YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15343
KARAR NO : 2011/356
KARAR TARİHİ : 20.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : HAZİNE- … K.T.K.- ORMAN YÖNETİMİ
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Turgutlu Köyünde bulunan… Deresinin doğusunda bulunan sınırlarını tarif ettiği 2000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın genel kadastroda tapulama dışı bırakıldığını, bu taşınmazın dedesinden babasına ondan da kendisine kaldığını, yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu, Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABÜLÜYLE, fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 16.06.2007 tarihli krokide (A) ile gösterilen 3398 m2 bölümün aynı adanın son parsel numarasıyla davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca genel arazi kadastdrosunda tapulama dışı bırakılmış taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1960 yılında yapılmış ve 17.06.1960 ila 16.07.1960 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
3402 Sayılı Yasanın uygulanmaya başlandığı tarihe kadar sınırları belirlenerek kadastrosu yapılacağı ilan edilen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmakta, diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamakta, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtlar, birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmaktaydı. Bu uygulama, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya, meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Somut olayda arazi kadastrosu 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince yapıldığından uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1960 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazların taşlık olarak tesbit dışı bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın kuzey ve batısındaki bir bölümünün ise tarım arazisi niteliğiyle tapu kaydı malikleri adına tesbit ve tescil edildikleri, yörede orman kadastrosunun halen yapılmadığı anlaşılmaktadır. Arazinin konumu, hem sınır, maki nitelikli orman alanları ile arasında ayırıcı bir unsurunun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında, davaya konu taşınmazın da yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tesbit dışı
-2-
2010/15343-2011/356
bırakıldığının kabulü zorunludur. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, memleket haritasında çalılık ve açık alan olarak nitelendirildiğini, 35 – 40 yıldır tarım alanı olarak kullandığını ifade etmişler ise de, halen orman kadastrosunun yapılmadığı bu yerde orman kadastrosunun yapıldığı tarihe kadar yukarıda açıklanan nedenlerle orman sayılacağı tartışmasız olan bu taşınmazın üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K., 14.03.1989 gün 35/13 E.K. gün 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, ancak orman kadastrosu yapılıp da tahdit dışında bırakılırsa zilyetlikle iktisabının mümkün olacağı (H.G.K. 12.05.2004 gün ve 2004/8-242/292 S.K.), fakat bu takdirde de tahdit dışında bırakılma tarihinden itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolması gerekeceği, davaya konu taşınmazların öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 20/01/2011 günü oybirliği ile karar verildi