YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15506
KARAR NO : 2011/2950
KARAR TARİHİ : 21.03.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.12.2008 tarih 2008/17201-18721 sayılı bozma kararında özetle: “Aynı gün Dairede temyiz incelemesi yapılan, birbirine bitişik ya da yakın komşu olan ve tümü 1995 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman arazisi olarak sınırlandırılan taşınmaza komşu bulunan, dava konusu parsellerin bir kısmı vergi kayıtlarına, bir kısmı hem vergi kaydı hem sınırı … olmayan vergi beyannamesine, bir kısmı da belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı kişiler adına tesbit edildiği, Hazine tarafından bu parsellerin tümü hakkında aynı iddia ile dava açıldığı, bir kısım parsellere uygulanan 1936 tarihli vergi kayıtlarının orman tahdit yönünü orman, çalılık, taşlık gibi değişebilir sınırlar okuduğu, mahkemece vergi kayıtlarının yüzölçümüne değer verilerek kayıt fazlasının ormandan açıldığı gerekçesiyle Hazine adına, kayıt miktarının da davalı kişiler adına tesciline karar verildiği, 1936 tarihli vergi kayıtları ile sınırları … olmayan ancak yüzölçümü belirtilen 1977-1981 yıllarına ait emlak beyanname kayıtları uygulanan parsellere ait dava dosyalarında daha fazla yüzölçümlü emlak beyan kayıtlarına değer verilerek hüküm kurulduğu, tüm dosyalarda birbirine yakın olan parsellerde ormancı bilirkişiler tarafından düzenlenen ve kesinleşen orman kadastro haritaları ile kadastro paftalarının irtibatlı olmadığı, dava konusu taşınmazlar ormana bitişik olduğu halde eski ve yeni tarihli memleket haritaları ile … fotoğrafları uygulanıp bu belgelerde dava konusu parselin konumunun ve niteliğinin gösterilmediği, zilyetlik konusunda beyanda bulunan bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun bu resmi belgelerle denetlenmediği, kayıt miktar fazlası bulunan parsellerin bazılarında kayıt miktar fazlasının tarla niteliği ile bazılarında eylemli durum gözönünde bulundurulup meşelik ya da ham toprak niteliği ile tescil edildiği, Hazine davasının kısmen kabul edildiği dosyalarda kişilerin hiç bir dosyada bir temyizinin bulunmadığı, Hazine davasının tamamen ya da kısmen red edilen dosyaların tümümün Hazine tarafından temyiz edildiği, bu nedenlerle Hazine davasının kısmen kabulüne karar verilen ve davalı kişilerce temyiz edilmeyen bölümler yönünden Hazine yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu, ne var ki Hazine davasının kısmen ya da tamamen reddine karar verilen dosyalarda yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm vermeye yeterli olmadığı” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan davanın kısmen kabulüyle 101 ada 53 parselin (B) ile gösterilen 9346,04 m2’lik kısmının tarla vasfıyla Hazine adına, (A) ile gösterilen 4000 m2’lik kısmının tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede tespit tarihinden önce 1990 yılında yapılan ve 14.12.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Davalı yargılama sırasında 203 nolu vergi kaydına dayanmış olup dayanılan vergi kaydı 80 ar (8000 m2) yüzölçümündedir ve batısında …, güneyinde orman okumakta olup, sabit sınırlı değildir. Bu nedenle, 3402 sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince miktarı ile geçerlidir. İncelenen dosya kapsamına ve bilirkişi raporlarına göre cekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve davalı yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlendiğine ve dayanılan vergi kaydının mahalli bilirkişi tarafından mahalline uyduğu ve çekişmeli taşınmazı kapsadığı bildirilmiş olup bu husus mahkemenin de kabulünde olduğuna göre vergi kaydının ½ hisseli olarak … ve … adına kayıtlı olması zilyetlik yönünden bir hüküm ifade etmez, çünkü vergi kaydı taşınmaz üzerindeki zilyetliği belirlemektedir ve taşınmaza davalının zilyet olduğu sabittir. Bu nedenle, vergi kayıt miktarı olan 8000 m2’lik kısmın ayrılarak bu kısmın davalı adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken vergi kaydının ½ hissesinin davalı adına kayıtlı olması nedeni ile 4000 m2’lik kısmın davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının REDDİNE, davalının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 21.03.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.