YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15554
KARAR NO : 2011/997
KARAR TARİHİ : 14.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Köy Tüzelkişiliği vekilleri, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Köyü, … mevkiinde bulunan toplam 86.000 m2 yüzölçümlü taşınmazın 1982 yılında 766 sayılı Yasaya göre yapılan tapulamada taşlık olarak tespit harici bırakıldığını, tapuda kayıtlı olmadığını, köy halkına ait hayvanlarının otlatılması için uzun yıllardır mera olarak kullanıldığını iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre köy tüzelkişiliği adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişisi Abdurrahman Kale tarafından düzenlenen 10.06.2009 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen taşlık – kayalı alan dışında kalan 78.698.25 m2 yüzölçümündeki taşınmazın … Köy Tüzelkişiliği adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 766 sayılı Yasaya göre yapılmış ve 14.01.1983 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın resmi belgelerde orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının davacı köy tüzelkişiliği yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmişsede yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyleki; Taşınmaz yörede 766 sayılı Yasaya göre 1982-1983 yılında yapılan tapulamada kadastro paftasına göre taşlık niteliği ile TH (Tespit Harici) bırakılmıştır.
Davacı köy tüzelkişiliği, 86000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın hayvanların otlatılması amacıyla kullanılan orta malı bir yer olduğu ve üzerindeki ağaçların da korunduğunu belirterek otlak-mera niteliğindeki taşınmazın adlarına tescilini istemiştir. Mahkemece taşınmazın tahsisli veya kadim mera olup olmadığı araştırılmamıştır. Ziraatçı bilirkişi raporunda, aşırı ve zamansız otlatmadan kaçınmak şartıyla hayvan otlatmak üzere çayır-mera amaçlı kullanılacağını bildirmiş ise de ek raporunda 78698,25 m2 kısmında tarım yapılabileceği kanaatindeyim diyerek çelişik durum yaratmıştır. Ziraatçının ana ve ek raporundaki bu çelişki üzerinde durularak yöntemince giderilmemiştir. Yine uzman orman bilirkişi ve ziraat bilirkişisi raporlarında, taşınmazın üzerinde dağınık vaziyette yer yer meşe ağaçları ile yabani meyve ağaçlarının bulunduğunu beyan etmişlerdir. Meşe ağaçları bilimsel olarak ağır tohumlu ağaçlar içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile rüzgar taşımasıyla yetişmesi mümkün bulunmadığı gözetilmemiş, taşınmazın öncesinin belirlenmesi bakımından eski tarihli hava fotoğrafları da incelenmeli ve taşınmaz üzerinde meşe ağaçlarının yaşı, adedi, kapalılık teşkil edip etmediği belirlenmeli, memleket haritası ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenip birbiri üzerine aplike
edilmemiş, komşu parsellerin tutanak örnekleri ile varsa revizyonları tapu ve vergi kayıtlarının getirtilip fen bilirkişisi ve yerel bilirkişiler eliyle uygulanarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu da araştırılmamıştır. Eksik araştırma ve incelemeye, yetersiz ve çelişik bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.
Mahkemece, eski tarihli ve 1980-1990 tarihli memleket haritaları, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; üzerindeki bitki örtüsü ve cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı belirlenmeli, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, meşe ağacının ağır tohumlu ağaçlar içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar gibi etkenlerle taşınarak yetişmesi mümkün olmadığı, toprak altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden oluşacağı gözetilmelidir.
Yukarıda açıklanan araştırma sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığı takdirde taşınmazın kadim veya tahsisli mera olup olmadığı araştırılmalı, bu nedenle taşınmazın tahsisli mera olup olmadığı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden sorulmalı, bu yerden yararlanmayan komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, nasıl ve ne şekilde hangi tarihten beri kullanıldığı sorulmalı, ziraatçı bilirkişiden taşınmazın öncesinin ve aktüel durumunun ne olduğu, mera olup olmadığı yönlerinde doyurucu ve bilimsel rapor alınmalı, yine yerel mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, nasıl ve hangi tarihten beri kullanıldığı sorulmalı, komşu parsel tutanakları getirtilerek varsa dayanak kayıtları uygulanıp, taşınmaz yönünü ne okuduğu ve üzerinde mera bulunup bulunmadığı belirlenmeli, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar araştırılmalı, meraların yetkili organlarca nitelikleri değiştirilmedikçe zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile edinilmeleri, başka bir anlatımla meraların süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılmayacağı gözetilmeli ve dava dilekçesindeki açıklamalar ve hukuki nitelendirme de değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.