Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/15528 E. 2011/1692 K. 24.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15528
KARAR NO : 2011/1692
KARAR TARİHİ : 24.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 02.08.2006 tarihli dilekçesiyle tapuda davalı adına kayıtlı olan … köyü, çifte … mevkii, Tek … Devlet ormanı sınırları içinde kalan aynı köy 2411 ada 7 sayılı parselin tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili iddiasıyla 20.08.1996 tarihinde dava açmış, mahkemenin 29.12.1997 gün ve 1996/697-1191 sayılı “davanın reddine ilişkin kararını … temyiz etmiş, 20. Hukuk Dairesi tarafından” 01.11.1999 gün ve 1999/9705-9691 sayılı bozma kararında özetle; “hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığınca verilen 19.12.1947 gün ve 208 sayılı hakem kararı ile iptal edildiği, daha sonra 1976 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulamasında taşınmazın (A) ile gösterilen 326 m2 bölümünün orman sınırları dışında, (B) ile gösterilen 49 m2 bölümünün ise orman sınırları içinde bırakıldığı, ancak çekişmeli taşınmazın 1952 yılında makiye ayrıldığı, bildirildiği halde, denetime olanak verene kroki düzenlenmediği, bu nedenle yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazın maki tutanakları ve haritası uygulanarak bu çalışmada ne gibi işleme tabi tutulduğunun saptanması, bilirkişilere uygulamayı gösteren kroki düzenlettirilmesi” gerektiğine değinilerek bozulmuş, bozma kararına uyularak yaptığı araştırma sonunda, mahkemenin 29.01.2011 gün ve 2000/120-58 sayılı, çekişmeli parselin tamamının makiye ayrılan yerlerden olduğu belirlendiğinden, davanın reddine ilişkin kararı, … tarafından temyiz edilmiş, hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.04.2005 gün ve 2005/11/4978 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosunun ne zaman yapıldığı ve çekişmeli taşınmazın bu kadastroda ne gibi işleme tabi tutulduğu, tapulama dışı bırakıldı ise ne olarak tapulama dışı bırakıldığının araştırılmadığı, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritalarıyla, makiye ayırmaya ilişkin tutanak ve haritanın uygulanmasına dayalı keşif sonucu uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; Çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olduğu ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla esasen 1942 orman kadastrosunun iptal edildiği, 1976 yılında … baştan orman kadastrosu yapıldığı ve
taşınmazın (A) ile gösterilen 326 m2 bölümünün bu çalışmada orman sınırları dışında bırakıldığı, (B) ile gösterilen 49 m2 bölümün ise, orman olarak sınırlandırıldığı, 1952 yılında da makiye ayrıldığının belirlenmişse de, 1942 orman sınır hattına irtibatlı kroki düzenlenmediği, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla sadece Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden tahdidin iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğünün gözetilmediği, Y.İ.B.B.G.K.nun 22.03.1996 gün, 1993/5-1 sayılı kararında (3116 Sayılı Orman Yasasının 5653 Sayılı Yasa ile değişik 1/e maddesine göre çıkartılan “makilik ve orman sahalarının birleştiği yerlerde orman sınırlarının tespitine ait yönetmelik” ile bu yönetmelik uyarınca kurulan maki komisyonlarının ve yaptıkları işlemlerin geçerli olduğuna, orman sınırlandırması kapsamında iken, söz konusu komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında ÖZEL YASALAR GEREĞİNCE oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiğinin kabul edildiği, sonucuyla geçerli ve bağlayıcı olan bu içtihadı birleştirme kararı gereğince, sadece özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilerek bunun dışındaki her hangi bir tapuya ya da imar-ihya ve zilyetliğe değer verilmeyeceği, çünkü, bu konuların İçtihadı birleştirme kararının dışında olduğu, yorum yolu ile içtihadı birleştirme kararları genişletilemeyeceği, H.G.K.nun 27.02.2002 gün, 2002/1-19/97 sayılı kararıyla da kabul edildiği gibi, makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında başka tapulara ve zilyetliğe değer verilemeyeceği, bu nedenle mahkemece, çekişmeli parselin bulunduğu yerde genel arazi kadastrosunun ne zaman yapıldığı, taşınmazın ne gibi bir işleme tabi tutulduğu, tesbit tutanağı düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmiş ise tesbitine esas alınan tapu kaydı bulunup bulunmadığı, tesbitinin iptal edilip edilmediği, düzenlenmeyip tapulama dışı bırakılmış ise tesbit dışı bırakılma nedeninin sorulması, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri gösteren ve genel arazi kadastrosunda düzenlenen paftası, 1942 orman kadastro tutanağı ve haritası, imar planı ve haritasının getirtilmesi, önceki bilirkişiler dışında üç orman mühendisi, bir harita mühendisi ve bir … elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte 1942 ve 1976 yıllarında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritaları ve kadastro paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 10 ya da 15 adet orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın bu tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması; bilirkişilere tahdit hatlarıyla ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeci ve oluşacak sonuca göre, 1942 orman kadastrosu ile orman olarak sınırlandırılan bir yerin sonraki çalışmalarda orman sınırları dışında bırakılmasının hukukça bir değeri bulunmadığı, ancak 1942 orman sınırları dışında bırakılan bir yerin 4785 sayılı Yasa hükümleri gözetilerek sonraki orman kadastro işlemlerinde orman olarak sınırlandırılabileceği, makiye ayrılan yerler için özel yasaları gereği oluşturulmuş bir tapu kaydı bulunmadığı sürece, makiye ayrılan yerin orman sınırları dışına çıkarıldığının kabul edilemeyeceği gözetilerek bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın KABULÜNE, çekişmeli … köyü (mahallesi) 2411 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalı gerçek kişi adına olan tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiş, temyiz dilekçesinin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Antalya Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin 01.11.2010 günlü ve 2005/499-147 sayılı kararı davalıya 02.l1.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı taraf temyiz dilekçesinin reddine ilişkin yerel mahkemenin bu ek kararını da temyiz etmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Kadastro Müdürlüğü 09.11.2006 ün ve 6782 sayılı yazısında; yörede 1955 yılı tapulamaya 07.07.1955 tarihinde başlandığı 30.11.1955 tarihinde sona erdiği, toplam 228 parsel ile ilgi yapılan tahdit ve tesbitlerinin sonuçları 28.12.1955 ila 28.01.1956 tarihleri arasında 30 günlük askı ilanına tabi tutularak ilan sonucu itiraz edilmeyenler 29.01.1956 tarihinde kesinleştiği çekişmeli taşınmazın bu işlemde de tapulama dışı bırakıldığı, daha sonra 264 parsel sayısı ile ihdasen tapuya tescili edildiği, Antalya Valiliğince ifraz edilerek parça parça şahıslara tahsis edildiği, çekişmeli parselin bu şekilde oluştuğu bildirilmiştir.
Çekişmeli … köyü 2411 ada 7 sayılı parselin bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
Davalının dava dilekçesinde yazan ve davacı … tarafından bildirilen adresi dışında başka bir adresi bulunup bulunmadığı araştırılmadan, dava dilekçesi hatta mahkeme kararları dahi ilanen tebliğ edilmiştir. Oysa; ilanen tebligatın şartları yasada açıklanmış olup, davalının başka bir adresi bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılmadan doğrudan ilanen tebligat yapılması nedeniyle tebligat usulsüzdür. Usülsüz tebligatta tebliğ tarihi davalının bildirdiği tarih olup, bu tarih bildirilmediğinden temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilmelidir. Açıklanan nedenle, davalının temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Mahkemenin 01.11.2010 gün ve 2005/499-47 sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA karar verildi.
Mahkemece kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin tamamının yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın (A) işaretli bölümünün 1976 yılında eylemli durumu nedeniyle orman olarak sınırlandırılan Teksarnıç Devlet ormanı sınırları içinde bırakıldığı, taşınmazın diğer bölümünün ise orman sınırları dışında bırakıldığı, sonraki işlemlerde durumu değişmediği, taşınmazın tamamının 1952 yılında makiye ayırma komisyonunca makiye ayrıldığı, eylemli olarak önceden tarla olarak kullanılırken, son zamanlarda tarımın terk edilmesi nedeniyle arsa haline dönüştüğü, üzerinde orman ağacı ve kalıntısı bulunmadığı belirlendiği ve mahkeme gerekçesinde bu bilirkişi raporlarından söz edilerek taşınmazın (A) bölüne ilişkin davanın kabulü gereğine değinildiği halde, kararın hüküm kısmında taşınmazın tamamını ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi yasaya aykırı olup,
Hükmüne uyulan bozma kararında da değinildiği, Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 5653 sayılı Yasa ile değişik 3116 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmüne göre kurulan makiye ayırma komisyonunun,
6831 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasal hiçbir dayanağının kalmadığı, yörede 1953, 1957 ve 1963 yıllarında yörede makiye ayırma çalışması yapan komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştıkları, bu nedenle yaptıkları makiye ayırma işlemlerine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği, 1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu tarım arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 sayılı Yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüzi bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin (2 nolu 2. madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, 4785 sayılı Yasa hükümleri gözönünde bulundurularak 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada orman sınırları dışında bırakıldığı, 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 sayılı Yasa ve 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da (3402 sayılı Yasanın 22/1. maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının
sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı Yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı Yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılmasının yasaya uygun olduğu,
Dava konusu taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanama olanağı da bulunmadığı hususları gözetilerek, yöntemine uygun olarak yapılan araştırma sonunda orman sınırları içinde kaldığı belirlenen çekişmeli 2411 ada 7 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 49 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin davanın kabulüne, çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı belirlenen ve … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 326 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin davanın ise reddine karar verilmeli, 6099 sayılı Yasa hükümlerine göre davalı taraf aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeden, eksik incelemeyle karar … olduğu biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı …’ün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 24/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.