bulunan, dava konusu parsellerin bir kısmı vergi kayıtlarına, bir kısmı hem vergi kaydı hem sınırı yazılı olmayan vergi beyannamesine, bir kısmı da belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı kişiler adına tesbit edildiği, Hazine tarafından bu parsellerin tümü hakkında aynı iddia ile dava açıldığı, bir kısım parsellere uygulanan 1936 tarihli vergi kayıtlarının orman tahdit yönünü orman, çalılık, taşlık gibi değişebilir sınırlar okuduğu, mahkemece vergi kayıtlarının yüzölçümüne değer verilerek kayıt fazlasının ormandan açıldığı gerekçesiyle Hazine adına, kayıt miktarının da davalı kişiler adına tesciline karar verildiği, 1936 tarihli vergi kayıtları ile sınırları yazılı olmayan ancak yüzölçümü belirtilen 1977-1981 yıllarına ait emlak beyanname kayıtları uygulanan parsellere ait dava dosyalarında daha fazla yüzölçümlü emlak beyan kayıtlarına değer verilerek hüküm kurulduğu, tüm dosyalarda birbirine yakın olan parsellerde ormancı bilirkişiler tarafından düzenlenen ve kesinleşen orman kadastro haritaları ile kadastro paftalarının irtibatlı olmadığı, dava konusu taşınmazlar ormana bitişik olduğu halde eski ve yeni tarihli memleket haritaları ile hava fotoğrafları uygulanıp bu belgelerde dava konusu parselin konumunun ve niteliğinin gösterilmediği, zilyetlik konusunda beyanda bulunan bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun bu resmi belgelerle denetlenmediği, kayıt miktar fazlası bulunan parsellerin bazılarında kayıt miktar fazlasının tarla niteliği ile bazılarında eylemli durum gözönünde bulundurulup meşelik ya da ham toprak niteliği ile tescil edildiği, Hazine davasının kısmen kabul edildiği dosyalarda kişilerin hiç bir dosyada bir temyizinin bulunmadığı, Hazine davasının tamamen ya da kısmen red edilen dosyaların tümümün Hazine tarafından temyiz edildiği, bu nedenlerle Hazine davasının kısmen kabulüne karar verilen ve davalı kişilerce temyiz edilmeyen bölümler yönünden Hazine yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu, ne var ki, Hazine davasının kısmen ya da tamamen reddine karar verilen dosyalarda yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüyle 106 ada 88 parselin (B) ile gösterilen 3095,90 m2’lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına, (A) ile gösterilen 7502,61 m2’lik kısmının tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede tespit tarihinden önce 1995 yılında yapılan ve 05.04.1996 kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde bozmanın gereği yerine getirilmemiştir. Davalı, yargılama sırasında 15 nolu vergi kaydını dayanmıştır ve dayanılan vergi kaydı 40 ar (4000 m2) yüzölçümündedir. Çekişmeli taşınmazın sınırında eylemli orman alanı bulunmakta olup vergi kaydı miktar fazlasının taşınmazın batı sınırında bulunan 101 ada 211 nolu orman parselinden açıldığının ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle, çekişmeli taşınmazın güneyinde bulunan ve gerçek kişiler adına tespit gören ve kadastro tespiti itirazsız kesinleşen 106 ada 50 parsel sabit sınır kabul edilerek vergi kayıt miktarı (4000 m2) kadar yerin davalı adına miktar fazlasının ormandan açıldığı kabul edilerek orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken aksı düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 04/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.